Sosyal Medya

FÖŞ yazdı: Yatırımcılar Hayal Dünyası’nda yaşıyor

14 Nisan 2026

Pazartesi kapanışı itibarıyla S&P 500, İran Savaşı başladığından bu yana kayıplarını geri aldı. Bu sabah da Asya borsaları alıcılı açılış yaptı. Hisse senedi fonları adeta dünya ekonomisi 1970’lerden bu yana en büyük arz şokunu yaşıyormuş gibi davranmıyor, pembe ufuklara yelken açıyor. Bu fiyatlama yalnız FÖŞ’ün naçizane İran Savaşı değil, Körfez Krizi olarak tanımladığı “vakanın” jeopolitik yönlerini yanlış okumakla kalmıyor, savaş bittikten sonra kaldırılacak enkazı da küçümsüyor. İran-ABD/İsrail çatışmasında durumu okumak çok basit aslında. Her iki taraf da bu savaşı kazanmak üzere olduğu düşüncesinde, böyle ortamlarda barış olmaz. Ama yanlış fiyatlamanın büyüğü savaşın sonunu yanlış okumak değil, ondan sonra başımıza gelecekleri adeta hiç anlamamak. Davranışsal finansta bu istisnai dönem yakında tüm üniversitelerde vaka analizi olarak öğrencilere okutulacak.

 

Hisse senetleri niye prim yapar? Ya şirketin kârları artacaktır ya da faizler düşecektir. Bu kadar basit. İyi ama, Uluslararası Enerji Ajansı’ndan IMF’ye kadar tüm saygın uluslararası kurumlar ve uzmanların büyük çoğunluğu geleceğin dünyasının böyle fırsatlar yaratmayacağı konusunda hemfikir. Piyasalar geleceği iki şekilde fiyatlar: ya fiyatlama odağında belirsizlik azaldıkça yavaş yavaş ya da bir gecede aniden. S&P 500 belki 2 sene kadar stagflasyonda kalacak bir dünya ekonomisini tedricen iskonto etmediğine göre, düzeltme bir ya da birkaç seansta gerçekleşecek ve bahse giriyorum, Pazartesi akşamı zirvesinden yeni dibe en az %20 değer yitirecek. Hatta hâlâ azınlıkta olan ama sayıları hızla artan uzman kuruluşlara göre Körfez Krizi, Fed başta rezerv para merkez bankalarının para politikası kararları, yapay zekânın (YZ) sürekli yenilenen oyun bozucu karakteri ve gölge bankacılıktan biriken batıklar yüzünden yeni bir global kriz çıkacağını dahi öne sürmeye başladı ki katılırım. Yani bu en kötü senaryo artık Kara Kuğu değil, gelmekte olan bir tehlike ve muhakkak kısmen de olsa fiyatlara yansımış olması gerekli.

Körfez Krizi’nin savaş boyutuna çok az değineceğim, çünkü temel tezim savaşın uzun sürmesinden çok savaş esnasında kırılan tedarik zincirlerinin onarımının beklenenden çok daha uzun süreceği yönünde.

Körfez Krizi için kısaca görüş belirteyim: Bu çatışma barış veya iki taraftan birinin zaferiyle bitmez, füze stokları tükendiği ve yenilerinin imal edilmesi yıllarca ölçülecek zaman alacağı için biter. Yani en geç 1–1,5 ay içinde Trump İran’ı Taş Devri’ne götüremese de elinde saldırı aracı olarak taş atmaktan başka alet-edevat  kalmayabalir. Herhalde bu sürenin sonunda Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de de seyrüsefer normale döner. Bu oldukça iyimser bir senaryo, hatırlatayım.

Asıl sıkıntı şurada: İran ABD’den intikam almak için  Arapların 80’nin üstünde kritik enerji tesisini vurdu. Bunların onarımı en az 3 ay, bazı kaynaklara göre 18 ay sürecek. Bu süre zarfında arz şokunun başlıca kaynağı olan Brent petrolün 100 dolar/varilin altına düşmesi imkânsız, çünkü kuyular ve boru hatları kapalı. Tabii, bu şiddette olmasa da gübre, alüminyum ve helyum tedarikinde de arz görünümü kalıcı olarak bozuldu. Orta Asya enerji ihracatı bu açığı kapatmaz, çünkü yeterli boru hattı kapasitesi yok. Rusya rahatlıkla petrol üretimini artırır ancak sevkiyatta büyük sıkıntılar yaşar, çünkü Ukrayna da ondan intikam almak için sürekli enerji tesislerine saldırıyor.

 

Üstelik halen ekranlarınızda okuduğunuz Brent fiyatları gerçekçi değil. Bunlar “kâğıt varil” dediğimiz vadeli işlem sözleşmelerinin fiyatları. Pazartesi akşamı itibarıyla şimdi teslimat yani spot Brent’in varil fiyatı 150 dolara çıkmıştı.

 

Petrol üzerine çok yoğunlaşmayalım, dünya ekonomisi için sonuçlarına bakalım. IMF ve Dünya Bankası’nı referans alıyoruz: enflasyon yükselecek, büyüme ise önceki öngörülere göre yavaşlayacak. Enflasyon ne kadar yükselir, ne kadar global çıktı kaybederiz kesin değil ama bu kayıpların münferit olmadığı kesin. Eğer enflasyon yükselecekse rezerv para merkez bankalarının faiz indirimlerinin de sonu gelmiştir. Hatta eğer enflasyon şoku beklentileri bozuyorsa —ki bence gelecek ay anketlerde bunu göreceğiz— yeni faiz artırımları dahi gündeme gelebilir.

 

Bakın, Körfez Krizi bu senaryoda likidite darlığı yaratır bile. Ayrıca YZ şirketlerinin yatırım planlarını da dinamitleyebilir. İki nedenle: Birincisi, yüksek faiz ve gelecekte yükselecek elektrik fiyatları göz önüne alındığında bu yatırımların hissedarları tatmin edecek getiri üretmesi şüpheli. İkincisi, yüksek dozda belirsizlik şirketlerin sabit sermaye yatırımlarını ertelemesine neden olacak, bu da YZ ürünlerine talebi azaltacak.

Devam ediyoruz: toplam portföy değeri 2 trilyon dolara yaklaşan gölge bankacılık sistemi büyük ölçüde yazılım, yüksek teknoloji ve YZ bağlantılı şirketlerin tahvillerine yatırım yapmış durumda. Bunlar portföylerde nominal değerle taşınıyor ama piyasa değeri belki %25 kadar düştü. Gölge bankacılık fonlarının yakında teker teker temerrüde düşmesi küçümsenmeyecek bir olasılık. Finansal sistem için bu tek başına global kriz yaratmayabilir ama zincirleme etkilerle sistemik risk doğurabilir.

 

Tüm bunlar FÖŞ’ün artık iyice yıpranmış zihninin ürünü değil. Artık tüm finans medyası bu riskleri tartışıyor. Uyardığım tehlikelerin bazıları hiç gerçekleşmeyebilir, ama bunları tamamen göz ardı edemeyiz. En kötü senaryoda tüm riskler gerçekleşir ve dünya Covid-19’un ilk yılına benzer bir finansal çalkantıya sahne olur. Ya da eş zamanlı olarak reel ekonomiye bulaşır, dünya ekonomisi daralır, şirketler batmaya başlar.

On milyarlarca hatta trilyonlarca doları yöneten fonların bu gerçekleri uzun süre ihmal edebileceğini düşünmüyorum. Yukarıda linkini göreceğiniz videoda iddia ettiğim gibi Mayıs, hayal dünyasında yaşayanların uyanma ve şiddetli baş ağrısı çekme ayı olacak. Taşların nereye düşeceğini, toz duman dağıldığında hangi kurumların ayakta kalacağını görmeden risk almam. Hâlen nakit kral ve düşük de olsa mevduat ya da likit fon benzeri ürünler tutarak enflasyona karşı korunmak mümkün. Aza tamah edin, sermayeden olmayın.

 

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları