Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Politika

Husiler yeni cephe açıyor: ABD savaşa girmek istemiyor, Suudi Arabistan ilerleyişi durduramıyor

Husilerin Bab el-Mandeb’e doğru ilerleyişi enerji krizini büyütüyor. ABD doğrudan savaşa girmek istemezken Suudi Arabistan ilerleyişi durdurmakta zorlanıyor.

20 Eylül 2026

Husiler yeni cephe açıyor: ABD savaşa girmek istemiyor, Suudi Arabistan ilerleyişi durduramıyor

İran destekli Husilerin Yemen ve Kızıldeniz’deki hızlı ilerleyişi, ABD-İran savaşının zaten sarstığı Ortadoğu’da yeni bir cephe açıyor. Stratejik bir Kızıldeniz adasını ele geçiren Husilerin nihai hedefinin Bab el-Mandeb Boğazı üzerinde kontrol kurmak olduğu değerlendiriliyor. Ancak Trump yönetimi doğrudan askeri müdahaleye mesafeli dururken, ABD istihbarat ve hedefleme desteğine rağmen Suudi Arabistan’ın Husi ilerleyişini durdurmakta zorlandığı belirtiliyor.

Ortadoğu’daki savaşın ağırlık merkezi yeniden Yemen ve Kızıldeniz’e kayıyor.

İran destekli Husilerin son dönemde kaydettiği hızlı ilerleme ve stratejik öneme sahip bir Kızıldeniz adasını ele geçirmesi, küresel enerji krizinin daha da derinleşebileceği endişelerini artırdı.

CNN’e konuşan ABD’li ve bölgesel kaynaklara göre Washington, Husilerin nihai olarak dünya ticaretinin kritik geçiş noktalarından Bab el-Mandeb Boğazı üzerinde kontrol kurmayı hedeflediğini değerlendiriyor.

Buna karşılık Trump yönetimi Husilere yönelik doğrudan Amerikan saldırılarına yeniden başlama konusunda isteksiz.

Washington bunun yerine Suudi Arabistan’ın Husi ilerleyişini durdurmasını bekliyor.

Ancak sahadaki gelişmeler bu stratejinin başarılı olup olmayacağı konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.

ABD istihbarat veriyor, Suudiler vuruyor

ABD yönetimi Suudi Arabistan’a sağladığı istihbarat ve hedefleme desteğini artırmış durumda.

Bir ABD’li yetkiliye göre Washington, Riyad’ın Husilere karşı başarılı olabilmesi için ihtiyaç duyduğu desteği sağladığı görüşünde.

Suudi Arabistan da yaklaşık on yıldır Yemen hükümet güçlerini eğitiyor.

Buna rağmen Suudi destekli Yemen güçleri son haftalarda Husilerin önemli kıyı bölgelerini ele geçirmesini engelleyemedi.

CNN’e konuşan bazı bölgesel ve Amerikalı kaynaklar, Suudi Arabistan’ın tek başına Husi ilerleyişini durdurabileceği konusunda şüpheli.

Aslında bu gelişme tamamen sürpriz de değil.

ABD istihbarat raporlarının aylardır Husilerin, İran’ın daha önce Hürmüz Boğazı’nda yaptığına benzer biçimde, ticari gemicilik açısından kritik ikinci bir su yolunu kapatmaya çalışabileceği konusunda uyarıda bulunduğu belirtiliyor.

Riyad ilk kez doğrudan tehdit altında

Suudi destekli Yemen hükümeti güçleri ile İran Devrim Muhafızları tarafından desteklenen ve eğitilen Husiler arasındaki savaş on yılı aşkın süredir devam ediyor.

2022’de Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda sağlanan ateşkes çatışmaların önemli ölçüde azalmasını sağlamıştı.

Ancak son haftalarda savaş yeniden şiddetlendi.

Suudi Arabistan Husileri Mekke’yi hedef almakla suçlarken, Husiler bir Suudi F-15 savaş uçağını düşürdüklerini ileri sürdü.

Son olarak Riyad’da alarm verilmesi, temmuz ayında başlayan yeni tırmanıştan bu yana Suudi başkentinin ilk kez doğrudan tehdit altında kalması anlamına geldi.

Husiler cumartesi günü Riyad’daki “hassas” noktaları ve Yanbu’daki bir Aramco tesisini füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldıklarını açıkladı.

Reuters görüntülerinde Riyad’ın ana havalimanı yakınlarında büyük bir siyah duman sütunu görüldü ancak yangının nedeni kesinleşmedi.

Suudi ordusu ise Yemen’den Riyad’a doğru fırlatılan bir balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından imha edildiğini açıkladı.

Suudi liderliğindeki koalisyon ayrıca Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu limanına yönelik saldırının da engellendiğini bildirdi.

Yanbu’nun önemi yalnızca bir liman olmasından kaynaklanmıyor. Suudi Arabistan’ın petrolü Hürmüz Boğazı’nı kullanmadan Kızıldeniz’e taşımasına imkân veren stratejik Doğu-Batı petrol boru hattı burada sona eriyor.

Trump’ın kırmızı çizgisi: ABD saldırmayacak

Trump yönetimi açısından şimdilik açık bir kırmızı çizgi bulunuyor: ABD ordusunun Husilere karşı doğrudan saldırı operasyonlarına katılmaması.

Bir ABD’li yetkili CNN’e Amerikan desteğinin şu ana kadar istihbarat ve Suudi saldırıları için hedefleme verileri sağlamakla sınırlı kaldığını söyledi:

“Saldırı operasyonu yok.”

Trump da geçen hafta İrlanda’da gazetecilere yaptığı açıklamada Husilerin ABD ile savaşmak istemediğini söyledi.

Trump, Husilerin kendileriyle temasa geçtiğini belirterek, grubun Amerikan müdahalesini istemediğini ve gemilerin çoğunun geçişine izin verdiğini ifade etti.

ABD Başkanı daha sonra Husilerin “yalnızca bir ülkeyle” sorun yaşadığını söyleyerek Suudi Arabistan’a işaret etti ve sorunun çözüleceğini savundu.

Ancak bu yaklaşım Körfez’de rahatsızlık yaratıyor.

Eski ABD diplomatı Barbara Leaf, Trump’ın açıklamalarını “şoke edici” olarak nitelendirerek Washington’ın yakın bir ortağına karşı saldırılar gerçekleştiren bir grupla yaptığı anlaşmaya öncelik veriyor görüntüsü oluşturduğunu savundu.

Bin Selman Trump’tan saldırı istedi

CNN’e konuşan kaynaklara göre Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçen hafta Trump ile iki kez görüşerek ABD’nin Husilere saldırmasını istedi.

Washington şu ana kadar bu talebi reddetti.

Trump yönetiminin politikasını değiştirip değiştirmeyeceği ise belirsiz.

Bu arada Suudi Arabistan’ın kendi topraklarını koruma kapasitesi de giderek daha önemli hale geliyor.

Bölgesel yetkililere göre Riyad’ın füze önleyici mühimmat stokları azalıyor.

Suudi Arabistan’ın bu nedenle Fransa, Britanya, Pakistan ve Mısır’dan hava savunma desteği istediği bildiriliyor.

İran savaşında yeni cephe

Körfez’deki birçok kaynak Husi saldırılarının artık ABD-İran savaşından ayrı değerlendirilemeyeceği görüşünde.

Husilerin Kızıldeniz’deki ilerleyişinin İran Devrim Muhafızları’nın elini güçlendirdiği ve İran ile yürütülecek olası müzakereleri de zorlaştırdığı belirtiliyor.

Eski ABD Büyükelçisi Joey Hood’a göre Husiler doğrudan İran tarafından “uzaktan kumanda edilmiyor”, ancak İran’dan aldıkları destek savaş kapasiteleri açısından kritik önem taşıyor.

Hood, İran’ın varoluşsal bir mücadele içinde olduğunu ve bölgedeki vekil güçlerinden yararlanmaya çalıştığını savunuyor.

Bu gelişmeler Hürmüz Boğazı üzerindeki diplomatik girişimleri de etkiliyor.

Husi saldırıları Hürmüz görüşmelerini de vurdu

ABD-İran savaşının başlamasından bu yana Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile İran arasında yapılması planlanan ilk toplantı bu hafta iptal edildi.

Suudi Arabistan, Umman ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin olası anlaşmanın içeriği konusundaki kaygıları nedeniyle toplantıya katılmama kararı aldı.

Diğer Körfez ülkeleri de Riyad’ı izledi.

Bölgesel kaynaklara göre Suudi yönetimi aktif Husi saldırıları devam ederken İran ile ayrı bir uzlaşmaya gitmek istemiyor.

Bir kaynak durumu şöyle özetledi:

“Husi saldırıları ve Bab el-Mandeb koridorundaki durum Hürmüz anlaşmasını etkiliyor.”

Riyad’ın yaklaşımı giderek “ya hep ya hiç” çizgisine kayıyor: İran ile anlaşmanın yalnızca Hürmüz’ü değil, Husiler ve Kızıldeniz güvenliğini de kapsaması isteniyor.

Husiler neden durdurulamıyor?

Suudi Arabistan yaklaşık on yıldır Yemen hükümet güçlerini eğitmesine rağmen bu birlikler Husilerin son saldırılarını durdurmakta zorlandı.

ABD istihbaratı ve hassas hedefleme desteğiyle gerçekleştirilen Suudi hava saldırıları, Husilerin ele geçirdikleri bazı bölgelerde tam kontrol kurmasını engellese de ilerleyişi tamamen durduramadı.

Washington’ın geçen yıl Husilere karşı yürüttüğü bombardıman kampanyası da grubun Yemen’deki askeri varlığını ortadan kaldıramamıştı.

Aylar süren saldırılar sonunda ABD ile Husiler arasında beklenmedik bir ateşkes yapılmıştı.

Washington’ın bu hafta sonu Umman’daki görüşmelerde bu ateşkese bağlılığını yeniden teyit ettiği bildiriliyor.

Üst düzey bir Husi yetkilisi de CNN’e ABD’den “Suudilerin yanında savaşa katılmak istemedikleri” yönünde mesaj aldıklarını söyledi.

Barbara Leaf’e göre Husilerin bugünkü askeri kapasitesinin arkasındaki önemli faktörlerden biri İran Devrim Muhafızları ile yıllar içerisinde kurdukları ilişki.

Leaf, Husilerin 12 yıl önceki dağınık savaşçı yapısından çok daha etkili ve yıkıcı bir askeri güce dönüştüğünü belirtiyor.

Küresel enerji krizi için yeni tehdit

Husi ilerleyişinin en önemli sonuçlarından biri enerji piyasalarında ortaya çıkabilir.

Suudi Arabistan halihazırda İran savaşı nedeniyle birden fazla cephede baskı altında.

Krallık yakın zamanda Doğu-Batı petrol boru hattına yönelik bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Aynı zamanda ABD ordusuyla birlikte Hürmüz üzerinden tanker geçişlerini sürdürmeye çalışıyor ve bölgede kritik malzemelerin taşınması için kara koridorlarını açık tutmaya uğraşıyor.

Buna şimdi Bab el-Mandeb ve Yemen cephesi de ekleniyor.

Suudi Arabistan’ın eylül ayında Avrupa’ya petrol ihracatını azaltması da küresel enerji krizinin daha da derinleşebileceği endişelerini artırdı.

Bab el-Mandeb’in güvenliğinin daha fazla bozulması halinde Kızıldeniz üzerinden geçen enerji ve ticaret akışları yeni bir darbeyle karşılaşabilir.

Böyle bir senaryoda dünya ekonomisi aynı anda Hürmüz ve Bab el-Mandeb olmak üzere iki kritik enerji ve ticaret boğazındaki riskleri fiyatlamak zorunda kalabilir.

“Kimse tek başına savaşmak istemiyor”

CNN’e konuşan Körfezli bir yetkili bölgedeki çıkmazı şu sözlerle özetledi:

“Kimse tek başına savaşmak istemiyor. Ya Suudiler savaşacak ya da Husilerle anlaşacak.”

Ancak Suudi destekli güçlerin Husileri geri püskürtebilmesi için daha fazla kara gücüne ve Washington’ın daha güçlü siyasi ve askeri desteğine ihtiyaç duyulabileceği değerlendiriliyor.

Şimdilik ikisinin de gerçekleşmesi olası görünmüyor.

Üstelik bölgesel ve Amerikalı kaynaklar Husilerin yalnızca askeri yöntemlerle tamamen ortadan kaldırılabileceği konusunda da kuşkulu.

Yıllardır süren çatışmanın ortaya koyduğu tablo bu açıdan oldukça açık:

Askeri operasyonlar Husileri zayıflatabilir. Ancak onları ortadan kaldırmak çok daha zor.

Washington doğrudan savaşa dönmek istemezken, Riyad’ın tek başına Husi ilerleyişini durdurup durduramayacağı artık yalnızca Yemen’in geleceğini değil, Kızıldeniz ticaretini ve küresel enerji krizinin seyrini de belirleyebilir.

CNN

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş