Sosyal Medya

Veysi Dündar: TÜRKİYE LAİKTİR, LAİK KALACAK

16 Ağustos 2021

 AL SANA ŞERİAT

İnsanlar 250 km hızla kalkış yapan uçağa tutunarak kaçmaya çalışıyordu Afganistan’dan. Bir bilgisayar oyunundan yada çizgi filmden fırlamış sahneler gibiydi gördüğümüz.

Çocukken Tom ve Jerry izlerdik. Jerry, Tom’a envai çeşit işkence yapardı. Uçaktan atardı. Bir insanın uçağa tutunup kurtulabileceği hayaline kapılmasının şaşkınlığını yaşadık.

Şeriat mı istiyorsun?

“Al sana şeriat” diyor Taliban.

Aslında basit bir takasa da imkan var.

Ülkemizde şeriat isteyenlere karşılık Afganistan’dan gelen mülteciler var. Afganın dininden şüphesi mi var? Tabii ki yok. Ama Taliban’dan bayağı endişeli.

Düşünsenize 15 yaşından büyük kızlar cariyemiz olacak diye kapı kapı geziyorlar. Yakın zamanda yazmıştım Türkiye’ye kaçan Türkmen ailenin dramını.

VATANDAŞ LAİK OLMAZ(MIŞ)

Tam burada alay konusu edilen bir slogan çınlıyor kulağımızda : “Türkiye Laiktir Laik Kalacak.”

Slogan değil aslında.

TC Anayasası Madde 2:

“Türkiye Cumhuriyeti Laik Demokratik bir Hukuk devletidir.”

Demagojinin bini bir para ya.

Hemen sağdan soldan duyarız homurtuları.

“Vatandaş laik olmaz Devlet laik olur.”

O zaman vatandaş demokrat da olmaz, hak da tanımaz, toplumu da iplemez.

Yok öyle demagoji artık.

Türk sağı Türkiye’yi hangi uçurumun kenarına kadar taşıdığını anlamak için, Google’a Kabil Havaalanı yazsa yetecektir.

AMERİKANIN BÜYÜK BAŞARISI : TÜRK SAĞI

Türkiye’de Laklikle uğraşmanın, dini siyasete alet etmenin Amerika’nın soğuk savaş döneminden kalan bir stratejisi olduğunu anlamak için, Afganistan herkese yeter.

Amerika olmasaydı Türkiye’de sağ kesintisiz iktidarını devam ettirmez, dini siyasete alet etmek bu kadar kolay hale gelmezdi.

Amerika’nın Afganistan’da 1979’da kurduğu saatli bomba patlamak için 2021’i bekledi.

 

Elbette Afganistan dertsiz masa örtüsü değildi.

Elbette başta İngiltere olmak üzere emperyalizm ülkenin başına en ağır çorapları çoktan örmüştü.

Yine de küresel köye dönen dünyada Afganistan’da kendine bir yol bulabilirdi.

Dünyanın en bahtsız ülkesi olmayı, kimsenin yaşamak istemediği yer olmayı hak etmiyordu.

 

Amerika en büyük şeytanı yenmek için din silahına oynamıştı.

Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi.

Bu ülkede de bütün muhalifler solcu, bütün solcular komünist, bütün komünistler dinsiz formülü işletilmedi mi?

Yada tam tersi bir bakışla din elden gidiyor sloganı ile kitleler kışkırtılmadı mı?

Din elden gitti mi peki?

LAİKLİK SİZE NE YAPTI?

Atatürk’ün Reform hareketine öykünerek giriştiği ana dilde ibadet çabasını, “din elden gidiyor” diye yaftalayabilirsiniz.

Ama bu çaba yarım kalmış geri adım atılmıştır. Din (sözde) elden gitmemiştir.

1950’den 2021’e kadar ülkeyi neredeyse kesintisiz aynı gelenek giderek daha da dinselleşen bir siyaset tarzı ile yönetmiştir.

Din elden gitmemiştir. Tam da tersine laiklik tehdit altına girmiştir.

Oruç yedi diye insanlar dövülmüş, Alevi diye insanlar yakılmış, açık giyindi diye parklardan kovulmuştur.

Başörtüsünü kamusal alana taşıma tartışması ise bütün bu sürecin belki de en netameli başlığı olarak özel bir önem taşımaktadır.

Laikliğin önemli bir kalesi sanılan başörtünün hiç de öyle bir rolü olmadığı başörtünün havuza bile girdiği bir ortamda anlaşıldı.

Aynı şey İmam Hatiplerde de oldu.

Cumhuriyetin özenerek açtığı okullar İmam Hatip’e döndü ama ortada dindar nesil falan yoktu.

 

Sonuçta Laikliğin kumdan kaleleri, İslamcıların ağır top atışlarıyla yıkıldı fakat Laiklik özüyle varlığını korudu.

Laiklik Anayasanın 2. Maddesinde kale gibi duruyordu çünkü.

DİN İSTİSMARININ 50 TONU

Bu kaleyi yıkmak kumdan kaleleri yıkmakla bir değildir. Bunu hayal edenlerin aklından geçenler arasında laiklikten ari bir Türkiye olduğunu anlamak müneccimlik değil.

Taliban’ın yani aslında öğrencilerin bir araya gelip koskoca bir ülkeyi zaptetmeleri ortak inancın zaferi değil, 2.Dünya Savaşı sonrası ikiye bölünmüş dünyanın; “düşmanın düşmanı dostum” politikasının neticesidir.

Bu deneme Türkiye’de kimilerinin iştahını açabilir fakat kendilerine kötü haberi hemen vereyim : Anayasayı değiştirmek kanal değiştirmeye benzemez.

Türkiye’de din istismarının zirvesini kendilerine “ne istediniz de vermedik” diye en tepeden hitap edilen bir cemaatin devletin protoplazmasına sızması ile yakın zamanda yaşadık.

Şu anda da Menzil vs dine dayalı bir yapılanma ile öne çıkmıyor mu? Tamam bir Taliban değil fakat ortada  kabul edilemez bir ayrıcalık hali var.

 

Türkiye ilelebet laiktir laik kalacak bir slogan değildir. Bir durum tespitidir.

Aksi mümkün olmayacağı için bu böyledir.

 

Analiz, Veysi Dündar 16.8.2021

 

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları