Sosyal Medya

FÖŞ yazdı: CHP’nin ekonomi politikası var mı yok mu?

22 Nisan 2026

Gördüğüm lüzum üzerine….

 

Bu makalenin bir hikayesi var. Semih Sakallı’yla yaptığımız son Mesele Ekonomi programında “CHP’nin ekonomi politikası yok ki?” dedim. Hatta daha da ileriye giderek “İktidara gelince herkese para dağıtacaklar, bir yıl sonra da IMF’ye mahkum olacağız”.

 

Nedense, görebildiğim kadarıyla bu yorumum sosyal medyada bir tartışma yarattı. Viral oldu demeyeceğim, ama çok sayıda yorum ve eleştiriye yol açtı. Daha da önemlisi, 30 yıllık dostum ve meslektaşım, CHP’nin ekonomi politikası belgesinin baş mimarı Güldem Atabay’ı üzdüm.

Sosyal medyada her YouTube yayınım veya paylaşımımda söylediklerimin %100 arkasında duruyorum. Ama medya 15 saniyede izleyiciyi ekrana kilitleme sanatıdır. Dolayısıyla aslında birkaç dakikada detaylarının anlatılması gereken bir cümle, haklı olarak izleyicilerin bir kısmı, hatta çoğunluğu tarafından yanlış anlaşılabilir. Dolayısıyla CHP ve ekonomi politikası hakkında ne düşündüğümü detaylandırmak istedim.

Ben 1990’larda oy vermeye başladığımdan bu yana hep DSP ve CHP’ye oy verdim. Ayrıca, her türlü alternatifin, mesela TİP’in bile Cumhur İttifakı’na daha tercih edilir olduğunu düşünüyorum. Sözlerimin CHP’ye karşı kullanılmasını da istemiyorum. Ben ideolojik olarak CHP’ye yakınım, ama Mehmet Şimşek’e de cömertçe destek verdim. Çünkü Erdoğan’ın ona çizdiği sınırlar içinde elinden gelenin en iyisini yapıyor. Yani, ekonomist kimliğim ideolojik aidatıma baskın.

 

Tabii ki CHP’nin bir ekonomi programı var, hem de her satırına prensip olarak imza atacağım, çok iyi çalışılmış ve akılcı bir belge bu. Belki de teorik perspektitfe tek itirazım kalkınmada ve sanayi politikasında biraz devletçi kalmasıdır, ama bu “yanlış” değil, tercih meselesi. Ben Adam Smith’i takip ederim. Bir faaliyeti özel sektör icra edebiliyorsa, devlet burnunu sokmasın. Devletin ekonomiye müdahalesi için temel önşart çok iyi çalışılmış bir etki analizidir. Yani, ancak piyasa ekonomisinin şu veya bu nedenle beceremediği işleri devlet üstlenmeli. CHP’nin ekonomi programını okuyun ve daha güzel bir Türkiye nasıl inşa edilir, görün. İsteyenler için linki de aha burada.

https://media.chp.org.tr/regulations/parti-programi.pdf 

Benim temel sorunum şu: Bir parti liderlerin söyledikleri ile ölçülür, websitesine ustaca gizlenmiş 133 sayfalık ekonomi programıyla değil. Ben gerek meslek, gerek sosyal bilincim gereği Özgür Özel ve basının yer verdiği diğer parti mensuplarının tüm açıklamalarını satır satır okurum. Bunlara baktığımda, ekonomi programına çok az yer verildiğini görüyorum. Böyle düşünen tek kişi de ben değilim. Size bir anket sunayım:

 

“Anket: Türkiye’nin en büyük sorunu ekonomi, siyasi partilere güven sınırlı

“Türkiye’nin sorunlarını hangi siyasi parti çözebilir?” sorusuna verilen yanıtlarda ise katılımcıların yüzde 37’si “hiçbiri” cevabını verdi. AKP yüzde 22,2 ile ilk sırada yer alırken, CHP yüzde 19,5 ile ikinci sırada bulundu. DEM Parti yüzde 3,6, MHP yüzde 3,2, İyi Parti yüzde 2,4, Zafer Partisi yüzde 1,9, Yeniden Refah Partisi yüzde 1,3 ve Anahtar Parti yüzde 1,2 oranında destek aldı. Diğer partiler yüzde 2,8’de kalırken, “fikrim yok/cevap yok” diyenlerin oranı yüzde 4,9 olarak ölçüldü.”

Kararsızlar dağıtılmadan, seçmenin sadece %20’si ekonomiyi yangın yerine çeviren AKP’ye nazaran CHP’nin daha iyi performans göstereceğini düşünüyorsa, CHP’nin bir sorunu var, o da benim dandik yorumlarım değil.

İkinci soru işaretim şu: CHP değil mi meydanlarda asgari ücretin geçim sınırına yükseltilmesini, en düşük emekli maaşının asgari ücrete endekslenmesini savunan? Yanlış mı, hayır doğru, ama maliyet ne olacak? Ekonomi programında gerekli olan kaynağın verimsiz kamu harcamaları kesilerek ve zenginden daha fazla vergi alınarak temin edileceği yazılı. Bu da doğru, ama ortada bir zamanlama meselesi var. İşçi ve emekliye yapılan ödemeler anında bütçe disiplinini bozarken, bunu telafi edecek vergileri toplayabilmek yıllar sürer.

Üçüncü takıntımı da anlatayım. Ekonomi programı biraz devletçi de olsa çok detaylı bir yapısala reform şablonu sunuyor. Aferin, ama yalnız CHP değil, bu konu üzerine eğilen dünyanın her yerinde her partiyle bir sorunum var. Kaç yıl sürecek? Kaça mal olacak ve var olan hukuki ve bürokratik yapı içinde bunları nasıl yasallaştıracaksınız? Arjantin’de Milei  ibretlik bir örnektir. Seçim kampanyasında vadettiklerinin çok azını gerçekleştirdi. Çünkü ya seçmen isyan bayrağı açtı, ya da parlamento “dur bakalım, seçim kaybederiz” dedi.

En son meselem ise en acı gerçeğin itiraf edilememesi. Türkiye’de enflasyon ve cari açıktan kaynaklanan kur istikrarsızlığının kalıcı olarak çözülmesi için ekonominin derin bir resesyona sokulup, zam yapma eğiliminin tamamen başının ezilmesi gerekir. Tabii, hiçbir parti “sizden daha fazla fedakarlık istiyorum, biz iktidara gelince de canınız yanacak, ama karşılığında ömrü billah bu sorunu çözeceğiz” deyip iktidara gelemez. Ama ekonomi programı çerçevesinde ya da bağımsız bir çalışma olarak, yukarıda bahsettiğim çözümlerin ekonomiye maliyeti ve bu süreç zarfında toplumun en mağdur kesimlerinin nasıl ayakta tutulacağı rakamlara dökülmeli. Bu denklemi tutturmak için bütçede hangi kalemde ne kadar kesinti yapılacağı da açıkça belirtilmeli.

Kapatırken, biraz da kendim hakkında yorum yapayım. Ben her fırsatta vasat bir ekonomist olduğumu, benden çok daha kaliteli meslektaşlarımın omuzlarında yükseldiğimi kaydettim. Ayrıca “influencer” da değilim, nefret ediyorum o terimden. Ben fikir üretirim, piyasaya salar, nasıl kullanacağınız size kalmış. Açıkçası, kimsenin de söyleyeceklerimi ciddiye alacağını düşünmedim hiç. Dolayısıyla, bir ekonomi programı hakkında ettiğim birkaç kelamın sosyal medyada tartışma konusu olmasına güldüm için için.

Ama madem ki ciddiye alınmış, o zaman bir “kanaat önderi” olarak size bir nasihat vereyim: Söyleyene ne kadar güvenirseniz güvenin, fast food gibi yutmayın içeriğini. Kendi akıl ve vicdan süzgecinizden geçirin.

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları