WSJ’den Türkiye’deki fon krizine mercek: “Milyarlarca dolarlık borsa skandalı piyasaları sarstı”
WSJ, Türkiye’de 131 fonun tasfiyesine uzanan krizi mercek altına aldı. Gazeteye göre asıl sınav, sermaye piyasalarında yatırımcı güveninin yeniden kurulması.
20 Eylül 2026

Wall Street Journal, Türkiye’de yatırım fonlarında başlayan ve Borsa İstanbul’a yayılan krizi mercek altına aldı. Gazete, bazı fonların düşük likiditeli hisselerde yoğunlaşması, borçlanarak pozisyonlarını büyütmesi ve bağlantılı şirket hisselerine yatırım yapmasıyla oluşan yapının düzenlemelerin sıkılaştırılması sonrasında çözülmeye başladığını yazdı. WSJ’ye göre kriz artık yalnızca yüz binlerce yatırımcının parasını ne ölçüde geri alabileceği meselesi değil; Türkiye’nin sermaye piyasalarındaki denetimin güvenilirliği açısından da önemli bir sınav.
ABD’nin önde gelen ekonomi gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), Türkiye’de 131 yatırım fonunun tasfiyesine kadar uzanan fon krizini kapsamlı bir analizle uluslararası gündeme taşıdı.
Jared Malsin ve Chelsey Dulaney imzalı, “Multibillion-Dollar Stock-Market Scandal Roils Erdogan’s Turkey” başlıklı analizde, bazı yatırım fonlarının yatırımcıların para çekme taleplerini karşılayamaz hale gelmesiyle başlayan krizin Borsa İstanbul’da zincirleme satışlara dönüştüğü belirtildi.
Krizin büyümesinin ardından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yedi portföy yönetim şirketinin fonlarına müdahale ederek 131 fon için tasfiye süreci başlattı.
SPK da 2025’in son çeyreğinden itibaren özellikle bazı serbest ve para piyasası fonlarının düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde ekonomik gerçeklikle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğunun gözlemlendiğini açıklamıştı.
WSJ: Yüksek enflasyondan kaçan küçük yatırımcı fonlara yöneldi
WSJ, fon sektöründeki hızlı büyümenin arka planında Türkiye’nin uzun süredir devam eden yüksek enflasyon probleminin bulunduğuna dikkat çekti.
Tasarruflarının satın alma gücünü korumaya çalışan bireysel yatırımcılar giderek daha fazla hisse senetlerine ve yatırım fonlarına yöneldi.
Bu ortamda bazı portföy yönetim şirketleri ve aracı kurumlar olağanüstü yüksek getiriler açıklayan fonlarla geniş yatırımcı kitlelerine ulaştı.
Ancak gazeteye göre bazı fonların yatırım stratejileri önemli riskler taşıyordu.
WSJ, bazı portföylerin az sayıda ve düşük likiditeli hisse senedinde yoğunlaştığını, getirileri büyütmek amacıyla borçlanarak işlem yaptığını ve bazı durumlarda yatırımcı parasının fonlarla bağlantılı şirketlerin hisselerine yönlendirildiğini aktardı.
Bu yapı, para girişleri devam ettiği sürece hisse fiyatlarını ve fon getirilerini desteklerken yatırımcıların hızla çıkışa yönelmesiyle tersine dönmeye başladı.
Tera fonunda iki yılda yaklaşık yüzde 43 bin getiri
WSJ’nin öne çıkardığı en çarpıcı örneklerden biri Tera Portföy oldu.
Gazeteye göre şirketin amiral gemisi fonlarından biri son iki yılda yaklaşık %43 bin getiri açıkladı.
Fon, işlemleri durdurulmadan önce yaklaşık 100 bin yatırımcıya ulaşmış ve yaklaşık 5 milyar dolarlık büyüklüğe erişmişti.
East Capital Group kıdemli danışmanı Emre Akçakmak, WSJ’ye yaptığı değerlendirmede piyasadaki sorunların uzun süredir görülebildiğini belirterek düzenleyici müdahalenin daha erken yapılması gerektiğini savundu.
Bu görüş, fon krizinin ardından Türkiye’de giderek daha fazla tartışılan temel sorulardan birini de gündeme getiriyor:
Düzenleyici kurumlar olağanüstü fon getirileri ve düşük likiditeli hisselerdeki sıra dışı fiyat hareketlerine neden daha erken müdahale etmedi?
Şimşek: Genele yayılmış sistemik risk yok
WSJ, krizin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimi ve 2023 yılında yeniden Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirilen Mehmet Şimşek açısından da önemli bir sınav olduğunu yazdı.
Şimşek ise cuma günü NTV’de yaptığı açıklamada sorunun sınırlı sayıdaki fonun kredi ve likidite problemlerinden kaynaklandığını söyledi.
Şimşek:
“Genele yayılmış sistemik risk söz konusu değil. Borsada ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok.”
dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı, Türkiye’de toplam 2 bin 38 fon bulunduğunu, tasfiye kapsamındaki fon sayısının ise 131 olduğunu belirtti.
Döviz ve devlet tahvili piyasalarındaki hareketlerin görece sınırlı kalması da krizin şu aşamada ağırlıklı olarak hisse senedi ve yatırım fonu piyasasında yoğunlaştığı görüşünü destekliyor.
İstanbul Finans Merkezi hedefi açısından da sınav
Wall Street Journal’a göre olayın bir başka boyutu Türkiye’nin uluslararası yatırımcı nezdindeki itibarı.
Gazete, Şimşek’in göreve dönüşünün ardından Türkiye’nin daha geleneksel ekonomi politikalarına yöneldiğini ve İstanbul’un uluslararası bir finans merkezi olarak konumlandırılmaya çalışıldığını hatırlattı.
Ancak fon krizi, yabancı yatırımcıların Türkiye sermaye piyasalarındaki gözetim ve denetim mekanizmalarına ilişkin soru işaretlerini artırabilir.
İsveçli SEB’nin gelişen piyasalar baş stratejisti Erik Meyersson, daha güçlü piyasa denetimi sağlanmadığı takdirde aşırı oynaklık ve benzeri piyasa şoklarına karşı kırılganlığın devam edebileceğini söyledi.
MSCI haziran ayında uyarmıştı
WSJ analizinde uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI’ın haziran ayında Türkiye hakkında yaptığı uyarıya da dikkat çekti.
MSCI, 23 Haziran’da yayımladığı 2026 Piyasa Sınıflandırması İncelemesi’nde uluslararası kurumsal yatırımcıların Türkiye’de bazı fonların küçük ölçekli halka açık şirketlerle bağlantılı hisselerde “tekrarlayan olası koordineli işlem” örnekleri bulunduğunu bildirdiğini açıklamıştı.
MSCI ayrıca bu işlemlerin bazı şirketlerin fiili dolaşım oranlarını yapay biçimde yüksek gösterebildiğine ilişkin yatırımcı endişelerini aktarmıştı.
Kurum, kasım ayındaki MSCI endeks değerlendirmesine kadar yeterli ve güvenilir ilerleme görülmemesi halinde Türkiye ve Türk hisselerinin endekslerde nasıl ele alınacağı konusunda resmi bir istişare süreci başlatılabileceğini duyurmuştu.
Dolayısıyla fon krizinin sonuçları yalnızca yerli yatırımcıları değil, Türkiye’nin küresel endekslerdeki konumunu ve yabancı kurumsal yatırımcıların piyasaya yaklaşımını da ilgilendiriyor.
Kurallar sıkılaşınca sistem tersine döndü
WSJ’ye göre krizin kırılma noktalarından biri ağustos sonunda geldi.
Düzenleyici kurumların fonların bağlantılı şirketlere ve belirli hisselere yaptığı yatırımları sınırlayan yeni kurallar getirmesinin ardından bazı fonlarda para çıkışları hızlandı.
Pusula Portföy’ün yatırımcıların geri ödeme taleplerini karşılamakta zorlanmasının ardından başlayan satış dalgası kısa süre içinde Tera ve diğer fonlara yayıldı.
Yatırımcıların fonlardan çıkmak istemesi portföy yöneticilerini hisse satmaya zorladı.
Ancak düşük likiditeli hisselerde yeterli alıcı bulunmaması fiyatların hızla gerilemesine yol açtı.
Fiyatlar düştükçe fonların net aktif değerleri geriledi, bu da yeni çıkış taleplerini tetikledi.
Böylece daha önce para girişleriyle yukarı çalışan mekanizma bu kez ters yönde işlemeye başladı.
Borsa İstanbul’da devre kesici çalıştı
Fonlardaki satış baskısı kısa sürede Borsa İstanbul’un geneline yayıldı.
WSJ’ye göre BIST 100 endeksi çarşamba günü %5,5 gerileyerek devre kesicinin çalışmasına neden oldu.
Merkez Bankası’nın finansal sisteme likidite sağlaması ve sorunlu fonların tasfiyesinin bankalara devredilmesinin ardından piyasa perşembe günü kısmen toparlandı.
Ancak haftanın devamında satışlar yeniden hızlandı ve gösterge endeks haftalık bazda yaklaşık %8,5 değer kaybetti.
Buna rağmen BIST 100’ün yılbaşından bu yana getirisi yaklaşık %17 seviyesinde kaldı.
Döviz ve devlet tahvili piyasalarında benzer büyüklükte bir satış yaşanmaması ise finansal stresin şimdilik esas olarak hisse senetleri ve fonlarda yoğunlaştığına işaret etti.
38 kişi hakkında savcılığa başvuru
Kriz yalnızca finansal piyasalarla sınırlı kalmadı.
WSJ, Türk makamlarının bazı fon yöneticileri hakkında gözaltı, yurt dışına çıkış yasağı ve diğer adli tedbirlere başvurduğunu da aktardı.
SPK’nın 38 kişi hakkında, sermaye piyasası işlemleriyle bağlantılı olduğu ileri sürülen suçlar nedeniyle savcılığa bildirimde bulunduğu kamuoyuna yansımıştı.
Fonlarla bağlantılı bazı üst düzey yöneticiler hakkında da gözaltı ve tutuklama kararları verildi.
Soruşturmaların devam ediyor olması nedeniyle söz konusu işlemler ve iddialar açısından nihai hukuki sorumluluk henüz belirlenmiş değil.
“Türkiye’nin güveni yeniden tesis etmesi gerekiyor”
WSJ analizinin en önemli başlıklarından biri krizin uzun vadede yaratabileceği güven kaybı.
BlueBay Asset Management kıdemli ülke stratejisti Timothy Ash, Türk otoritelerinin piyasalara yönelik güveni yeniden sağlamak için hızlı hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Çünkü 131 fonun tasfiyesiyle başlayan süreç artık yalnızca fonlarda parası bulunan yüz binlerce yatırımcının ne kadarını geri alabileceği meselesi değil.
Üç temel soru giderek öne çıkıyor:
Geçmişteki uyarılara neden daha erken karşılık verilmedi?
Olağanüstü getiriler sağlayan ve düşük likiditeli hisselerde yoğunlaşan fon yapıları nasıl bu büyüklüğe ulaşabildi?
Benzer mekanizmaların yeniden oluşmasını önleyecek denetim sistemi kurulabilecek mi?
Bu sorulara verilecek yanıtlar, fon mağdurlarının kayıplarının ötesinde Türkiye sermaye piyasalarının yabancı ve yerli yatırımcı nezdindeki güvenilirliği açısından belirleyici olacak.
WSJ’nin analizinin ortaya koyduğu daha geniş mesele de burada yatıyor:
Fon krizi sona erse bile Türkiye’nin önündeki daha uzun vadeli sınav, sermaye piyasalarına duyulan güvenin ne kadar hızlı yeniden kurulabileceği olacak.
KARAR
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




