Sosyal Medya

Modern Para Teorisi Nedir {2}

9 Nisan 2021

Modern Para Teorisini doğrudan kurucularının ağzından dinlemeye devam ediyoruz. İleride bu konuda araştırma yapacaklar için bir kaynak oluşturuyoruz.

 

Kursun web sayfası şuradadır. 

Kursun ikinci haftasında işlenen konuları kısaca özetliyorum.

Büyük Devletler 2. Dünya Savaşı sonrasında, uluslararası ödemelerin düzene girmesi ve dolayısıyla istikrarlı döviz kurlarının oluşması için Bretton Woods’da toplanmıştır. Bu toplantıda sabit döviz kuru sistemi benimsenmiştir. Peki, sabit döviz kuru sistemi nasıl işlemektedir.

Tüm paralar doğrudan dolara bağlı, dolar ise altına bağlı olacaktır. 35 doların değeri ise 1 ons altına eşit olacaktır. İlgili parite üzerinden 35 dolar aldığınızda, ABD Hazinesinin size 1 ons altın vereceği garantisi temelinde bir sistem oluşmuştur. Bu anlaşmaya göre, merkez bankalarına (dolar alıp satarak) belirlenen paritenin altında ve ya üstünde %1’lik bandı aşmayacak şekilde müdahale hakkı tanınmıştır. Altın arzının sınırlı olması ve ABD Hazinesinin ve bankalarının da dolar yaratırken ihtiyatlı olacakları düşünceleri ekseninde, tüm dünya için bu sistemin istikrarlı bir sistem yaratacağı düşünülmüştür.

 

Peki ne sıkıntılar yaşanmıştır?

Cari açık veren ülkelerin paralarının değeri (Çokomelli: İthalat yapmak için kendi parasını veriyor, ihraç yaptığında başka ülke parasını alıyor. Bunu bir havuz gibi düşünün; sisteme kendi parasından diğerlerine göre çok verdiği için parasının değeri düşüyor) diğer paralara göre düşmektedir.

 

Buna çözüm olarak, sıkılaştırıcı para ve maliye uygulanmaktadır. Bu politikaların sonucu da işsizlik doğmaktadır. Daha ayrıntılı makale şurada. (Bretton Woods uzun konudur, buraya referans verip kapatıyor hoca )

Artık dolar (dolar da altına bağlı) üzerinden birbirine bağlanan yerine, hiçbir değer bağlı olmayan fiat paralar ortaya çıkmıştır.

 

Bretton Woods sistemi altında hem merkez bankaları hem de hazineler para yaratımı konusunda kendilerini sınırlamaktadır, çünkü yaratılan fazla para döviz kurunun değer kaybetmesine neden olmaktadır. Bu nedenle, yapılan fazla vergi ve borçlanma yoluyla piyasadan çekilmektedir. Devletin bir finansal kısıtı vardır. ( Harcamalarla piyasaya likidite enjekte edildiği ve vergi /borçlanma yoluyla likidite çekildiği fikrinin temelinde burası yatıyor sanırım).

 

Fiat para sisteminde ise, bu kısıt bazı devletler için tamamen ortadan kalkmıştır. Bu devletler ise, güçlü paraya sahip devletlerdir.  Güçlü para basitçe, ülke sınırları içinde herkesin her sebeple kullandığı paradır. İnsanlar bu devlette başka bir paraya ihtiyaç duymaz. Burada kocaman yazalım, devletin tek kısıtı, ekonomideki kaynakların (emek, toprak, sermaye) ( real resource constraints) miktarıdır. Üretim gerçekleştirmek için gerekli kaynakların miktarı sınırlı olduğu için, bunun üzerinde bir para artışı enflasyon yaratacaktır.

 

 

 

Fiat para sisteminde, paranın bağlı altın gibi bir değer yoktur? Peki, devletler, bir kağıt parçasının insanlar tarafından kabul görmesini nasıl sağlarlar?  Vergileri bu para cinsinden toplayarak ve harcamalarını bu para cinsinden yaparak sağlar. Bill Mitchell, bu paranın vatandaşın eline geçmeden, vatandaşın vergi ödeyemeyeceğini belirtiyor. Burada ulaştıkları sonuç, devlet önce harcama yaparak vatandaşa bu parayı vermeli, vatandaş da aldığı parayı vergi olarak ödesin. Burada ana akımın, devletin harcama yapması için önce vergi toplaması gerektiği düşüncesinin yanlış olduğunu tekrar vurguluyor.

Bölümün sonunda dört senaryo:

Güçlü devlet ve tam istihdam : Reel kaynak kısıtınız var

Güçlü devlet ve eksik istihdam : Reel Kaynak kısıtınız yok

Güçlü olmayan devlet ve tam istihdam : Hem finansal hem reel kaynak kısıtınız var

Güçlü olmayan devlet ve eksik istihdam : Finansal kaynak kısıtınız var

 

Dr. Engin YILMAZ

Not: Modern Para Teorisi konusunda daha fazla okuma yapmak için

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları