FÖŞ yazdı: IMF dünya ekonomisi için iyimser
14 Nisan 2026Bugün mutad Bahar Toplantıları öncesi IMF küresel görünüm raporu yayınlandı. Bu raporlar dünya ekonomisini izleyen veya global yatırım yapanlar için vazgeçilmez bir referans, ama yurdumuzda raporun sadece Türkiye’yle ilgili kısımları basında yer buluyor. Benim kalfalık çağımda değerli hocam Prof. Deniz Gökçe, bu yüzlerce sayfalık raporları dipnotlarına kadar okur ve köşelerine aktarırdı. Artık aktif değil, bu yüzden bu görevi üstlenmek gereğini duydum. Ama ben Deniz Hoca kadar da basiretli değilim. Tüm rapor yerine sadece özeti okudum.
Öncelikle, IMF İran Savaşı’ndan dolayı kesin tahminler yapmıyor, onun yerine savaşın ve tedarik zincirlerindeki darboğazların kısa süreceği bir temel senaryo üzerinde öngörü üretiyor. Ben bu görüşe kesinlikle katılmıyorum. Linkteki makalede okuyabileceğiniz gibi, dünya ekonomisi açısından savaşın süresi değil, tahrip edilen enerji tesislerinin faaliyete geçmesi için gerekli zaman önemli. Elden geldiği kadar literatürü tetkik ettim, bu süre en az 3 ay, en kötümser senaryoda ise 18 ay ile 3 yıl arasında değişiyor. Dolayısıyla IMF’nin temel senaryosu değil, kötümser senaryosuna ağırlık vermenizi temenni ederim.
Tabii, IMF’nin bir de iyimser senaryosu var. Yapay zekâ devriminin verimlilik artışı yoluyla küresel toplam girdi verimliliğini artırması bu senaryonun temel öğesi. Herhalde tesadüf, linkte göreceğiniz haberde Felaket Kahini Nouriel Roubini’nin de benzer görüşleri var. IMF bir de savaş sonrası yapısal reformların hızlanacağı olasılığını dile getiriyor, ama açıkçası buna kendilerinin dahi inandığını sanmıyorum.
Ek olarak, IMF en azından yönetici özetinde private credit yani gölge bankacılıkta temerrüt krizi olasılığından bahsetmemiş. Bence bu büyük eksiklik. Securities and Exchange Commission (bizim SPK) Başkanı Paul Atkins de aynı görüşte, çünkü private credit sunan fonların toplam varlık büyüklüğü bankaların yanında devede kulak kalıyor. Fakat savaşın uzun sürüp, yatırımcı güveninin çok düşük seyrettiği bir ortamda, private credit’ten çıkan küçük bir kıvılcım dahi panik atağı yaratmaya yeter.
Şimdi geçelim IMF’nin yazdıklarına
Küresel ekonomi bir kez daha rayından çıkma tehdidiyle karşı karşıya — bu kez Şubat 2026 sonunda Orta Doğu’da savaşın patlak vermesi nedeniyle.
Geçtiğimiz yıl boyunca artan ticaret engelleri ve yüksek belirsizlikten kaynaklanan olumsuzluklar; teknolojiye bağlı yatırımlar, daha zayıf bir ABD doları dahil olmak üzere gevşek finansal koşullar ve mali ile parasal politika desteği sayesinde dengelenmişti. Orta Doğu’daki çatışma, emtia piyasaları, enflasyon beklentileri ve finansal koşullar üzerindeki etkileri aracılığıyla bu olumlu unsurlara karşı güçlü bir ters rüzgâr oluşturmaktadır.
“Dr. Doom”dan sürpriz çıkış: Yapay zekâ küresel ekonomiyi uçurabilir
IMF’nin referans tahminleri
Projeksiyonlar için gerçek zamanlı olarak tutarlı bir varsayımlar seti oluşturmanın zorluğu nedeniyle, bu Dünya Ekonomik Görünüm (WEO) raporu geleneksel “baz senaryo” yerine bir “referans tahmin” sunmaktadır. Bu tahmin, savaşın süresi, yoğunluğu ve kapsamının sınırlı olacağı ve dolayısıyla aksaklıkların 10 Mart itibarıyla emtia vadeli fiyatlarıyla uyumlu şekilde 2026 ortasına kadar azalacağı varsayımına dayanmaktadır. Ancak durumun akışkanlığı göz önüne alındığında, rapor referans tahmine ek olarak çatışmanın uzaması veya genişlemesi senaryolarını da içermektedir. Çatışmalar ve buna bağlı aksaklıklar sürdükçe bu senaryoların gerçekleşme olasılığı artmaktadır.
Referans tahmine göre küresel büyümenin 2026’da yüzde 3,1, 2027’de yüzde 3,2 olması beklenmektedir. Bu oranlar, 2024–25 dönemindeki yaklaşık yüzde 3,4’lük son büyüme hızının altında kalmakta ve orta vadede de bu seviyelerde istikrar kazanması öngörülmektedir. Bu da 2000–2019 dönemindeki tarihsel ortalama olan yüzde 3,7’nin altındadır. 2026 büyüme tahmini Ocak 2026 WEO güncellemesine göre 0,2 puan aşağı çekilirken, 2027 tahmini değişmemiştir. Küresel manşet enflasyonun 2026’da yüzde 4,4’e yükselmesi ve 2027’de yüzde 3,7’ye gerilemesi beklenmektedir; bu da her iki yıl için yukarı yönlü revizyon anlamına gelmektedir.
Eswar Prasad: Küresel para sistemi çıkmazda: Dolar sonrası dünya daha mı riskli?
Savaş olmasaydı, dünya ekonomisi hızlanarak yoluna devam edecekti
Savaş olmasaydı küresel büyüme yukarı yönlü revize edilecekti. Nitekim çatışma öncesi varsayımlara dayanan tahminler, 2026 büyümesinin Ocak WEO güncellemesine göre 0,1 puan artarak yüzde 3,4’e çıkacağını gösterecekti. Bu nedenle 2026 için aşağı yönlü revizyon büyük ölçüde Orta Doğu’daki çatışmanın yarattığı aksaklıklardan kaynaklanmakta; bu etki, son dönemdeki güçlü verilerin yarattığı taşma etkisi ve azalan tarifelerle kısmen dengelenmektedir.
Önemli bir nokta da referans tahmin içinde ülkeler arasında ciddi farklılıklar bulunmasıdır. Küresel düzeyde büyüme ve enflasyon revizyonları sınırlı görünse de, çatışma bölgesi ve diğer kırılgan ekonomiler üzerindeki etkiler çok daha belirgindir. Özellikle emtia ithalatçısı gelişmekte olan ülkelerde, mevcut kırılganlıklar nedeniyle etki daha ağır hissedilmektedir. Gelişmekte olan ekonomiler için büyüme tahmini 2026’da Ocak güncellemesine göre 0,3 puan aşağı çekilirken, gelişmiş ekonomiler için tahmin büyük ölçüde değişmemiştir.
Bu da benim tercih ettiğim kötümser senaryo
Enerji fiyatlarının daha yüksek ve kalıcı artış gösterdiği olumsuz bir senaryoda küresel büyüme 2026’da yüzde 2,5’e kadar gerileyebilir ve enflasyon yüzde 5,4’e çıkabilir. Enerji altyapısına daha büyük zararların verildiği daha ağır bir senaryoda ise etkiler çok daha ciddi olacaktır: Küresel büyüme 2026’da yaklaşık yüzde 2’ye düşerken, manşet enflasyon 2027 itibarıyla yüzde 6’nın üzerine çıkabilir. Bu senaryoda gelişmekte olan ülkeler üzerindeki etki, gelişmiş ülkelere kıyasla neredeyse iki kat daha fazla olacaktır.
Aşağı yönlü riskler baskınlığını korumakta
Jeopolitik gerilimlerin daha da artarak modern zamanların en büyük enerji krizine dönüşmesi ya da iç siyasi gerilimlerin patlak vermesi ihtimali bulunmaktadır. Siyasi riskler, ticaret ve uluslararası politika değişimleriyle iç içe geçebilir. Jeopolitik gelişmelerden bağımsız olarak ticaret anlaşmazlıkları yeniden alevlenebilir. Nadir toprak elementlerinin küresel tedarik zincirlerindeki kritik rolü de ayrı bir gerilim noktası oluşturmaktadır.
Yapay zekâya ilişkin kâr beklentilerinin yeniden değerlendirilmesi ya da rekabetin artması nedeniyle kâr marjlarının düşeceği beklentisi, yatırımda gerilemeye ve finansal piyasalarda ani düzeltmelere yol açabilir. Halihazırda mali tamponların zayıfladığı bir ortamda artan bütçe açıkları ve kamu borcu, uzun vadeli faizler üzerinde baskı yaratabilir ve genel finansal koşulları sıkılaştırabilir. Merkez bankası bağımsızlığı ve para politikası güvenilirliği gibi kurumların zayıflaması ise, özellikle enerji fiyat şoklarının enflasyonu artırdığı bir dönemde, enflasyon beklentilerini daha da yukarı çekebilir.
Öte yandan yukarı yönlü riskler de mevcuttur. Yapay zekâ yatırımları ekonomik aktiviteyi daha da destekleyebilir ve eğer hızlı adaptasyon güçlü verimlilik artışlarına yol açarsa bu süreç sürdürülebilir büyümeye dönüşebilir. Ayrıca yapısal reformların yeniden ivme kazanması ve ticaret gerilimlerinin azalması da büyümeyi destekleyebilir.
Son söz: Kötümser senaryoya dikkat
“Küresel büyüme 2026’da yaklaşık yüzde 2’ye düşerken, manşet enflasyon 2027 itibarıyla yüzde 6’nın üzerine çıkabilir. Bu senaryoda gelişmekte olan ülkeler üzerindeki etki, gelişmiş ülkelere kıyasla neredeyse iki kat daha fazla olacaktır.”
Bu senaryoda, TCMB 2027 yılında dahi faiz indiremeyeceği gibi, cari açığın 2027’de GSYH’ye oranının %5’e yükselmesi ihtimali doğar. Enflasyon da 2026-2027 döneminde TÜİK ölçümüne göre %30’un altına inmez. TCMB’nin faiz artırmadığı senaryoda, TÜFE’de %40’lı rakamlar telaffuz edilir.
