Sosyal Medya
**8*

Doğu Akdeniz’de idrar yarışı

11 Temmuz 2019

Çarşamba günü toplanan AB COREFER sonrasında Konsey Başkanı Donald Tusk “Türkiye’ye yaptırım işi kesin” dedi.  Artık hangi yaptırımların uygulanacağı tartışılıyor. Perşembe günü de oturumuna devam edecek COREFER’in gündeminde en tartışmalı konu müzakerelerin resmen askıya alınması.

 

Yaptırımlar değil bu naçiz makalenin ana fikri. Doğu Akdeniz’de hidrokarbon zenginliği uğruna yaşanan sidik yarışı. Önce İsrail, Mısır, Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan, sonra ABD, arkasından (siz şaşırmış olabilirsiniz, ben hiç şaşırmadım) yeni stratejik ortağımız  Rusya ve en nihayetinde de AB Türkiye’ye karşı cephe alıp bir kez daha bu kavanoz dipli dünyada Kıbrıs Türkü’nün delik akçe kadar değeri olmadığını ispatladılar.

 

Doğu Akdeniz’de zengin doğal gaz ve petrol yatakları olduğu kesin. Bu yatakların dostane işbirliği ortamında hakkaniyetle paylaşılacağını düşünmek de diplomasi değil saflık olur. Ama bu işin altında başka bir bit yeniği var Dostlar.  Sebebi de şu, Doğu Akdeniz’de hidrokarbon bol da, ticarileştirmek (monetize etmek) yani paraya çevirmek kolay dğeil. Farklı motivasyonları olan 3 grup aktöre karşı ringe çıktık.

Doğal gaz pazarının yapısı devrim hızında değişiyor. Öncelikle, çok uzun vadeli, nihai kullanıma çok sıkı şartlar getiren, sabit fiyatlı sözleşmelerle satış devri kapanıyor ki bu da yeni boru hatları inşa etmeyi oldukça riskli hale getiriyor. İkincisi, ABD sıvılaştırılmış gaz yükleme terminallerine büyük yatırım yaptı, Katar zaten bir numara, artık spot piyasa doğal gaz kaynıyor.

Bu şartlarda Doğu Akdeniz’den doğal gaz çıkartsanız da kendi ülkenizde kullanırsınız, ya da İskenderun üzerinden Avrupa’ya ihraç edersiniz. İsrail-Mısır-Kıbrıs Rum Kesimi üçgeninden Yunanistan veya İtalya’ya uzanacak bir boru hattı çok pahalı. Kıbrıs ve İsrail’de sıvılaştırma tesisleri kurup tankerlerle satmak da amortizasyonu çok uzun yıllar sürecek projeler.

 

Böylece ilk motivasyon ortaya çıkıyor. Kıbrıs Türkü’ne ait malı gasp et, sonra Türkiye’ye şantajla başkasının doğal gazını İskenderun üzerinden taşımaya razı etmek.

 

Ama diğer motivasyonlar daha önemli. Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan’ın ABD-NATO’yla S-400 krizine giren Türkiye’nin askeri-stratejik rolünü kapmak ve bu vesileyle Ege ve Kıbrıs’ı tümden ham-hum şaralop etmek için bitleri kabardı.

 

İsrail ve Mısır uzun yıllardır onları dünya kamuoyunda rezil eden ve Arap Caddesi’nin en popüler lideri olan Erdoğan’a çelme takmayı ikincil hedef güdüyor.

Rusya’nın emelleri muğlak, Putin halen siyaset sahnesindeki en usta satranç oyuncusu. Muhtemelen pastadan pay kapmak yerine gerginliği körükleyerek o pastanın pişmesini engellemek istiyor. Çünkü Doğu Akdeniz gazı, Rus gazına rakip.  Beni ilgilendiren, uğruna 60 yıllık NATO ittifakını bir çıprıda silip atmayı göze aldığımız dostumuzun bu meselede de bize arka çıkmamasıdır, Rus muhabbiblerine  kapak olsun.

 

ABD ve AB’nin ise asıl sorunu Doğu Akdeniz veya enerjiden kazanacakları iki kuruş para değil, S-400 krizi. Çünkü S-400 bir aidiyet sorunu. Fenerbahçe tribününde GalataSaray formasıyla oturamazsın. NATO üyesi ve AB adayıysan da Batı İttifakı’na nanik yapıp Rusya yörüngesine kayamazsın. Kayacaksan da bedelini ödersin. Bu tezim spekülatif, fakat doğruysa, S-400’lerin montajı tamamlanıp fişe takılacağı Ekim-Kasım öncesi üstümüzdeki diplomatik baskı  cehennemi boyutlara varacak.  Erdoğan sayesinde TCMB faizleri sıfırlasa da fayda etmeyecek, ekonomi uçurumdan aşağı, cumburlop.

 

En ne yapacağız yani?  KKTC ve hakkımız olan zenginliği bu lavuklara mı teslim edeceğiz?  Haşa, aksine Ankara’nın 2 sondaj gemisiyle çatır cayır hakkını aramasını sonuna kadar destekliyorum. Ama yetmez, çünkü diplomasi dost kazanma sanatıdır. Askeri güç dost kazanamadığınız yerde devreye girer.

 

Maalesef, Erdoğan hükümetlerinin ta 2003 Irak Tezkeresi fiyaskosundan bu yana diplomatik oyunu yanlış okuma ve foslama geleneği var. Rus savaş uçağının düşürülmesi, ABD’ye güvenip Suriye’de aşırı pozisyon almak, Deniz Yücel ve Rahip Brunson hezimetleri,  hatalar saymakla bitmez. Bu çok yönlü krizi de yönetemeyip ekonomiye ağır darbe vurulacağından korkarım.

 

Ben olsam ne mi yaparım?  Düşman sayısını azaltırım. Önce, Rusya’ya ultimatunu dayarım:  S-400’ler, TurkStream, Akkuyu Nükleer Santralı, tonla para ödüyoruz size. Kıbrıs’da bize arka çıkın, ya da stratejik ortaklığı unutun.

İkincisi, acilen Yargı Reformu’nun yasalaştırılması ve bu vesileyle AB’nin vize serbestisi için taleplerinin yerine getirilerek onların “gazını almak”.

 

İsrail denen faşist Ziyonist devleti ve hiç bir facianın şımarıklığını tedavi edemeyeceği Rum ve Yunanlıları Odin’e havale ederim. Onlar islah olmaz.

 

Ama Mısır’la ilişkileri yoluna koymak şart. Yanlış anlamayın. Darbelere her yerde, her koşulda karşıyım ve Sisi de zalim bir diktatör. Zavallı Mursi’yi hapiste öldürttüğünden şühelenirim.  Ama Ankara’da Sisi karşıtlığının birincil nedeni bu suçlar değil, Müslüman Kardeşler’in iktidardan kovulması. Mısır halkıyla tarihi dostluğumuz öne çıkartılarak, Sisi ve Mısır muhakkak kazanılmalı.

 

Yalnız S-400’ler değil tüm uzun menzilli  hava savunma sistemlerinin acil olmadığını düşünüyorum. Yakın gelecekte biz havadan uçakla ya da füzeyle bomba yağmuruna tutacak bir komuş bulamıyorum doğrusu. Montaj ve aktivasyonun bir yıl kadar geciktirilmesi bu süre zarfında da ABD’yle Gülen haininin pasifize edilmesinden Suriye’de PKK sorununun çözülmesine kadar geniş kapsamlı bir uzlaşmanın yollarını aramalıyız.

 

Sonuçta Erdoğan ve Bahçeli haklıdır. Türkiye’nin milli çıkarı, bekası ve müsadenizle ben ekleyeyim, Kıbrıs Türkü’nün hak, hukuk ve can güvenliğini korumak görevimizdir. Aksi halde hakkaten kabile devleti oluruz. Bu uğurda her türlü fedakarlığa da katlanalım, amenna.

 

Ama o noktaya gelmedik. Diplomasi yolları tamamen tüketilmeden savaş konuşmak, yüzlerce konuda menfaat ortaklığımız olan Mısır, AB, ABD gibi ülkelerle papaz olmak için erken.

 

FÖŞ’e sormazlar ya, sorsalar, “Kazan-kazan politikası ne oldu?” diye sorardım Ankara’daki zevata?

 

FÖŞ anlattı:  Doğu Akdeniz enerji savaşları

 

 

 

 

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları