Sosyal Medya

FÖŞ yazdı: “Pompala krediyi, alevlendir büyümeyi” yürümedi

4 Mart 2020

Artık Ankara’dan her gün bir yalan, bir hile, bir desise çıkmazsa, şaşırıyorum, paniğe kapılıp, komplo teorilerine sarılıyorum. Acaba, değerli hükümetimde sorun mu var?  Pelikancılar’la diğer kuşlar birbirine mi girdi?  Hangi bakan ötekinin kuyusunu kazıyor?

TCMB’nin net rezervleri yalan, doğrusu $10 milyardır, bunu yalnız bizim gibi hesap yapan ekonomistler değil, finans basını yoluyla tüm dünya bildiği için, popomuzla lüfer tutsak Türkiye’ye tek kuruş sıcak para girmez. 135 bin mültecinin Türkiye’yi terkettiği teknik olarak yalan değildir, ama ima edilen, yani Yunanistan’a geçtikleri yalandır. Yunanistan’a geçen bini bile bulmaz. Bunların Suriye’li oldukları da yalandır, TV seyredenler göçmeye çalışanların gariban Afrikalılar, İran ve Afganlar olduğunu göreceklerdir.

AB’nin mülteci tehdidinden tırsıp bize para yollayacağı da yalandır, çünkü AB’nin böyle bir parası yoktur. Kendi bütçesinde dahi anlaşamamış,  Brexit’ten başı ağrımış, ciğerlerinde de Covid-19 öksürükleri başlamıştır. Son bir yılda gıda fiyatlarının sadece %10 arttığı sizce doğru mudur?  Karar size ait.

Türkiye’de Covid-19 var mıdır?  “var” dersem vatana millete ihanet ederim, çünkü “panik yaratmış olurum” ama kararı size bırakıyorum.  Velakin, yoktur denir de bir salgın başlarsa, vebali çok ağır olur. ABD ve NATO’nun Patriot vermediği de yalandır, tek istedikleri S-400’leri depoya kitlememizdir.

İşte bu yalanlar arasında, artık verilere de pek güvenemeyerek,  her gün düşmanlarımı bırakın, dostlardan gelen “Seni de içeri  alacaklar” uyarıları arasında, ekonomi analizi yapmaya çalışıyorum. Üstelik, yazdığım SPK tarafında beğenilmezse, bilgi manipulasyonundan 5 yıl hapis istemiyle suç duyurusunda bulunulması da mümkün. Ulan, bilseydim, kokain tüccarı olurdum be. O da tehlikeli iş de, hiç olmazsa tonla para var. Ben bedava yazıyorum, bir de hakaret yiyorum üstüne bahşiş olarak.

Arkadaşlar, Türkiye 2019 yılında binde dokuz büyüdü.  Aşağıdaki tabloda gösteriyorum, bu büyüme aslında firmaların stoklarını artırmak için yaptıkları üretimdir.

 

Tabii, faiz düşüp devletten “pompalayın lan kredileri” emri gelince, üretici de fırsatı kullanıp stok eksiğini tedarik etmiş, şimdi dükkan kapısında sandalyesini, kahvesini almış, müşteri beklemektedir.

Ama müşteri gelmeyecektir. Nedenini ise yazdım:

 

TUIK’e göre Şubat ayında Tüketici Güven Endeksi mevsim etkilerinden arındırılmış haliyle bir önceki aya göre %2,7 oranında azaldı; Ocak ayında 58,8 olan endeks, Şubat ayında 57,3 oldu.  Endeksin 2018 başlarında 70,0 in üzerinde olduğunu hatırlatalım.

Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 5,96 azalarak 79,09 değerini aldı.

Diğer taraftan, içinde bulunduğumuz dönemin dayanıklı tüketim malları ile otomobil ve konut alımı için uygunluğunu ölçmeye çalışan Bloomberg HT Tüketim Eğilimi Endeksi ise yüzde 8,27 azalışla 80,08 değerini alıyor.

Yani, hanehalkının tüketmeye gücü yok. Zaten bu çeşitli sektörlerden gelen haberlerden de belli oluyor. Mesela, beyaz eşya satışları?  Ocak’ta SADECE %6 artışla 417 bin adete ulaştı.   Ama, KDV-ÖTV indiriminin bittiği 2018 Ocak’ta “Beyaz eşya iç satışları Ocak ayında geçen yıl aynı döneme göre yüzde 17 düşüşle 398,558 adet” olmuştu”, yani aradan 2 yıl geçti,  satış rakamları  daha yeni 2017’yi aşıyor.

Otomotif’te “Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, yılın ilk 2 ayında ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 89,55 artarak 74 bin 395 adet oldu”. 2019 yılı iki aylık dönemde 39 bin 248 adet toplam pazar gerçekleşmişti.

2017 yılı Ocak-Şubat döneminde toplam pazar yüzde 4 oranında daralarak 84 bin adet düzeyinde gerçekleşmişti. Yani?   Hala 2017 düzeyine gelmemiş otomotif satışları.

Peki nereye gidiyor bunca kredi? Ne kadar kredi verildiğini de aşağıda grafikte gösterdim:

 

 

Bakalım, Sözcü ne yazmış: “Faiz oranı yüzde 0.89’a kadar gerileyen ihtiyaç kredilerinde 7 ayda 62 milyar liralık artış meydana geldi. MB, tüketim ağırlıklı kredi genişlemesinin önüne yeni bir ‘zorunlu karşılık formülü’ ile geçmeye hazırlanıyor”.

Bu ihtiyaç kredileri günlük  hayatın idame ettirilmesi yani sadece %10 enflasyonu olan gıdayı almak, çoluk-çocuğa giysi, evi ısıtmak için kullanılıyor.

Neerden mi biliyorum? Dış ticaret istatistiklerinden. Değerli bilim insanı Dr Ali Orhan Yalçınkaya yazıyor:

“Genis Ekonomik Grupların sınıflamasına göre yatırım malları ithalatı yüzde 6,7 daralırken, ara malları ithalatı yüzde 10,9, tüketim malları ithalatı yüzde 30,1 artış kaydetti.

Kısa vadeli eğilimi anlamak için bu üç veriyi mevsim etkisinden arındırdığımızda ise her üç mal grubunun azalış eğilimi içinde olduğunu gözlemlemekteyiz. Yine ithalat tarafında, enerji ithalatı yüzde 7,0 azalırken, enerji dışında altın ithalatının yüzde 69,2 arttığını görmekteyiz”.

 

Şimdi ihtiyaç kredilerine “tedbir aldığınızda” bir çok üründe iç talep bıçakla kesilecek. Eğer tüm tüketici kredilerinde “tedbir alırsanız”, bu kez de tüm perakende ve hizmetlerde talebi çelmeyeceksiniz. Çaktınız mı manzarayı?

Yine dış ticaret rakamlarından ihracat  büyümesinin de %2’lere gerilediğini görüyoruz. Eğer Covid-19 Nisan-Mayıs’da bu güzel Gezegeni terketmezse, Batılı’lar korkudan eve kapanacak, turizm de ağır darbe yiyecek. Yani dış taleple de büyüyemeyeceğiz.

Niye böyle oluyor?  Çünkü hanehalkı işsiz. İşi olmayınca, harcanabilir geliri de olmuyor ve kendi parasıyla tüketim yapamıyor. Krediye başvuruyor. Nerden biliyorum halkın işsiz olduğunu?  TUIK söylüyor!

İstihdam endeksi yıllık %0,3 azaldı: Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, 2019 yılı IV. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %0,3 azaldı.

Çalışılan saat endeksi yıllık %1,3 azaldı:  Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, 2019 yılı IV. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,3 azaldı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe %2,2 arttı, inşaat sektöründe %19,3 azaldı, ticaret-hizmet sektörlerinde %0,7 arttı.

Size Türkiye’nin itici gücü inşaatın da bu sene tek bir işçi dahi alamayacağını TUIK verileriyle anlatayım:

“Belediyeler tarafından verilen yapı ruhsatlarının 2019 yılında bir önceki yıla göre, bina sayısı %48,3, yüzölçümü %52,4, değeri %43,8, daire sayısı %53,9 azaldı”.

Kim inşaat yapacak 2020 yılında, ha siz bana söyleyin?  Sanayi de stoğa üretim yapmış, talep daralınca, üretimi kesip stokları satacak ve…..Türkiye yine büyük umutlarla başladığı yılı “Ellerim böyle boş boş mu kalacaktı?” şarkısıyla bitirerek %2-3 büyümeye razı olacak.  Eğer enflasyon ölçümü eksik yapılıyorsa, yani gerçek enflasyon rapor edilenden yüksekse, kelle başı REEL gelir daralmış olacak.

Durun, daha Bahar Kalkanı’nın bütçeye ve ekonomik güvene vuracağı darbeyi yazmadım. Yazmasam da olur.  Siz manzarayı çaktınız, yine sade suya geyik çorbasına talim edeceğiz bu yıl.

 

 

Tüketime fren için formül aranıyor

Dr Yalçınkaya:  Dış ticaret istatistikleri “korona, yavaşlama” diyor

İki ruhlu ekonomimiz

Büyüme ve faturası

Şubat’ta ekonomik ivme kesildi, ya Mart?

Idlib, corona ve ekonomide yeni durumlar

 

 

 

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları