Çetin Ünsalan: Yeni bir ekonomik program talebi
19 Nisan 2026Geçtiğimiz haftaya damgasını vuran en önemli olay, bankacılık sektörünün en önemli aktörlerinden birinin ekonomik programı tartışmalı hale getiren çıkışıydı. Yanlış anlaşılmasın, program zaten tartışmalı, ortaya konulan ifade lisanı münasiple ‘işlerin yürümediğini’ anlatmaktan ibaretti.
Elbette açıklamanın hemen arkasından tepkiler büyüdü ve aynı isim, enflasyonla mücadeleye baştan beri destek verdiklerini, kastının mevcut koşullarda iyileştirmeler ve farklı bakış açısı geliştirmenin gerektiği yönünde olduğunu söyledi.
Benzer çıkışların daha önce reel sektörün temsilci kanadından da geldiğini gördük. Yine aynı tepkiler gecikmedi. Esasen durum ne biliyor musunuz? Siz bir yolculuğun başında hatayı görüp, susarsanız, sonrasında zaten hem konuşma hakkınızı yitiriyorsunuz, hem de zamanında sustuklarınız size geri adım attırmayı becerebiliyor.
Çünkü artık yapılan yanlışa göz yumarak da ortak haline geliyorsunuz. Bu ülkede enflasyonla mücadele edilmemesi gerektiğini söyleyen var mıydı? Herkesin hemfikir olduğu konudaki tartışmanın nereden çıktığını hatırlamazsanız, bugün yaptığınız çıkışların da anlamı kalmaz.
Rasyonelleşme diye hayatımıza ikinci kez giren, ama rasyonel yaklaşımlara verilerin gerçekliğini sağlayarak başlamayan bir ekonomi yönetimi zihniyeti karşısında, o gün susarsanız, bugün konuşmanızın da çok anlamı kalmıyor.
Bir noktadan bir başka noktaya gitmek için yola çıkarken, varış hedefinizi yanlış belirliyor; güzergâhınızı doğru tanımlamıyorsanız, hem varmak istediğiniz yere varamaz, hem de aradaki yol sapmalarından şikâyet edemezsiniz.
Çözüm için ise, gittiğiniz yanlış yoldaki harcamalarınızı sineye çekip, yeniden akaryakıt deposunu doldurup, fazladan masraf edip, hedefinize yönelmelisiniz. Ama bu örnek ders almak üzerine kurulu.
Gözüken o ki, bizde ders alınmış bir görüntü fotoğrafı yok. Onun yerine yanlış yolu, doğruya çevirmeye çalışan bir tavırla karşı karşıyayız. Zira kimse açıktan yanlış işlere imza atıldığını söylemeye cesaret edemiyor.
Öncelikle şunun altını çizmek gerekir ki, her sorunun bir çözümü vardır. Fakat çözüm öncelikle sorunun kabul edilmesiyle başlanması gereken bir yolculuktur. Sorunu yok sayarak çözüm arayışında olmak, sadece ödenen faturayı arttırdığı gibi, sizi çözüme de ulaştırmaz.
Ekonomi yönetiminin ve onu en başından beri ses çıkarmadan dolaylı destekleyenlerin, bugün içinde bulunduğumuz büyük sapmadan yakınmaya hakkı olduğunu düşünmüyorum. Ya açıkça hatayı ortaya koyacaksınız ya da ‘sizin hatanız yok ama’ izlenimi veren yaklaşımlardan sonuç beklemeyeceksiniz.
Halen programın revizyonundan bahsediyorsanız, ikinci şıktasınız demektir. Çünkü ortada en başından beri altını çizmeye çalıştığım gibi bir ekonomi programı yok. Temenniler manzumesini ekonomi programı diye yutturmaya kalkarsanız, ne sonuçları sürpriz olur ne de ödenecek faturanın boyutu.
