Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Gıda enflasyonu düşmezse…’
17 Mart 2026Tarımda üretici fiyatları endeksi yükselmeye devam ediyor. Siz bunu son üç ayın en hafif yükselişi diye de satmaya kalksanız, aylardır devam eden yukarı yönlü seyir, dünyada gıda fiyatları düşerken bile dinmeyen fiyat artışları çok ciddi bir problemle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor.
Mart ayı itibariyle hayatımıza giren İran riski ve akabinde yaşananların, navlundan petrol fiyatlarına kadar bir dizi başlığa etki edeceği, bunun da enflasyonu yukarı yönlü besleyeceği zaten çok açık. Sadece bizde değil tüm dünyada problem haline gelmiş bir başlıktan söz ediyoruz.
Tüm bunlara ilaveten bizde dinmeyen tarım üretim maliyetlerindeki yükseliş, bir tarafta satın alma gücü göçmüş bir tüketici gerçeğini, diğer tarafta makroda çarpık da olsa zihniyete sahip bir ithalatla terbiye faktörünü, üretenin de ayakta kalma mücadelesini zorlaştırıyor.
Bu alanda zorlandığımız gibi geliri gitgide güdükleşmiş ve üç ana tüketim kaleminden biri gıda haline dönüşmüş insanların, daha az ürüne daha çok fiyat ödeyeceği, bunun da büyüme diye kendimizi kandırmaya yol açacağı bir kapı ardına kadar aralandı.
Öncelikle dezenflasyon sürecinin devam ettiğine dair söylemleri bir kenara bırakıp, yangını görmek gerekiyor. Çünkü bu yangın normal bir enflasyonla mücadele kapsamında nitelendirilecek bir mesele değil.
Türkiye’de insanların yoksulluktan yoksunluğa geçiş yaptığı bir süreçte, siz Rusya’ya yapılan gıda ihracatını haber yaparken, insanların içeride varlık içinde yokluk çektiğini göz ardı ediyorsanız, günün sonunda ne enflasyonla mücadele kalır, ne de bunu destekleyecek bir üretim gücü.
Bu ülkede verilerin de, gelirlerin de, giderlerin de tekrar masaya yatırılması gerekiyor. Hatta temenniler manzumesini ekonomi programı zannetmekten vazgeçip, doğru düzgün bilime dayalı verilerden oluşan bir yol haritası ve eylem planı ihtiyacı bulunuyor.
Kimsenin inanmadığı rakamlarla ortaya konulan tablonun ne kimseye bir faydası var; ne de ekonomik mücadele açısından sonuç verebilme ihtimali… Bu nedenle artık şu uyku halinden kurtulup, normalde zaten sıkıntılı olan tabloya, ilave olacak jeopolitik risk kaynaklı maliyetleri de ekleyerek bir yüzleşme ihtiyacını görmemiz şart.
Çünkü bugünkü haliyle bile tarımın ne kadar stratejik bir sektör olduğu, sıradan bir sektör gibi yaklaşılamayacağı, bu alandaki üreticiyi plansızlığa kurban etmemek gerektiğini, ithalatla terbiye edilmesinin de son derece önemli bir hata olduğunu anlamamız gerekiyor.
Elbette bunlara karşılık, mevcut ekonomik yöntemleri, rakamlarla kendini avutmayı, başkalarını da ikna ettiğini zannetmeyi sürdürebiliriz. Fakat ne yazık ki tüm bunların ne bize ne de rakamlara faydası olmayacak.
Kendi kendimizi kandırmaktan ya da kandırdığımızı zannetmekten dönelim ve gerçekten ekonomiyi yönetmeye karar verelim. Çünkü bu hızla bir milli güvenlik sorunu haline geliyor.


