Sosyal Medya

Veysi Dündar: HAKAN GÜNDAY DA EKONOMİSTMİŞ

9 Nisan 2022

UYSALLAR DİZİSİNDEKİ MANTIK HATASI

Son dönemlerin ses getiren işlerinden biri Uysallar oldu.
Ben dizinin henüz tamamını izlemedim ama izlerken ekonomiye dair bir başlık fazlasıyla ilgimi çekti.

Dizinin ana kahramanı mimar Oktay orta yaş bunalımına düşerken senaryoya göre krediyle aldığı evin borcunu ödemek için yaşadığı bu sıkıcı hayata mahkum kalmaktadır.

Dizinin gerçek zamanlı yani günümüzde geçtiğini düşündüğümüzde senaryo yazarlarının çok ağır bir mantık hatası yaptıklarını söyleyebiliriz.

Uysal ailesinin reisi Oktay Uysal pek çok konuda yanlış karar vermiş olabilir fakat bu kararlar içinde her halde en az yanlış olanı krediyle ev almak olmalı.

Türkiye’de krediyle ev almanın geçmişi yaklaşık olarak 15 yıldır. AKP iktidarının 2.yılı dolarken dahi Türkiye’de konut almak için uygun bir iktisadi ortam yoktu.

Bankalar uzun vadeli kredi vermek için ancak 2000’li yılların ortasından sonra motive oldular.

Türkiye’de şimdi 1 tanesi geri gelen, 2.si yola çıkan 6 sıfırın paradan atıldığı yıl 2004’tü.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Türkiye hızla dönüşmekteydi.
Türk parası tarihinde ilk defa serbest piyasa şartlarında istikrar kazanmıştı.

Dolar artık ülkenin ikame para birimi değildi. Çünkü Türk parası değer kaybetmiyor ve Türk parası üzerinden sadece kısa değil orta vadeli plan yapılabiliyordu.

Pek çoklarının enflasyonun kontrol altına alındığı yıllar olarak hatırladığı bu dönem aslında Türk parasının da değerini muhafaza ettiği yıllar olarak kayda geçti.

Bu noktada bu konuya dair kalem oynatan pek çoklarının bir konuyu ihmal ettiğinin altını çizmem gerekiyor.

Türkiye’de iktisadi istikrarın asıl kalesi kurun istikrarıdır.

Türkiye’de enflasyon farklı nedenlere dayanabilir ama diğer nedenler ne olursa olsun paramız değer kaybettiğinde, istikrardan söz etmemiz imkansız hale gelir. Bunun en canlı örneğini son devalüasyonla yaşadık. 2018 devalüasyonunda da aslında benzer bir süreci ağır biçimde yaşayabilirdik fakat pandeminin genel talep, arz dengesizlikleri ve enerji fiyatlarının sübvansiyonunu bunu o zaman yaşamamıza engel oldu.

2021 sonunda ise devalüasyonun ekonomik kaosa dönüşmesiyle beraber şartlar bütünüyle ülke aleyhine döndü.

Dünyada artan enerji ve gıda fiyatları TL’nin değersizleşmesiyle beraber tamamen ağır bir travma olarak yansıdı.

Türkiye gibi pek çok bölgenin merkezinde dünyayla tam entegre bir turizm ülkesinde aksini ummak zaten safdillik olurdu.

Bulgaristan başta olmak üzere komşu ülkelerin ülkeyi alışverişle talana soyunduğu bu konjonktürün başkaca tarifi ve gerekçesi yok.

Türk parası o kadar değersiz ki yüzlerce km öteden gelip alışverişi yapmak pahalı gelmiyor. Mal ve hizmetlerin pahalandığı bu ortamda gayrımenkul ise, güvenli liman olarak pahalanma olarak dahi tarif edilemeyecek seviyelere ulaştı.

Bundan sadece 6 ay ya da 1 veya 3 yıl önce alınan gayrımenkuller bugün hiçbir yatırım aracıyla mukayese edilemeyecek değerlere ulaştılar.
Ev fiyatları ve kiraları sıradan insanlar için astronomik seviyelere geldi.

Erdoğan’ın karşı olduğu faizin düşme ve çıkma potansiyeli varken artan ev fiyatların geriye dönme şansı bulunmuyor.
Erdoğan ekonomist ama bunu fark edemiyor…

Bugün İstanbul’da kümes denilecek evler 1 milyon liraya satılıyor. 1 milyonu Bankadan faizsiz alsanız ayda 10 bin lira ödemek zorundasınız (100 ay yani 8 yıl 4 ayda)..
Türkiye’nin her tarafında dalgalar halinde yayılan bu fiyat artışı kira açısından İstanbul dışında o denli etki yaratmıyor.

Bu bölgesel dengesizlik ortamı içinde “İstanbul’u daha nasıl tüketebilirim?” diye kafa yoran AKP’nin, zırçılgın kanal projesi ise zirvede ve zırvada bırakmak olarak sözde sırasını bekliyor.

Uysallar’ın pek çok hikayesi içinde yer alan bu “rezidansta hapis kalma” hikayesi en az inandırıcı başlık olarak yerini alıyor.

Oktay Uysal’ın başarısız bulduğu hayatının bundan sonrası için garantisi sayılacak olan evi almakla ne denli doğru karar verdiğini konudan anlayan herkes biliyor.

Uysallar’ın senaryosunu yazanlar iktisatçı aklına başvurmamışlar belli ki. Erdoğan gibi herkesin ekonomist olduğu bir Türkiye’de dizi çekerken ekonomiste danışılmasını ummak yüksek bir beklenti olurdu zaten.

Analiz, Veysi Dündar 9.4.2022
Paraanaliz

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları