Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Politika

Putin’in Avrupa’ya karşı “gizli savaşı”

Rusya-NATO gerilimi gri bölgede tırmanıyor. Dronlar ve sabotaj iddiaları artarken analiz, Moskova’nın NATO’nun tepki sınırlarını test ettiğini savunuyor.

18 Eylül 2026

Putin’in Avrupa’ya karşı “gizli savaşı”
NATO’nun gri bölge sınavı

Rusya ile NATO arasındaki gerilim giderek daha fazla “gri bölgeye” taşınıyor. Avrupa’da dron ihlalleri, sabotaj şüpheleri ve sınır aşan güvenlik olayları artarken, analiz Moskova’nın amacının doğrudan NATO ile savaşa girmekten ziyade Avrupa’yı Ukrayna’ya verdiği desteğin maliyeti konusunda korkutmak ve İttifak’ın tepki sınırlarını test etmek olduğunu savunuyor.

Rusya’nın Avrupa’ya yönelik stratejisinin merkezinde önemli bir çelişki bulunuyor: Savaşı başlatmadan savaşı daha yakın hissettirmek, karşı tarafı tepki vermeye zorlamadan provoke etmek ve Avrupa kamuoyunu davranışını kökten değiştirmeye itecek noktaya gelmeden endişelendirmek.

Makalede ortaya konulan görüşe göre Moskova, son dönemde NATO ile yürüttüğü “gri bölge” mücadelesinin dozunu belirgin biçimde artırdı.

Son günlerde üst düzey eski Batılı yetkililerin seyahat ettiği bir demiryolunun Rus dronu tarafından hedef alındığı, Rusya kaynaklı olduğu düşünülen başka bir dronun Litvanya’da düşürüldüğü ve üçüncü bir dronun Polonya kıyılarına vurduğu bildirildi.

Danimarka’da bir helikopter Rusya tarafından ateşlenen bir işaret fişeğinden kıl payı kurtulurken, Hollanda’daki tren seferleri de henüz sorumluluğu üstlenilmeyen bir sabotaj nedeniyle ciddi şekilde aksadı.

Analize göre bu olaylar birbirinden bağımsız gelişmeler olarak değerlendirilmemeli.

Moskova neyi amaçlıyor?

Makalede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in iki temel hedefi olduğu savunuluyor.

Bunlardan ilki, Ukrayna’ya verilen desteğin maliyetini Avrupalı seçmenler açısından giderek daha somut hale getirmek.

Bu görüşe göre Avrupa’nın farklı ülkelerinde Rusya’ya daha yakın politikalar savunan sağ partilerin siyasi güç kazanmaya çalıştığı bir dönemde Moskova, Ukrayna savaşının Avrupa toplumları üzerindeki güvenlik maliyetini artırmak istiyor.

İkinci hedef ise NATO’nun 5. Maddesi’nin sınırlarını test etmek.

NATO Antlaşması’nın temelini oluşturan 5. Madde, bir üyeye yönelik silahlı saldırının tüm üyelere yapılmış sayılmasını öngörüyor.

Ancak gri bölge operasyonlarının temel özelliği tam da burada ortaya çıkıyor: Eylemler ciddi güvenlik sorunları yaratıyor fakat NATO’nun kolektif savunma mekanizmasını otomatik olarak devreye sokacak açık bir askeri saldırı eşiğinin altında tutuluyor.

“Birkaç ay önce 4. Madde’yi tetiklerdi”

Makalede görüşlerine yer verilen Avrupalı bir diplomat, son dönemde yaşanan olayların ne kadar normalleştiğine dikkat çekiyor.

Diplomat:

“Şu anda yaşananlar sadece birkaç ay önce NATO’nun 4. Maddesi’ni tetiklerdi. Şimdi ise neredeyse günlük olaylar haline geliyor.”

dedi.

NATO’nun 4. Maddesi, bir üyenin toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı veya güvenliğinin tehdit altında olduğunu düşünmesi halinde üyeler arasında istişare mekanizmasının devreye sokulmasına imkân tanıyor.

Diplomata göre Rusya’nın hedeflerinden biri Avrupa’yı Ukrayna’ya verdiği destekten uzaklaştırmak ve “tırmanma korkusuyla oynamak”.

Asıl risk henüz başlamış olabilir

Analize göre NATO açısından daha büyük sorun, son yaşananların Rusya’nın Avrupa’ya karşı kullanabileceği yöntemlerin zirvesi değil, başlangıcı olma ihtimali.

Ukrayna savaşında bir barış anlaşması hâlâ uzak görünürken, Moskova’nın Donbas bölgesinin tamamını ele geçirme hedefinden vazgeçtiğine ilişkin bir işaret bulunmadığı savunuluyor.

Rusya’nın cephede çok büyük insan kayıpları vermesi askeri kapasitesini sınırlandırsa da, ülkenin savaş ekonomisine dönüşen askeri-sanayi kompleksi yeni olanaklar yaratıyor.

Özellikle düşük maliyetli ve büyük miktarlarda üretilebilen dron ve füze sistemleri, Rusya’nın hem Ukrayna hem de NATO açısından oluşturduğu tehdidin niteliğini değiştiriyor.

70 bin dolarlık dronlar

Rusya’nın yeni nesil Geran 4 ve Geran 5 dronlarının Çin üretimi turbojet motorlarla çalıştığı belirtiliyor.

Ukraynalı yetkililer ve medya haberlerine göre bu motorların maliyeti yaklaşık 40 bin dolar, bir dronun toplam maliyeti ise yaklaşık 70 bin dolar seviyesinde.

Rusya’nın Banderol seyir füzesinin saatte yaklaşık 600 kilometre hıza ulaşabildiği ve maliyetinin 100 bin dolar civarında olabileceği belirtiliyor.

Bu sistemlerin en önemli avantajı ise gelişmişliklerinden ziyade üretim maliyetleri ve sayıları.

Analize göre Rusya’nın Alabuga’daki dron fabrikası üretim kapasitesini hızla artırıyor ve Moskova yeni silahları çok daha büyük miktarlarda cepheye sürebilecek kapasite oluşturmaya çalışıyor.

NATO yeni savaş biçimine hazır mı?

King’s College London Savunma Çalışmaları Bölümü’nden Dr. Marina Miron’a göre savaş alanındaki dönüşüm yalnızca YZ teknolojilerinin kullanılmasıyla sınırlı değil.

Miron:

“Üretim, tedarik zincirleri, lojistik ve doktrin açısından uyum sağlamak herhangi bir stratejinin hayati bir parçası.”

değerlendirmesini yaptı.

Hem Rusya hem de Ukrayna’nın sürekli olarak yeni teknolojilere ve savaş yöntemlerine adapte olmaya çalıştığını belirten Miron, her yeniliğin rakip taraf karşı önlem geliştirene kadar kısa bir avantaj penceresi yarattığını ifade etti.

Ancak Miron’a göre NATO bu dönüşüme hazırlık açısından geride kalıyor:

“NATO bu değişikliklerle başa çıkmaya hazır olma konusunda oldukça geride.”

Miron, meselenin yalnızca yeni dron savunma sistemleri geliştirmek olmadığını, askeri doktrinin tamamının yeniden düşünülmesi gerektiğini savunuyor.

NATO’nun Ukrayna veya Rusya’nın savaş yöntemlerini doğrudan kopyalamak yerine iki tarafın tecrübelerinden ders çıkarması gerektiğini belirtiyor.

Konvansiyonel savaş ihtimali düşük, “eşik altı” olaylar artabilir

Miron’a göre Rusya ile NATO arasında doğrudan konvansiyonel savaş ihtimali hâlen “düşük”.

Buna karşılık NATO ülkelerinin karşı karşıya kalacağı temel tehdit, savaş eşiğinin altında kalan olaylar olabilir.

Miron, Polonya, Romanya ve Danimarka’da yaşanan gelişmeleri bu tür olaylara örnek gösteriyor.

Bu durum NATO ülkeleri açısından önemli bir iletişim sorununu da beraberinde getiriyor.

Avrupa hükümetleri bir taraftan kamuoyuna karşı karşıya oldukları tehdidin ciddiyetini anlatmak zorunda. Diğer taraftan ise paniğe neden olarak Moskova’ya psikolojik bir avantaj kazandırmak istemiyorlar.

Sabotajdan suikast planlarına kadar genişleyen liste

Analizde Avrupa’daki güvenlik olaylarının hem coğrafi kapsamının hem de potansiyel ölümcüllüğünün arttığı savunuluyor.

Bir Alman havalimanındaki dron olayı, Polonya’da açık araziye düşen balistik füze ve New York Güney Bölgesi’nde açılan davalarda yer alan suikast planı iddiaları, bu genişleyen tehdit listesinin örnekleri arasında gösteriliyor.

Makaleye göre temel sorun, NATO’nun bu tür düşük yoğunluklu ancak sürekli güvenlik krizlerine nasıl cevap vereceği.

“Aşırı tepki de, diğer yanağı çevirmek de doğru değil”

Üst düzey bir Avrupalı yetkili, Rusya’nın bu tür kontrollü tırmanma stratejisine NATO’dan daha alışkın olduğunu savunuyor.

Yetkiliye göre Rus stratejik düşüncesinde güç ve saldırganlığın farklı seviyelerde esnek biçimde kullanılmasına ilişkin yaklaşım Sovyet dönemine kadar uzanıyor.

NATO açısından ise bu tür bir “tırmanma yönetimi” görece yeni bir alan.

Yetkili durumu şöyle özetliyor:

“Aşırı tepki vermek faydalı değil, ancak diğer yanağı çevirmek de değil.”

En büyük tehlike: Yanlış hesaplama

Analize göre mevcut stratejinin en tehlikeli tarafı, Moskova’nın bir noktada hata yaparak NATO üyesi bir ülkeyi askeri karşılık vermek zorunda bırakabilecek olması.

Bunun geçmişte örnekleri de yaşandı.

2018 yılında Suriye’de Rus Wagner paralı askerlerinin ABD mevzilerine yönelik saldırısı, Amerikan ordusunun çok sert askeri karşılığıyla sonuçlanmıştı.

Öte yandan Avrupa’daki NATO ülkelerinin silahları ve istihbaratı da her gün Ukrayna’nın Rus hedeflerine yönelik operasyonlarına destek sağlıyor. Silahların büyük bölümü NATO ülkeleri tarafından satın alınıp Ukrayna’ya verilirken, kullanımları Ukrayna kuvvetleri tarafından gerçekleştiriliyor.

Analize göre Moskova, saldırgan taraf olmasına rağmen, kendi perspektifinden Avrupa’ya yönelik gri bölge faaliyetlerinin bir bölümünü Batı’nın Ukrayna’ya verdiği desteğe karşılık olarak görüyor olabilir.

NATO’nun önündeki en zor soru

Avrupa açısından temel sorun, tek tek sabotaj veya dron vakalarının ötesinde bulunuyor.

Rusya ile NATO arasında açık savaş başlamadan sürdürülebilen geniş bir gri alan ortaya çıkmış durumda. Bu alanın sınırlarının sürekli test edilmesi ise yanlış hesaplama ihtimalini artırıyor.

Analizin vardığı sonuca göre asıl tehlike, Rusya’nın bir noktada çizgiyi istemeden veya bilinçli biçimde aşması.

Böyle bir olay NATO üyesi bir ülkeyi doğrudan karşılık vermeye zorlayabilir ve bugüne kadar kontrollü biçimde savaş eşiğinin altında tutulan gerilimi yeni bir aşamaya taşıyabilir.

Yazara göre NATO’nun hem askeri yapıları hem de Avrupa kamuoyu böyle bir sıçramaya henüz yeterince hazırlıklı değil.

CNN

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş