Sosyal Medya

Veri Delisi yazdı: Paris Pişmiş

11 Temmuz 2022

Meksika’da astronominin anası olarak anılan, ermeni kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Paris Pişmiş’in hikayesidir.

Bu çalışma içerisinde; 1933 üniversite reformunun yetiştirdiği ilk büyük kadın astronom ve Meksika astronomi tarihinin kurucusu Paris PİŞMİŞ’in bilimsel serüveni tarihsel süreç içerisinde özgün kaynaklara dayanarak incelenmiştir.

Paris Pişmiş 1911 yılında üç çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Bir ablası ve kendisinden küçük bir erkek kardeşi vardı. Dört yaşına kadar boğazın avrupa yakasında yaşamıştır. Kısa bir süre sonra boğazın asya yakasına taşınmışlardır. Ailesi o’nu “Marie” diye çağırmaktadır. Ailesinin kökleri Anadolu Ermenilerine dayanmaktadır. Dayısı Ermeni Katolik kilisesinin bir dönem patrikliğini üstlenmiştir. Ayrıca babasının dedesi, son Osmanlı sultanının yönetiminde maliye alanında başarılı işlere imza atmış bir yöneticidir. “Pişmiş” soy ismi, sultan’ın bu kişiyi “olgunlaşmış” anlamında onurlandırmasından gelmektedir.

Paris Pişmiş, 5 yaşında okumayı öğrenip ve ablasının matematik problemlerini çözmeye başlamıştır. 6 yaşında ilk şiirini yazmıştır. Ailesi bünyesinin zayıf olması nedeniyle okula geç yazdırmak istese de Paris Pişmiş ısrar etmiş ve okula kaydolmuştur.

Paris Pişmiş o dönemi şu şekilde anlatmaktadır:

Ablam okula başlayınca, ben de okula gitmeye heveslendim. Ailem ısrarlarıma dayanamayıp beni okula gönderdi. Okulu o kadar sevdim ki, akşam olup paydos zili çaldığında bile eve dönmek istemezdim.”( Oralalp, 1995; 38 )

O dönemlerde ilkokul 6 sene sürmektedir. Öğrenim gördüğü okulda ilk iki sene yoğun bir şekilde Fransızca öğretilmektedir. Paris Pişmiş’in Fransızca öğretmeni ilk Ermenice – Fransızca sözlüğün yazarıdır. Paris Pişmiş gerçekten kuvvetli bir zekâya sahiptir.

Paris Pişmiş o döneme dair unutmadığı bir anısını şu şekilde anlatır:

Bir gün bir bakanlık müfettişi geldi. Öğretmenim bir şiir okudu ve benden tekrarlamamı istedi. İlk kez duyduğum bu şiiri bir çırpıda tekrarladım. Şu an bana bir düş gibi geliyor bu durum. Fakat gerçekten güçlü bir hafızaya sahiptim.”( Pişmiş ve Gonzalez, 1999; 15 )

İlkokulu bitirdiğinde Ermenice, Türkçe, Fransızca ve İngilizce bilmektedir. Paris Pişmiş yedinci sınıfa hazırlık okumaksızın Üsküdar Amerikan Kız Kolejinde başladı. Bu okulda çok sıkı bir matematik eğitimi aldı. Alman dilini bu okulda öğrenmiştir. Paris Pişmiş’te bitmek bilmeyen araştırma duygusu o günlerde netleşmeye başlamıştır.

Kendisi bu dönem hissiyatını şu şekilde dile getirmektedir:

“ Bence hayat o zamandan itibaren okumaktan ibaretti”. ( Oralalp, 1995; 39 )

Okulunu en yüksek ortalamayla(98) bitirdi. Paris Pişmiş’in üniversiteye gitme isteği ailesi tarafından bir kız olması nedeniyle reddedilmiştir. Ailesi onun güzel sanatlar dersleri alıp bu alanda uzmanlaşmasını, böylelikle karma eğitim yapan üniversite hayatından uzak kalmasını istemektedir.

Paris Pişmiş bu dönemdeki durumunu şu şekilde dile getirmektedir:

“ Evde birkaç ay sistematik olarak ağladım. Aslında canım istemeden ağlıyordum. Sonunda başarılı da oldum, o kadar bunalttım ki evdekileri, okumama razı olmak zorunda kaldılar.

( Oralalp, 1995; 40 )

1930 yılında Darülfünun Fen Fakültesi’nin Matematik bölümüne kayıt yaptırdı. 6 kişilik bölümde iki kız öğrenciden biriydi. Üçüncü sınıfta ülkemizin büyük değerlerinden Fatih Hoca’nın (Gökmen) Klasik Astronomi derslerine katılmıştır.

Fatih Hoca’ya(Gökmen) ilişkin o dönemdeki gözlemlerini şu şekilde dile getirir:

Fatih hoca derslerini önceden hazırlamadan gelir, bizim verdiğimiz bir kitabı açar, bir göz atar ve dersini mükemmel anlatırdı.” ( Oralalp, 1995; 41 )

1933 yılında Darülfünun, İstanbul Üniversitesi adını alır. Bu dönemde Mustafa Kemal’in büyük katkısı sonucu, Nazi baskısından kaçan Alman bilim adamları İstanbul Üniversitesi bünyesinde görevlendirilir.

Paris Pişmiş, yabancı öğretim üyelerine ilişkin ilk gözlemlerini şu şekilde anlatmaktadır:

Önceden hocalarımız iyiydi. Fakat onlar sadece ders okutup alıştırma veriyorlardı. Hiç araştırma yapmıyorduk. Aslında hocalarımız da araştırma yapmıyordu. Bu profesörler her şeyden önce araştırmayı teşvik bakımından bize çok yararları oldu.”  ( Oralalp, 1995; 42 )

Anılan dönemde Paris Pişmiş’in bilim insanlığı yolunda ilerlemesi için büyük bir kapı açılıyordu. Alman hocaların dersleri yabancı dilde anlatması nedeniyle derslere çevirmen olarak giriyordu. Bu şekilde hem tüm hocalarla tanışmış olup hem de kendini geliştiriyordu. 1933 yazında okuldan mezun olmuştur. Okulda Erwin Finlay Freundlich adlı ünlü alman astronomun asistanlığını yürütmeye başlar. Freundlich, Berlin gözlem evinde asistan olarak görev yapıp, ünlü alman fizikçi Albert Einstein ile birlikte çalışmıştır. Paris Pişmiş, 1937 yılında Freundlich’in danışmanlığında “Galaksinin Kinematiği ve Dinamiği” adlı tezi verip doktor unvanını almış ve kendisi o günleri şu şekilde anlatmıştır :

Ian Oort 1927 yılında galaksimizin döndüğünü kati olarak ispatlamıştır. Fakat formüllerine bir K terimi koyardı. Bu terimin ortalama olarak 0 olması lazımdır. Bazı yıldızlar değişik yönlere doğru giderler, ama bir vasati dönme hızı bulunur. K teriminin 0’a çok yakın olması gerekir. Ama bazı parlak yıldızlarda bu böyle olmuyordu. Bunlarda K terimi pozitif oluyordu, +5, +6, +7 olabiliyordu. Bundan galaksiler sirküler olarak dönmüyor sonucu çıkıyordu.” (Oralalp, 1995; 43 )

Yazının devamı için ispanyol.com

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları