FÖŞ yazdı: Reis bizi toptan psikoza soktu
18 Nisan 2026Mahşer Günü’ne benzer berbat bir hafta geçirdik. İran Savaşı bir bitti, bir başladı. Enflasyon azdı. Yetmezmiş gibi, tüm milletimi yasa boğan vahşi okul saldırıları gerçekleşti. Bu makale size verilecek kötü bir haber. Önce, İran Savaşı sittin sene bitmez, nitekim Cumartesi İran, İslamabad’da yapılması planlanan ikinci tur ateşkes müzakerelerine katılmasının kesin olmadığını beyan etti. Hürmüz Boğazı yine kapalı ve giren çıkana ateş açıyorlar. Brent Pazartesi yine $110/varil, kıyma-berber-saç ekimine %20 zam.
Ama asıl konum okul vahşeti. Bu konuda zaten benden başka eli kalem tutan, YouTube kanalı olan ve TV’lerdeki açık oturmalara katılan herkes bir şeyler söyledi. FÖŞ’ün ekleyeceği yeni bir şey olabilir mi? Olur, hem de öyle bir olur ki küçük dilinizi yutacaksınız. İki mesajım var size ey günahkâr faniler. Bu şiddet olayları tırmanarak, genişleyerek devam edecek. Reis ipin ucunu kaçırdı. İkincisi, bir sonraki aşamada zaten savaşın darbesini kaldırmakta zorlanan ekonominin bir güven şoku daha yiyip nakavt olduğunu göreceğiz.
Nereden çıktı bu okul saldırıları durup dururken derseniz—ki ben öyle düşündüm—sizin dünyadan haberiniz yokmuş. Geleceğini reklam panolarında ilan eden bir vakaydı bu. Anlatayım, linkte göreceğiniz Gündemar anketine göre daha Ocak ayında vatandaş toplumda ve özellikle gençlerde şiddet eğilimin arttığını sezmiş, kendini evinde dahi güvende hissetmediğini eklemiş. Sanırım Metropoll yaptı, yine aylar önce açıklanan bir anketin sonuçlarına göre katılımcıların %50’si psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyor. Her yıl antidepresan satışı rekorları kırıyoruz[1].
Bir kaynağa göre Türkiye’de her 5 yetişkinden biri davalı, bunların hepsi devletle değil ama bireyin ciddi bir stres unsuru olan hukuki sorun var. Bir ikinci kaynağa göre geçen sene devletin çeşitli aygıtları vatandaşa 6 milyon dava açmış. Bir üçüncü kaynağa göre yine geçen yıl 349 bin vatandaş devlet tarafından dava edilmiş. Bu toplum kafayı yemez de ne yapar?[2]
İyi ama bunlardan Sevgili Reis’im RTE’yi nasıl sorumlu tutabiliriz ki? Nasıl tutmayız yaa? Türkiye’nin mutlak hâkimi o değil mi? Daha somut konuşayım, bu tür şiddet vakalarının bir nedeni toplumun onu makul davranmaya yönlendiren değerlerini ve bağlarını kaybetmesi, bu RTE’nin suçu değil. Ama ikinci bir şiddete başvurma nedeni olan sosyal baskı onun eseri. İçki sigara erişilmeyecek kadar pahalı, ama devlet tarafından kayırılan kartellerin her köşe başında sattığı uyuşturucu sudan ucuz. Bir konsere gidemezsiniz, sanatçı milli değer ve ananelere aykırı lirik kullandığı için yasaklanmış. Diyanet her okula sızmış, genç beyinlere şehadetin erdemi gibi akılsız şeyleri ezberletmekle meşgul. Dövme yaptırsan, burnuna halka taksan, mini etek giysen, LGBTQI olsan her an dayak tehdidiyle yaşıyorsun. Tüm kadınlar aile içi şiddetten korkuyor, çünkü İstanbul Sözleşmesi’nden çıkan Erdoğan rejiminin onu korumayacağını çok iyi biliyor. İşte bunlar Erdoğan’ın suçu.
İkinci büyük suçu, liyakat unsurunu toplumsal hayattan def etmek. Artık hangi üniversiteden mezun olduğunuz, iş tecrübeniz, alın teriniz, hiçbir şey size daha iyi bir yaşam kazandırmıyor. Muhakkak Erdoğan’ın Beşli Çetesi veya AKP tarafından kayırılacaksınız ki iyi bir iş bulun. Toplumun tepesinde bir %20 var, her gün biraz daha zenginleşiyor ve cenaze arabası boyunda jipleriyle size nispet yapıyor. Bunların yarısı çok akıllı ve zeki seküleristler, diğerleri ise edindikleri tüm dünyevi nimetleri Erdoğan’a sadakat borçlu olan Elit-AKP. Vatandaş bunları görüyor ve yarına umudunu kesiyor. Yarına umudu kesenler için yaşamın da kıymeti kalmaz, ya intihar ederler ya da geçen hafta gördüğümüz gibi şiddete başvururlar.
Tabii atlar kaçtıktan sonra ahırın kapısına kilit vuruluyor, güya tedbir alınıyor. Hadi canım sen de. Türkiye’de polis ve istihbarat örgütlerinin birinci misyonu muhalifleri takip edip gözaltına almak. Zaten her okulun kapısına bir polis koysan kaç yazar? Polis de var beylik tabanca, akıl hastası saldırgan otomatik tüfekle geliyor. Herkesin silahlanıp Facebook’ta yarı makineli tüfeklerle poz verdiği bir ülkede, bir kez rastgele insan öldürmek gibi bir fikir yayıldığında, taklit eden çok olur.
İkincisi, İran Savaşı’ndan önce ekonomi yavaş da olsa düzelmeye başlamıştı. Bireyler yavaş yavaş yarınların daha güzel olacağı tezine ısınıyorlardı. Savaş her şeyi berbat etti. Bu sene hem yükselen enflasyon hem de artan işsizliğin stresini çekip iyice manyak olacağız.
Özetle, Türkiye yeni ve tarihte görülmemiş bir şiddet kısır döngüsünün eşiğinde. Bu tezim doğruysa, olaylar okullarla sınırlı kalmaz. Yarın bir psikopat AVM basar, ya da sinemada ateş açar ya da en kötüsü tatil köyü basıp turistlere ateş açar.
Bunlar da bir güven şoku yaratır. Vatandaş, sokağa çıkmanın, halk içine karışmanın ölüm tehlikesi yarattığı kanaatine varırsa, tüketim de bıçak gibi keser.
“Çare nedir FÖŞ?” derseniz “Yok” derim. Rejim değişmez, çünkü önümüze sandık gelmeyecek. Geçen haftaki saldırıları üreten sosyo-ekonomik yapı her gün biraz daha köhneleşecek. “Ben gün yüzü görmedim, siz de görmeyin” diyenler çoğalacak.
Hepinize peşinen Odin’den rahmet dilerim
[1] Kutu Satışlarında Patlama: 2016 yılında 45 milyon kutu olan antidepresan satışı, 2025 yılı itibarıyla 71,5 milyon kutuya yükselerek son 10 yılda yaklaşık %58,5 artış gösterdi. Son Bir Yıldaki Artış: Sadece 2024’ten 2025’e geçerken ilaç kullanımı yaklaşık 6 milyon kutu (%9) arttı
[2] Toplam Şüpheli Sayısı: 2025 yılı verilerine göre savcılıklardaki dosyalarda kayıtlı toplam şüpheli sayısı 16 milyon 773 bin 992 kişidir. Bu, Türkiye’deki her 5 kişiden 1’inin devlet nezdinde “şüpheli” sıfatıyla bir soruşturma dosyasında yer aldığı anlamına gelmektedir
.İdari Yargı (Devlete Karşı Açılan Davalar): Kamu kurumlarının işlemlerine karşı açılan davaların görüldüğü İdari Yargı mahkemelerinde 2025 yılında açılan yeni dava sayısı 810 bin 840 olarak kaydedilmiştir
.Siyasi ve Terör Suçları: 2025 yılında sadece siyasi ve terör bağlantılı suçlamalarla hakkında soruşturma yürütülen kişi sayısı 340 bin 52 olmuştur
.Cumhurbaşkanına ve Devlete Hakaret: 2025 yılında “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) ve “Devletin kurumlarını aşağılama” (TCK 301) suçlarından açılan dava sayısı 59 bin 780’e yükselmiştir
Turkish Minute
.Genel Dosya Yükü: İcra dairelerindeki 35 milyonu aşkın dosya da dahil edildiğinde, adliyelerdeki toplam dosya sayısı yaklaşık 45 milyona ulaşmıştır
