Sosyal Medya

Konkordato ve iflaslar bitmedi, bitmez de

23 Haziran 2019

Siz bu satırları okurken, ben de yazmayı bitirmiş olacağım.  Bu gün hayatımın bir evresine noktayı koyup beyaz bir sayfa açma niyetindeyim. Heyhat, o karar bana değil AKP’ye ait. 2010 yılından bu yana devam eden gerginlik-hakaret-yalan-hile-oy çalma dolu seçim  maratonu Ekrme İmamoğlu’nun İstanbul Belediye Başkanlığını’nı kazanması ile bitecek Odin kısmet ederse. Bence Sevgili Başkanım Erdoğan ve AKP de sonucu kabullenecek ve artık Türkiye’de herkes işiyle gücüyle meşgul olacak.

 

Benim işim-gücüm olmadığı için yeni kitaplar yazmaya başlayacağım.  İlki “Türkiye Niye Kalkınamaz?” başlığını taşıyor.  Sonra artık her yıl gelenek haline getirdiğim yılın hikayesini yazdığım kitabımı derlemeye başlayacağım. Şu ana kadar 3 kitap yayınladım, hepsi de Türkiye’nin gerçek ekonomik hikayesini yazmak amacıylaydı.

 

Okurların bazıları “makalelerini toplamışsın” diye şikayetçi oldular. Kitaplarımda makalelerimden çok daha fazlası var. “Hakim görüşün” elinde köle olmuş “ana akım medya” ve Stockholm Sendromu ve paranoyaya sağlam yazmış “muhalif medya” arasında paten kayarak ortodoks bir ekonomi düşünürünün penceresinden aktarıyorum ekonomiyi. Kitaplarımın satıp satmadığı da hiç umurumda değil. Onlar gelecek nesil ekonomi tarihi inceleyeceklere ışık tutacak. İçinden geçtiğimiz bu toplu cinnet isterisi bitince, birileri herhalde objektif  bir ekonomik tahlil yapmak ister de kaynakça arar diye yazıyorum.

 

Bu okuduğunuz da 2020 yılı başında yayınlanacak kitabıma kesin  girecek bir makale. Büyük ölçüde alıntılardan oluşuyor ama dedim ya, ben anti-vaka nüvisim.

 

Değerli 2030 tarih araştırmacıları, Türkiye’de özel sektörün niye battığını araştırdığınızda, karşınıza hiç bir Paralel Evren’de akla sığmayacak zehirli icraatlar demeti çıkacak. Bu makalenin konusu da iflas etmesi gereken şirketleri önce konkordatoya yönlendirip, tüm alacaklılarını batırmaktı. Baktılar iş çığrından çıktı, artık her gazetede konkordato manşeti var, bu sefer konkordato zorlaştırıldı.

Yetmedi,  daha da zehirlisi yapıldı. Kamu ebeliğinde yeniden yapılandırma diye bir süreç icat ettiler.  Ölü borçlar bankalar tarafından “yeniden yapılandırıldı”. Yani, borç sorunu 2-4 yıl sonraya atıldı. Bu vesileyle  bankaların gerçek batık kredi oranı resmi %4.4’ün kat be kat üstüne çıkıp, sistem toplu halde “Kötü Banka” görevi yapmaya yönlendirildi, ama ossun.  Arada seçim vardı. Hiç bir büyük firmanın batması ve hele hele  işçi çıkarması kabul edilemezdi.

Ama ekonomi emirle yönetilmiyor, Kardeşler.  Uygulanan dur-kalk politikaları yüzünden resesyon biteceğine ağırlaştı, kredi faizleri müdahaleye rağmen yükseldi, çünkü bankalarda TL pasif genişlemiyordu. Nitekim  konkordato ve iflaslar da yeniden başladı.

Bakalım önce TUIK’in hemen hiç dikkat çekmeyen Nisan sektörel ciro endekslerine, çünkü çok acıklı bir hikaye anlatıyorlar:

 

TÜFE %20, ÜFE %30, dört temel sektörden ikisinin cirosu enflasyonu dahi karşılamıyor. Batık. Sanayi ve hizmetler TÜFE enflasyonu üstünde ciro üretiyor ama ÜFE’ye mağlup düşüyor. Onların da en azından karlılığı azalıyor demek yanlış olmaz herhalde.

 

Sorarım, karlılığı hatta cirosu enflasyonla baş edemeyen şirket kredi borcunu nasıl ödesin?  Öderse, geriye istihdam ve yatırım yapacak fon mu kalır?

 

İki birbiriyle bağlantılı problem daha reel sektörü gebertiyor. Birincisi, özel bankalar  tükendi. Artık kredi veremiyor, ispatı aşağıdadır.

 

İkincisi tüm baskılara rağmen, hem mevduat hem de kredi faizleri yükseliyor. Onun da ispatı aşağıda:

 

 

Ne demek bu?   KOBİ artık işletme sermayesi için kredi bulamıyor. Eski kredileri yeniden yapılandırsa ya da re-finanse etse daha fazla finansman gideri yazacak.

 

Bu kısır döngünün sonuçlarını da size basından aktaracağım:

 

Artık iş kolu bazında konkordato dönemi başlıyor

 

Yumurtacılar Birliği (YUM-BİR) Yönetim Kurulu Eski Başkanı ve aynı zamanda yumurta üreticisi Hasan Konya, “Türkiye’nin başarısı için çalışan ve her yıl üzerine koyarak büyüyen bir sektör batıyor. Yazıklar olsun ki bu batışa ses çıkaran, sorunlarla ilgilenen tek kimse yok. Bu sektör, üretimde dünya 9.’su ihracatta ise dünya 3.’sü. Ülke ekonomisi için büyük önem arz eden bir sektörün temsilcisiyiz biz. Bu kötü gidişata bu kadar da kayıtsız kalınır mı?” eleştirisinde bulundu.

Ülke üreticisinin heba edildiğini kaydeden Konya, “Üretici, daha iyi şeyler yapmak için borçlanıyor. Ama ferasetsiz yönetim anlayışı sonucunda işin sonu getirilmiyor. Ortada bir planlama yok. Eğer olsa o zaman üretici de tüketici de rahat bir nefes olacak. Milli lafını duyuyoruz da, ortada icraat yok. Biz öldük, çekinecek bir şeyimiz kalmadı. Yetkililer, bunları bilsin” dedi. (Kaynak:  Tarımdan Haber, https://www.tarimdanhaber.com/ekonomi/yumurta-ureticileri-kus-gribi-donemini-arar-hale-geldi-h12271.html)

 

 

(Elektrik)  Tedarik şirketleri, genel olarak üreticilerden aldıkları elektriği, “serbest tüketici” konumunda bulunan ve ikili anlaşma yaptıkları müşterilerine satıyor. Bu kapsamda tedarikçi şirketlerin yüzde 10’a kadar ulaşan indirimli elektrik satışları gündeme geldi.

Ancak, son dönemde piyasada yaşanan sorunlar nedeniyle serbest tüketici sayısı azaldı. Tedarikçiler, abonelerini kaybetti. Fiyat avantajı ortadan kalktı. Piyasa, önemli ölçüde daraldı. Tüketiciler, elektrik ihtiyaçlarını, tedarikçi yerine dağıtım şirketlerinden almaya başladı.

Bu gelişme sonrasında tedarik şirketleri, mali olarak zora girdi. Hem müşterilerine hem de dağıtım şirketlerine karşı yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandı. Bu şirketlerden bazıları iflas etti, bazıları da konkordato ilan etti. (Kaynak:  Haberturk, Olcay Aydilek, https://www.haberturk.com/elektrikte-konkordato-talebi-2493499-ekonomi)

 

Konkordato İstanbul’u terketti Sayın Seyirciler, ama Anadolu’nun gözbebeğimiz olan sanayi kentlerini kasıp kavuruyor:

 

Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi, konkordato başvurusu yapan Denizli’nin en büyük mermer firmalarından Kömürcüoğlu’nun sahibi Nihat ve İlker Kömürcüoğlu için 12 Haziran 2019 tarihinden başlamak üzere 1 yıl kesin mühlet verilmesine karar verdi. (Kaynak: Denizli Kent Haber, http://www.denizlikenthaber.com/denizlili-dev-firma-konkordato-aldi/15435/)

 

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD); İzmir Başkanlığı’nı uzun yıllar yürüttükten sonra geçen 27 Ocak’ta görevi Bilal Saygılı’ya devreden, Ülkü Grup’un Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Ülkü ve kardeşi Mustafa Ülkü konkordato ilan etti.

Sonkale.com’dan Mustafa Akbaş’ın haberine göre; perakende zincir mağazaları, züccaciye, elektrikli küçük ev aletleri, beyaz eşya ve mobilya ile sektörün lideri olan Ülkü Grup, henüz 8 ay önce, “Hanzede” markasıyla dünyaya açılmış ve hedef büyüttüğünü açıklamıştı………Ne yazık (Kaynak:  OdaTv, https://odatv.com/musiadin-eski-baskanindan-sok-karar-12061937.html)

 

Sonu gelmez bu acıklı masalın da, bir kaç örnek daha vereyim:

 

Eski Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) İzmir Başkanı Ümit Ülkü ve kardeşi Mustafa Ülkü’nün konkordato haberinin yankıları sürerken yarım asırlık May Group bünyesinde faaliyet gösteren Aksoy Ailesi’ne ait Maysa Yağ A.Ş. de bu halkaya katıldı.

May Group bünyesinde faaliyet gösteren  Maysa Yağ AŞ, Maykim Kimya AŞ, Maypa AŞ, Unimar Pazarlama AŞ için açılan konkordato davasında 1 yıllık kesin mühlet verildi.

Öte yandan Gökçe’nin aktardığına göre, yurt içi ve yurt dışında binlerce konut inşa eden Başarır İnşaat AŞ ile grup şirketleri Başarır Enerji AŞ ve Etken Elektrik için de konkordato talep edildi.

(Kaynak:  Aktif  Haber, https://aktifhaber.com/ekonomi/yarim-asirlik-yag-devi-de-konkordato-ilan-etti-h133899.html)

 

 

Şu mektup da bir konkordatonun nasıl yüz haneyi yaktığını çok güzel anlatıyor:

 

“Geçen yıl şirketim battı. Bu yıl yeni bir şirket kurdum ve bankalara 1,5 milyon TL borcum var. Ama piyasa kötü, satışlar çok az. Sürekli yeni kredi paketleri açıklayan hükümet, onun yerine mevcut borçlarımız için bir çare bulmalı.”

S.U’nun şirketi 2018’de konkordato ilanlarının arttığı dönemde iflas etmiş. Alacaklı olduğu şirketlerin tek tek konkordato ilan etmesi ile çekleri elinde kalan S.U, kendi alacaklılarına borçlarını ödeyemeyince çareyi kapıya kilit vurmakta bulmuş. Şimdi ise mevcut borçlarını çevirebilmek için yeniden borçlanmanın hesabını yapıyor. (Kaynak:  T24, https://t24.com.tr/haber/yeni-kredi-paketi-dertlere-care-olacak-mi,826176)

 

Bu darboğazdan nasıl çıkarız Birader?   Reform, kamu tasarrufu ve IMF kaynağı. Şu seçimleri bir atlatsak…Siyasetçinin beyni oy avcılığından ekonomi doktorluğuna yönelse…

 

 

Websitemde yeni makaleler burada

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları