Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Yaralı gelişmekte olan ülkeler “kalıcı kriz” sarmalından çıkış yolu arıyor

Tayland Merkez Bankası yetkilisi Chayawadee Chai-anant, durumu “Ayağa kalktığınızda yeniden darbe almak gibi” sözleriyle özetliyor.

Yaralı gelişmekte olan ülkeler “kalıcı kriz” sarmalından çıkış yolu arıyor

IMF–Dünya Bankası toplantılarından çıkan tablo, gelişmekte olan ülkeler açısından giderek derinleşen bir “permakriz” (sürekli kriz) dönemine işaret ediyor. Orta Doğu’daki savaşın tetiklediği enerji ve gıda fiyat şokları, kırılgan ekonomileri yeniden sarsarken, politika yapıcılar artık daha bağımsız ve bölgesel çözümlere yönelme arayışında.


Art arda gelen şoklar reformları baltalıyor

Gelişmekte olan ülkelerin ekonomi yönetimleri, bu hafta düzenlenen IMF ve Dünya Bankası toplantılarından ciddi bir hayal kırıklığıyla ayrıldı. Zira son yıllarda pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD’nin ticaret politikalarının ardından şimdi de Orta Doğu’daki çatışma, bu ülkelerin ekonomik toparlanma çabalarını sekteye uğratıyor.

IMF ve Dünya Bankası’na göre savaşın tetiklediği petrol ve gübre fiyatlarındaki sert artış, küresel büyümeyi baskılarken enflasyonu yukarı çekmeye devam edecek. Bu durum, yüksek borçla mücadele eden ve reform sürecinde olan ülkeler için ciddi bir risk oluşturuyor.

Örneğin, borç temerrüdünden yeni çıkan Zambiya ve Sri Lanka gibi ülkelerde mali dengelerin yeniden bozulma riski artarken, Kenya’nın acil finansman talebiyle Dünya Bankası’na başvurması, krizin boyutunu gözler önüne seriyor.


“Bir darbe daha”: Kriz yorgunluğu derinleşiyor

Tayland Merkez Bankası yetkilisi Chayawadee Chai-anant, durumu “Ayağa kalktığınızda yeniden darbe almak gibi” sözleriyle özetliyor.

IMF, gelişmekte olan ülkeler için 2026 büyüme tahminini %4,2’den %3,9’a düşürdü. Ancak savaşın uzaması halinde bu tahminlerin daha da aşağı çekilebileceği belirtiliyor.

Ekonomistler, özellikle borç yapılandırması ve sübvansiyon reformları gibi zor adımlar atan ülkelerin, dış kaynaklı yeni şoklar nedeniyle yeniden kırılgan hale geldiğine dikkat çekiyor.

OWL Intelligence: Hane Ekonomisinde Mart’ta ne oldu? Nisan’da ne olacak?


Reform yapan ülkeler bile zor durumda

Son üç yılda önemli reformlar gerçekleştiren Nijerya, bu durumun çarpıcı örneklerinden biri. Ülke, yakıt sübvansiyonlarını kaldırdı, döviz piyasasını serbestleştirdi ve yabancı yatırım çekmeyi başardı.

Ancak Maliye Bakanı Wale Edun’a göre, dış kaynaklı şoklar tüm bu kazanımları gölgeliyor:

“Elimizden geleni yapıyoruz ama sürekli dış şoklarla karşı karşıyayız. Bu durum ilerlememizi sekteye uğratıyor.”

Benzer şekilde Kenya Merkez Bankası Başkanı Kamau Thugge de savaş öncesinde ekonomide istikrar sağlandığını, ancak yeni gelişmelerin tüm dengeleri bozduğunu ifade ediyor.


IMF ve Dünya Bankası’ndan sınırlı çözüm önerisi

Toplantılarda IMF ve Dünya Bankası’nın sunduğu çözüm önerilerinin sınırlı kaldığı görülüyor.

  • IMF Başkanı Kristalina Georgieva, 12’den fazla ülkenin toplam 20–50 milyar dolarlık finansman talebinde bulunduğunu açıkladı
  • Dünya Bankası kısa vadede 25 milyar dolar, 6 ay içinde ise 60 milyar dolara kadar kaynak sağlayabileceğini belirtti
  • Yıl sonuna kadar bu rakamın 100 milyar dolara çıkarılabileceği ifade edildi

Ancak COVID döneminde uygulanan borç erteleme mekanizmalarına benzer yeni araçlar gündeme gelmedi.


“Kriz döngüsünü kırmak gerekiyor”

Uzmanlara göre mevcut araçlar artık yetersiz kalıyor. Rockefeller Foundation’dan Christina Segal-Knowles, mevcut yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını belirtiyor:

“Bu döngüyü kıracak yeni bir modele ihtiyaç var. Aksi takdirde bir sonraki şokta yine aynı noktaya döneceğiz.”

Daha uzun vadeli krediler, daha büyük ölçekli finansman ve ülkeleri “borç tuzağından” çıkaracak yeni araçlar öneriler arasında yer alıyor.


Yeni arayış: Bölgesel iş birliği ve öz kaynaklar

Gelişmekte olan ülkeler artık yalnızca dış destekle yetinmek yerine, kendi iç kaynaklarına ve bölgesel iş birliklerine yönelmeyi tartışıyor.

G-24 başkanı da olan Nijerya Maliye Bakanı Edun, çözümün “öz kaynak mobilizasyonu” ve bölgesel ticaretin artırılması olduğunu vurguluyor.

Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki ülkeler:

  • Yenilenebilir enerji yatırımlarını artırmayı
  • Kritik mineraller gibi kaynakları ekonomiye kazandırmayı
  • Bölgesel ticaret entegrasyonunu güçlendirmeyi

gündemlerine almış durumda.


Enerji şoku sosyal riskleri artırıyor

Dünya Bankası verilerine göre, savaşın uzaması halinde:

  • 50 milyon kişi daha akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalabilir
  • 10–15 milyon kişi işini kaybedebilir

Bu da sosyal huzursuzluk ve göç risklerini artırıyor.

Taylandlı yetkili Chai-anant’a göre, kırılgan kesimler üzerindeki baskı giderek artıyor:

“Tam toparlanamadan yeniden darbe alıyoruz. Bu kriz çok daha yaygın olacak.”


Sonuç: Permakriz dönemi ve kırılgan denge

Gelişmekte olan ülkeler, artık tekil krizlerle değil, birbirini takip eden ve üst üste binen şoklarla mücadele ediyor.

Bu süreç, bir yandan mevcut kırılganlıkları derinleştirirken, diğer yandan daha bağımsız ve bölgesel çözümler arayışını hızlandırıyor.

Ancak kısa vadede, enerji fiyatları ve jeopolitik riskler belirleyici olmaya devam edecek.

Kaynak:  Reuters

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler