Sosyal Medya

Ekonomi

Yetkin: Acemoğlu’na göre büyüme eşitsizlik getirirse halkta öfke birikiyor

Cümlenin uzun hali şöyle: “Büyümenin herkese açık olmadığını hissederse halkta öfke birikiyor”. Sahibi dünyaca tanınan iktisatçı, Prof. Dr. Daron Acemoğlu.…

Yetkin: Acemoğlu’na göre büyüme eşitsizlik getirirse halkta öfke birikiyor

Cümlenin uzun hali şöyle: “Büyümenin herkese açık olmadığını hissederse halkta öfke birikiyor”. Sahibi dünyaca tanınan iktisatçı, Prof. Dr. Daron Acemoğlu. Geçen hafta, 13 Ağustos’ta Toplumcu Düşünce Enstitüsü Başkanı Nebil İlseven’in düzenlediği bir seminer öncesinde bir grup gazeteciyle yaptığı sohbette söyledi. Hem Türkiye’de hem dünyada Covid-19 sonrası verimlik, büyüme ve eşitsizlik konuları tartışıldı. Ve büyümenin tek başına ekonomik başarıyı belirlemediği: kaliteli büyüme diye bir kavram var.
Ne demek kaliteli büyüme? James Robinson ile birlikte “Ulusların Düşüşü” kitabının yazarı Acemoğlu’na göre ekonomik eşitsizlikleri azaltıcı, gelir dağılımını düzeltici, verimliliği artırıcı yönde büyümeye kaliteli büyüme deniyor. Türkiye’de 2006’ya kadar olan büyümeyi bu kategoride sayıyor, sonra yine büyüme artışın sağlandığını ama gelir dağılımının yeniden bozulma eğilimine girdiğini, verimliliğin düştüğünü söylüyor. Bu durumun dünyadaki eğilimlerle uyum içinde olduğunu da vurguluyor. Kovit salgını başka pek çok şey gibi eşitsizlikleri ve aksayan yanların daha açık görülmesini sağlamış. Eşitsizlikler ve verimsizlik gelişmiş ekonomilerde de artıyor Türkiye’nin da dahil olduğu gelişmekte olan ekonomilerde daha çok artıyor.

“Tepedeki kesim çok kazandı” diyor Acemoğlu, “Orta tabaka kaybediyor”. Eşitsizliklere bir örnek daha: “Kırk yıl önce hiçbir CEO, şirketinde çalışan işçiden yüz kat fazla kazanamazdı. İşçileri kovduğunda ücretini katlayamıyordu. Çünkü, asgari ücretin önemi vardı. Sendikalar da güçlüydü. Sosyal değerler nedeniyle toplum da böyle bir uçurumu kabul etmezdi.”

Dünyadaki eğilim neden bu yönde?

Dünyanın en iyi üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyesi Acemoğlu’na göre bu çarpıklığın üç temel nedeni bulunuyor. Özetleyerek aktarıyorum:
1- Teknolojinin rolü. Teknoloji geliştikçe büyüme ve verimliliğin artacağı, gelir dağılımının düzeleceği düşünülüyordu. Oysa teknoloji gelişti, inovasyon ve otomasyon arttı ama verimlilik artmadı, eşitsizlik azalmadı. Çünkü yatırımlar daha çok kâr getireceği düşüncesiyle büyük ölçüde finans ve IT alanına yöneldi. Teknoloji yanlış kullanılıyor. (Acemoğlu teknolojiye doğru yatırım yapan ülkeler olarak Güney Kore, Almanya, Japonya ve nispeten Çin’i sayıyor.) İmalat ve işgücüne dayanan diğer alanlar ihmal edildi. Bu durum işgücüne yatırım yapmak zorunda olan gelişmekte olan ülkeleri daha kötü etkiledi.
2- Küreselleşmenin rolü. Küreselleşmenin teknolojinin yaygınlaşmasının de etkisiyle, özellikle gelişmekte olan ekonomileri canlandıracağı, zenginleştireceği, zenginleşmenin demokratikleşme ve kaliteli büyüme getireceği düşünülüyordu. Tam tersi oldu. Eşitsizlik her yerde patladı. Ucuz eşyaya olan talep, ucuz işgücüne olan talebi getirdi. Eğitimsiz işgücü iyice dibe itildi.

3- Demokratikleşmenin rolü. 1980’lerden sonra birçok ülke demokratikleşmeyle birlikte kurumlarını geliştirip hızla büyümeye başladılar. Ancak 2000’lerin ortalarında bir tersine dönüş başladı. Bu ülkelerin yöneticileri, ayakta durmaya başladıkça, o noktaya demokratikleşmeyle geldiklerini ama artık aynı kurallara bağlı kalmayabileceklerini düşünmeye başladılar. Kurumları, yargıyı, üniversiteleri, medyayı susturmaya, kendi çizgilerine getirmeye başladı.

En tipik örnek Türkiye

Acemoğlu dünyada bu durumun en tipik örneğinin Türkiye olduğunu söylüyor. Yazının başlarında sözünü ettiğimiz 2006 civarındaki kırılma sonrasında özellikle. Sadece Türkiye de değil bu durumda olan. Acemoğlu’na göre Avrupa Birliği ülkeleri Polonya ve Macaristan da bu durumda, Hindistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti de.

Yazının tamamı burada / Murat Yetkin

BAKMADAN GEÇME

  • ABD Yüksek Mahkemesi Trump’ın Gümrük Tarifeleri Hakkında Karar Verebilir: Ekonomi İçin Ne Anlama Geliyor?

    ABD Yüksek Mahkemesi’nin cuma günü Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifelerinin hukuki dayanağına ilişkin kritik bir karar açıklaması bekleniyor. Karar, yalnızca ABD ticaret politikasını değil, bütçe dengelerini, şirket kârlılıklarını ve küresel ticaret akışlarını da doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. Piyasalar, olası bir iptal ya da sınırlama kararının ardından Washington’un hangi alternatif yolları devreye sokacağını yakından izliyor.

  • Türk Medyasında Kara Para Temizliği: Ekol TV ve Ersan Şen Hakkında Flaş Gelişmeler

    Türk medyasında taşlar yerinden oynamaya devam ediyor. Son dönemde yayın hayatına son vereceğini duyuran Ekol TV ve kanalın finansman kaynakları hakkında başlatılan "kara para aklama" soruşturması yeni bir boyuta evrildi. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında tanınmış hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen’in de bulunduğu dört kritik isim büyüteç altına alındı.

  • ABB Konser Harcamaları Davasında Ara Karar: Tutuklu Sanıklar Tahliye Edildi

    Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 2021–2024 dönemindeki konser harcamalarının kamu zararına yol açtığı iddiasıyla açılan davada mahkeme ara kararını açıkladı. 5’i tutuklu 14 sanığın yargılandığı davada, tüm tutuklu sanıklar yurt dışı çıkış yasağı uygulanarak tahliye edildi.

  • Merkez Bankası Rezervlerinde Görünmeyen Açık: Artış Var Mı Gerçekten? 

    Ekonomi yönetimi son dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerindeki artışı sıkça gündeme getirirken, resmi verilerin detayları incelendiğinde tablo çok daha farklı bir hikâye anlatıyor. Yüksek faiz ortamına rağmen Merkez Bankası’nın rezervlerinde gerçek anlamda bir güçlenme değil, zayıflama yaşandığı görülüyor.

  • Çetin Ünsalan Yazdı: Sahibinden kelepire mi geldik?

    Türk reel sektörü en kritik dönemeçlerinden birinden geçiyor. Bugüne kadar verimlilik ile ilgili tartışmalar ön plana çıkıyordu...

  • Akfen GYO, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde Yerini Aldı

    Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Akfen GYO), çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG) alanlarındaki performansı doğrultusunda Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer aldı...

  • Meysu Halka Arz Sonuçları Açıklandı…

    Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. halka arz sonuçları belli oldu. Pay başına 7,50 TL sabit fiyatla gerçekleştirilen halka arzın toplam büyüklüğü 1 milyar 312 milyon 500 bin TL olarak gerçekleşirken, halka arz sürecinde toplam tahsisat tutarının 8,5 katı talep oluştu...

  • Bitcoin için 2026 Tahminleri Uçurum Gibi: 75 Bin Dolardan 225 Bin Dolara Kadar Geniş Bir Bant

    2025 yılında tarihi zirveyi test ettikten sonra sert bir düzeltme yaşayan Bitcoin için 2026’ya yönelik tahminler son derece geniş bir bantta şekilleniyor. CNBC’nin sektör profesyonelleriyle yaptığı derlemeye göre öngörüler 75 bin dolar ile 225 bin dolar arasında değişiyor. Ortak nokta ise yüksek volatilitenin kalıcı olacağı beklentisi.

  • İran Fay Hattı: 2026’da Türkiye’yi Bekleyen Riskler ve Fırsatlar

    2026 yılının başında İran, 1979 Devrimi’nden bu yana en derin iç krizlerinden birini yaşıyor. Tahran’da hayat pahalılığı ve döviz kriziyle başlayan gösteriler, bugün rejim karşıtı topyekûn bir halk hareketine dönüşmüş durumda. 534 kilometrelik ortak sınıra sahip olan Türkiye için bu durum sadece komşuda çıkan bir yangın değil; göç, enerji ve jeopolitik dengeler açısından bir "sıçrama" (spillover) riskidir.

  • BDDK Raporu: Bireysel Kredi Büyümesi Ticari Kredileri Solladı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) yayımladığı son veriler, kredi piyasasında tüketici ve ticari krediler arasındaki büyüme farkının giderek açıldığını gösteriyor. Tüketici kredileri, 2 Ocak haftası itibarıyla art arda dördüncü haftasında da yükselişini sürdürerek yıllıklandırılmış bazda yüzde 62,5 seviyesine ulaştı.

  • Marc Champion: ABD’nin Venezuela Modeli İran’da İşe Yaramaz

    ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği sürpriz operasyon ve Nicolas Maduro’nun ülke dışına çıkarılması, Washington’un benzer bir stratejiyi İran için de devreye sokup sokamayacağı tartışmasını alevlendirdi. Ancak Bloomberg yazarı Marc Champion’a göre, İran’ın iç dengeleri, bölgesel konumu ve rejimin yapısı Venezuela’dan çok daha karmaşık. Dahası, dış askeri müdahaleler Tahran’da rejimi zayıflatmak yerine milliyetçi refleksleri güçlendirebilir ve daha istikrarsız sonuçlar doğurabilir.

  • TCMB Rezervlerinde Düşüş: Toplam Rezervler 189,1 Milyar Dolara Geriledi

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam brüt rezervleri gerileme kaydetti. 2 Ocak 2026 ile sona eren haftada TCMB’nin toplam rezervleri, önceki haftaya göre 4,8 milyar dolar azalarak 189,1 milyar dolara düştü. Bir önceki hafta rezervler 193,9 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Jeopolitik Riskler GOÜ Varlıklarını Baskılıyor

    Gelişmekte olan ülke hisse senetleri ve para birimleri, artan jeopolitik risklerin etkisiyle düşüşünü sürdürdü. MSCI gelişmekte olan piyasalar hisse endeksi yüzde 0,8 gerileyerek Aralık ortasından bu yana en sert günlük düşüşünü kaydetti. Döviz tarafında ise Tayland, Güney Kore ve Güney Afrika para birimleri kayıplara öncülük etti.

Benzer Haberler