Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Piyasa

Global piyasalarda 3Ç'in bilançosu: Savaş, petrol ve tahvil depremi

İran savaşı üçüncü çeyrekte piyasaları değiştirdi. Brent yüzde 42 yükselirken tahvil faizleri 20 yılı aşkın sürenin zirvelerine çıktı.

3 Ekim 2026

Global piyasalarda 3Ç'in bilançosu:  Savaş, petrol ve tahvil depremi

İran savaşı, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması, petrolün yeniden 100 doların üzerine çıkması ve küresel tahvil faizlerinin onlarca yılın zirvelerine ulaşması üçüncü çeyreğe damgasını vurdu. Wall Street yükselişini sürdürse de ivme belirgin biçimde kaybolurken, YZ hisselerindeki ayrışma arttı. Brent petrol üç ayda yüzde 42 yükseldi, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5'in üzerine çıktı ve dolar savaşın başlangıcından bu yana elde ettiği kazanımları korudu.

Temmuz-eylül dönemi, ABD ve İsrail'in İran'la savaşının başlamasından bu yana piyasalarda geçen ikinci tam çeyrek oldu.

Yatırımcılar üç ay boyunca Ortadoğu'dan gelen haberleri yakından izledi. Çatışmalar zaman zaman bir çıkmaza dönüşürken, ABD Başkanı Donald Trump Tahran'a karşı “Ekonomik D-Day” uygulama tehdidinde bulundu ve İran'ın ateşkes önerisini reddettiği bildirildi.

Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmaya devam etmesi ise küresel enerji piyasaları ve enflasyon açısından temel risklerden biri olmayı sürdürdü.

Bütün bu gelişmelere rağmen küresel hisse senedi piyasaları üçüncü çeyreği genel olarak dirençli geçirdi. Ancak önceki çeyrekteki güçlü rallinin hızı ciddi biçimde kesildi.

Wall Street rallisi hız kaybetti

ABD'nin üç büyük hisse senedi endeksi üçüncü çeyreği karışık bir görünümle tamamladı.

S&P 500 yüzde 2,03, teknoloji ağırlıklı Nasdaq Composite yüzde 2,2 yükseldi. Buna karşılık Dow Jones yüzde 1,9 değer kaybetti.

Üç endeksin ortalama getirisi yalnızca yüzde 0,6 oldu.

Bu performans, bir önceki çeyrekte görülen çift haneli yükselişlerle karşılaştırıldığında Wall Street rallisinin belirgin biçimde yavaşladığını gösterdi.

İvme kaybının önemli nedenlerinden biri YZ hisselerinde yaşanan dalgalanmaydı.

Temmuz ayında Samsung'un rekor sonuçlarının ardından gelen kâr satışları ve Çin'den yükselen rekabete ilişkin kaygılar teknoloji hisselerini baskıladı.

Ağustos ayında ise YZ yatırımlarının nasıl finanse edileceği ve şirketlerin hızla yükselen sermaye harcamaları piyasaların gündemine oturdu.

Eylülde sektör üzerindeki baskıya teknoloji geliştirme hızına ilişkin tartışmalar da eklendi. Anthropic CEO'su Dario Amodei ve OpenAI CEO'su Sam Altman dahil sektörün önde gelen isimlerinin güvenlik endişeleri nedeniyle YZ teknolojisinin geliştirilme hızına ilişkin uyarıları yatırımcıların dikkatini çekti.

YZ hisselerinde büyük ayrışma

Teknoloji hisselerindeki performans şirketten şirkete ciddi biçimde farklılaştı.

Nvidia hisseleri üçüncü çeyrekte yüzde 14'ten fazla yükselirken, Microsoft yüzde 37,5 değer kazandı. Her iki şirketin güçlü finansal sonuçları ve YZ ürünlerine yönelik sağlam talep hisseleri destekledi.

Meta hisseleri de yaklaşık yüzde 30 yükseldi. Şirketin Muse YZ kişisel asistanının ABD'de piyasaya sürülmesinden sonraki haftalarda yüz binlerce kez indirilmesi yatırımcı ilgisini destekledi.

Buna karşılık Oracle ve Broadcom hisseleri yüzde 6'dan fazla değer kaybetti.

Teknoloji sektöründeki satışlar Asya'da daha sert hissedildi.

Güney Kore'nin teknoloji ağırlıklı Kospi endeksi çeyrek boyunca yüzde 19,3 gerilerken, Philadelphia Yarı İletken Endeksi yüzde 11'den fazla düştü.

Çin de üçüncü çeyreği kayıpla kapattı

ABD dışındaki piyasalarda da ortak bir yön oluşmadı.

Avrupa'nın büyük hisse senedi endeksleri üçüncü çeyrekte sınırlı yükselişler kaydetti.

Asya'da Güney Kore'nin Kospi endeksindeki sert kaybın yanında Çin ana karasının CSI 300 endeksi yüzde 12,5 düştü. Avustralya'nın S&P/ASX 200 endeksi ise çeyreği hemen hemen değişmeden tamamladı.

Gelişmekte olan piyasalarda da görünüm karışıktı.

MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi üç ayda yüzde 1 geriledi.

Buna karşılık Nijerya, Bulgaristan, Kolombiya, Polonya, Ukrayna ve Yunanistan'a bağlı MSCI endeksleri çift haneli yükselişler kaydetti.

UBS Global Wealth Management Baş Yatırım Direktörü Mark Haefele, hisse senetlerine ilişkin olumlu görüşlerini koruduklarını belirtti.

UBS, yatırımcılara tek tek hisselere veya dar bir teknoloji şirketleri grubuna aşırı bağımlılığı azaltırken, geniş çeşitlendirilmiş bir hisse portföyünün YZ, enerji ve kaynaklar gibi uzun vadeli temalarla desteklenmesini öneriyor.

Tahvil piyasasında büyük satış

Üçüncü çeyreğin en önemli gelişmelerinden biri ise küresel devlet tahvillerindeki sert satış oldu.

İran savaşını sona erdirecek diplomatik bir ilerleme sağlanamaması, enerji fiyatlarının yüksek kalacağı ve bunun enflasyonu besleyerek merkez bankalarını yeni faiz artışlarına zorlayabileceği beklentilerini güçlendirdi.

Tahvil fiyatları düşerken getiriler hızla yükseldi.

ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvili faizi yüzde 5'in üzerinde, 30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,5'in üzerinde işlem görmeye başladı.

10 yıllık tahvil faizi 2007'den, 30 yıllık tahvil faizi ise 2002'den bu yana en yüksek seviyelerini gördü.

Çeyrek sonrasındaki seviyelerde ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,273, 30 yıllık faiz ise yüzde 5,623 civarındaydı.

ABD böylece G7 ülkeleri arasında en yüksek kamu borçlanma maliyetlerinden birine sahip hale geldi.

Tahvil şoku yalnızca ABD'yle sınırlı değil

Tahvil satışları küresel çapta yaşandı.

İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,377, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,884 seviyesine ulaştı.

Fransa'da 10 yıllık faiz yüzde 4,862, 30 yıllık faiz yüzde 5,417 civarında seyretti.

İtalya'nın 10 yıllık borçlanma maliyeti yüzde 4,611, Almanya'nın ise yüzde 3,455 seviyesindeydi.

Japonya'da bile 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,091'e, 30 yıllık faiz yüzde 4,192'ye ulaştı.

Japonya, Almanya, İngiltere ve Fransa gibi büyük ekonomilerin tahvil getirileri de üçüncü çeyrekte onlarca yılın en yüksek seviyelerini gördü.

BlackRock: Piyasalar Fed konusunda fazla ileri gitmiş olabilir

Tahvil piyasalarındaki satışların arkasındaki önemli faktörlerden biri Fed'in yeni faiz artışlarına gideceği beklentisi.

Ancak BlackRock stratejistleri piyasaların bu konuda fazla agresif fiyatlama yapıyor olabileceğini düşünüyor.

BlackRock'a göre uzun vadeli ABD tahvil faizlerinin 20 yılı aşkın sürenin en yüksek seviyelerine ulaşmasında yeni faiz artışı beklentileri etkili oldu.

Bununla birlikte kurum, güçlü büyüme ortamında Fed'in kredibilitesini artıracak bir faiz artışının riskli varlıklar açısından net olarak olumsuz değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor.

Brent üç ayda yüzde 42 yükseldi

Üçüncü çeyreğin diğer büyük hikâyesi petrol oldu.

Ortadoğu'daki çıkmaz ve Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması enerji piyasasındaki arz endişelerini yeniden güçlendirdi.

Küresel gösterge Brent petrolün yakın vadeli kontratı 30 Eylül'e kadar geçen üç aylık dönemde yüzde 42 yükselerek varil başına 103,53 dolara çıktı.

Bu, Brent'in son 10 yıldaki en güçlü üçüncü çeyreklik yükselişi oldu.

Daha büyük artışlar yalnızca İran savaşının başladığı bu yılın ilk çeyreğinde ve Covid-19 pandemisinin en sert dönemlerinden biri olan 2020'de görülmüştü.

ABD tipi WTI petrol ise üçüncü çeyrekte yüzde 30,1 artarak 90,42 dolara yükseldi.

Petrolün geleceğinde belirsizlik çok yüksek

TD Cowen analistleri petrol fiyatlarının geleceğine ilişkin olası sonuç aralığının diğer emtialara kıyasla çok daha geniş olduğuna dikkat çekiyor.

Savaş sona erdiğinde petrol piyasasındaki dengeyi üretici ülkelerin savaş öncesi üretim seviyelerine mi döneceği, yoksa maksimum kapasiteyle mi üretim yapacağı belirleyecek.

Bunun yanında Çin'in petrol alımları ve İran'ın küresel piyasaya ne kadar petrol satabileceği de fiyatların yönü açısından kritik olacak.

Başka bir ifadeyle, petrol piyasasında savaşın sona ermesi bile fiyatların otomatik olarak eski seviyelerine döneceği anlamına gelmiyor.

Dolar savaş kazançlarını korudu

ABD doları üçüncü çeyrekte yalnızca sınırlı yükselse de İran savaşının başlamasından bu yana elde ettiği kazanımların büyük bölümünü korudu.

Eylül sonunda doların altı önemli para birimi karşısındaki performansını ölçen Dolar Endeksi yaklaşık 101,45 seviyesinde işlem görüyordu.

Endeks yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 3 yükseldi.

Bu görünüm 2025 ile keskin bir tezat oluşturuyor.

Geçen yıl yatırımcıların Trump yönetiminin gümrük tarifelerinin olası sonuçlarını fiyatlaması ve dolar dışındaki varlıklara yönelmesiyle Dolar Endeksi yaklaşık yüzde 9 değer kaybetmişti.

Ebury Piyasa Stratejisi Başkanı Matthew Ryan, küresel tahvil faizlerindeki yükselişin yatırımcıları dolar gibi güvenli limanlara yöneltmeye devam ettiğini belirtiyor.

Ancak Ryan, doların yükselişinin fazla ileri gitmiş olabileceğini ve petrol fiyatları, tahvil faizleri ve risk iştahının istikrar kazanması halinde dolarda sınırlı bir düzeltme görülebileceğini düşünüyor.

Üçüncü çeyreğin özeti: Petrol ve tahvil faizleri yeni dengeyi kurdu

Üçüncü çeyrek piyasalar açısından üç temel gelişmeyle özetlenebilir: 100 doların üzerine çıkan petrol, 20 yılı aşkın sürenin zirvelerine ulaşan tahvil faizleri ve ivme kaybeden hisse senedi rallisi.

S&P 500 ve Nasdaq savaşa, enerji şokuna ve yükselen faizlere rağmen pozitif getiri üretmeyi başardı. Ancak önceki çeyreğin çift haneli kazançları geride kaldı ve YZ hisseleri arasındaki ayrışma belirgin biçimde arttı.

Asıl değişim ise tahvil ve enerji piyasalarında yaşandı.

Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması Brent petrolü üç ayda yüzde 42 yukarı taşırken, enerji kaynaklı enflasyon korkusu küresel tahvil faizlerini onlarca yılın zirvelerine sürükledi.

Dördüncü çeyreğe girilirken yatırımcıların önündeki temel soru da bu nedenle değişmiş durumda: Yüksek petrol ve yüksek faiz ortamı geçici mi, yoksa küresel piyasaların yeni normali mi olacak?

Reuters - CNBC

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş