Sosyal Medya

FÖŞ yazdı: TCMB faiz indiremez, EİP’ndan vazgeçilemez

20 Nisan 2026

23 Nisan Bayramı nedeniyle Çarşamba gününe öne alınan PPK’dan çıkacak karar belli: Merkez pas geçip, İran Savaşı ve enerji fiyatlarının gelişmesini izleyecek. Mantık da bunu gerektirir zaten. Ama, savaş çıktı, tüm dünyada dev bir arz şoku yaşanıyor ya, bu konuları benden çok daha iyi bilmesi gerekenler bile çıkıp “ekonomi programını bırakalım, yeniden tasarlayalım” diye nutuk çekiyor. Bu arada ben Ekonomi Programı’na Ekonomik İstikrar Programı (EİP) diyorum, çünkü amacı budur. Ekonomik istikrar yani düşük enflasyon ve finanse edilebilir bir cari açıkla makul bir hızda büyüyecek kalıcı bir ekonomiye geçişi sağlamak.

 

Peki EİP’ndan vazgeçelim önerisi sunanlar ne diyor? Herhalde, nasıl olsa arz şoku yüzünden enflasyonda havlu attık, kendi haline bırakalım, savaş bitince o da düşer, biz ekonomiyi kurtarmaya bakalım diyorlar. Yani ekonomi resesyona girmesin, zarar eden şirketler batmasın. Bu görüşü savunan sosyal demokratlar buna bir de açlık ve sefaletle mücadele eden geniş halk kitlelerine daha fazla mali destek sağlanmasını eklerler.

EİP’den vazgeçmek de, Yeni Şafak’ın gazına gelip bu toplantıda veya Haziran’da faiz indirmek de, ekonomik intihardır. İran Savaşı ve beraberinde oluşturduğu aleyhimize işleyen global konjonktürle başarıyla mücadele etmenin tek yolu EİP’na sıkı sıkıya sarılmaktır.

TCMB faiz indirirse ne olacak? Reel faiz yeniden negatife dönecek, halk ve KOBİ’ler daha fazla kredi alıp borçlarını çevirecekler. Yani iç talep yeniden hızlanacak. Bir de önemi fazla olmasa bile, düşen faizin bireylerin tasarruf eğilimini düşürmesi ihtimali var. Bu durumda iki tane faciayla yüzleşiriz. İlki, TCMB’nin enflasyonla mücadeleye hiç niyeti olmadığı, faiz indirirken güçlü TL politikasının da ömrünün uzun olmayacağı düşüncesiyle bilinçli birikimciler ufaktan TL’den dövize geçmeye başlar.

TCMB rezervleri yeniden erimeye başlar. İkincisi, iç talep hızlanacağı için arz yönlü enflasyonun yanına bir de talep yönlü enflasyon eklenir.

 

Hele bir de EİP’den vazgeçelim, ekonomiyi kurtarmaya bakalım diyenlerin isteği Saray’da kabul görürse, önce kamu bankalarında batması gereken şirketlere ucuz kredi sağlanır, Temmuz’da asgari ücret ve emekli maaşlarına ara yıl zammı yapılır. Sonuçta enflasyon yerinde saymaz. Yılın ikinci yarısında resmi TÜFE’nin %40’larla, halkın hissettiği TÜFE’nin %60’larla flört etmeye başladığı görülür.

 

Durun daha bitmedi. Genişleyen bütçe açıkları kredi notumuzun düşmesine sebep olabilir. Veya kamu borçlanma faizleri hızla yükselir. Devlet daha fazla finansman gideri ödemekte zorlanacağı için, TCMB arka kapıdan devlet tahvili satın alarak bütçeye destek vermeye zorlanır bu kez de.

 

Ama bu hafta faiz indirmekle başlayıp EİP’tan tümüyle vazgeçmenin en ağır bedeli bunlar değil. Mudi yeniden dövize yönelir ya da parasını dövize çevirip bankalardan çeker, altına ve yastık altında birikime yönelir. TCMB rezervleri üstünde baskı iyice tırmanır, bir noktada TCMB devalüasyonu önlemek için Kavcıoğlu döneminde yaşadığımız gibi örtülü sermaye kontrollerine geçer, yani yurtdışına döviz çıkarmak resmen olmasa da fiilen yasaklanır.

 

 

Şimdi siz bana söyleyin, bunların hangisi yüksek faiz ve mali tasarruftan (bütçede kemer sıkma) daha iyi? EİP’den vazgeçerseniz, İran Savaşı’nın uzun sürdüğü bir senaryoda ödemeler dengesi yani döviz krizine koşar adım yürümeye başlarız.

Türkiye tartışması sadece benim temsil ettiğim daha sıkı para ve maliye politikası isteyenlerle EİP’den caymak isteyenler arasında değil. Bir de sessiz kamp var, onlar daha soğukkanlı. İran Savaşı yakında biter, bitmese de enerji pazarında üretim esnekliği var, yakında enerji fiyatları düşer diye düşünürler herhal. Bunlar ya yanılıyor. İran Savaşı uzun süre bitmez. Bitse de ateşkes veya barış anlaşmasıyla bitmez; “karşılıklı saldırmazlık hali” ile biter, yani taraflar çay molası verip güçlerini topladıklarında yine tekme tokat birbirlerine girerler.

Hadi bunda da yanıldım ve yarın barış imzalandı ve Hürmüz Boğazı tüm tanker trafiğine açıldı. Enerji fiyatları düşer mi? Kesinlikle düşmez. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol hafta içinde çeşitli forumlarda uyardı: Körfez’de üretim ve nakliyat altyapısı ağır hasar gördü, petrol ve doğal gaz fiyatları 2 yıl yüksek seyredecek.

Eğer bu ülkenin iyiliği için çalışanlar bu gerçeği kavrayabilse, eminim EİP’den vazgeçelim diye işleri daha da kötüye götürecek fikirleri savunmazlar.

Bu senaryoda hükümet ağzıyla kuş tutsa büyüme üretemez. Çok sayıda şirketin batması ve işsizliğin artması doğaldır. Hükümet bir de bunların üstüne enflasyonu eklememelidir. Bütçede kamu yatırımlarından vazgeçip, işsizlere ve düşük gelirlilere ek mali destek sağlamak fikrini destekliyorum ve savunuyorum. Bütçe açığını artırmadan, harcama kompozisyonu değiştirerek bu krizde en çok zarar görecek olanlara yardım elini uzatmak alkışlanacak bir fikir. Geri kalanlar için “gemsin kurtaran kaptan” sistemi hayata geçirilsin. Yani batan batsın arkadaşım. Bir işinsanın hayatında iflas etmek travma değil, rutin hadisedir. Bugün batar, yarın yeni şirket kurar.

 

Ama enflasyon bir kez %40’lara tırmandı mı, en az 5 yıl inmez. Tüm Türkiye’nin istikbali kararır. Toplum şimdi harıl harıl bu okul saldırıları nereden çıktı diye tartışıyor ya? Çok güzel araştırmalar okuyorum ama hiçbiri bu facianın ekonomik boyutuna değinmiyor: yüksek enflasyon. Dünyanın her yerinde ve her zaman suç vakalarının artmasına neden olmuştur.

Son söz, bana kalsa ben Çarşamba PPK’da 300 baz puan daha faiz artırırım.

 

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

 

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları