Çetin Ünsalan Yazdı: Beklenti mi; çaresizlik mi?
16 Ocak 2026Enflasyon üzerinden yaşanan tartışmalarda bildiğiniz gölge oyunu oynuyoruz. Yetkililerden reel sektör temsilcilerine kadar hep birlikte, herkesin bal gibi bildiği tartışmalı bir rakamın üzerinden, sanki gerçekmiş gibi analizler yapılıyor.
Bunu söylediğinizde birileri çok bozuluyor, ama kızsanız da kızmasanız da gerçek bu ve açıklanan rakamlara kimsenin inancı kalmamış durumda. Bu inançsızlık söz konusuyken, deklare edilen rakamlardaki olası inişler çıkışlar da bir anlam ifade etmediği gibi, geriye kalan söylemlerin tamamı da sadece finansçıların dikkate aldığı bir zemine oturuyor.
Bu nedenle enflasyon verileriyle yüzleşmeyi ifade etmeyen tüm açıklamalar, sadece çaresizlik görüntüsünde boş vermişlik kıvamında dinleniyor. Mesela Merkez Bankası Başkanı son açıklamasında, yılın ilk aylarında enflasyonda yukarı yönlü dalgalanmalar görülebileceğinden bahsetti.
Hatta bunu gıda fiyatlarına bağladı. İşte asıl sorun da bu. İnsanların gelirlerinin yetebildiği kadarıyla ağırlıklı harcama yaptığı ürün grupları üzerinden, verilen gelir artışlarını da dikkate aldığınızda neyi tartışacaksınız?
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan diyor ki, hane halkı ve firmaların enflasyon beklentilerindeki düşüş, ortaya çıkan fotoğrafta etkili oldu. Öncelikle hane halkıyla açıklanan rakamın arasında neredeyse yüzde 100 fark olup, bunun da dörtte biri bulmayan oranlarda zam aldığını düşünürseniz kendinizle çelişiyorsunuz demektir.
Çünkü bu fotoğraf beklentinin değil, çaresizliğin tezahürüdür. Gelirinin yeterince artmadığının farkında olan insanlar, 2026 yılında da ihtiyaçlarını karşılayacak tüketimi yapamayacağının, firmalar da satın alma gücü göçmüş bir tüketiciye mal satamayacağının farkında…
Hacimsizlikten kaynaklanan bir enflasyon düşüşü, şayet sadece zorunlu ihtiyaçlar üzerinden tartışılır noktadaysa, orada çok daha büyük bir sorun ve halledilmesi gereken bakış açısı var anlamına gelir.
Yani insanların gıdaya daha rahat ulaşamayacağını bilmesi, kiralarını ödeyemeyeceğinin farkında olması gibi faktörler üzerinden düşeceğini ummak ve ekonomi hacimsizliğine bel bağlamak enflasyonla mücadele olamaz.
Nerede olamaz? Satın alma gücü çökmüş bireylerden oluşan toplumda. Yani insanlar giderlerinin çok üzerinde kazançlara ve tasarruflara sahipler de, bu sene satın almalarda ihtiyatlı davranıyor değiller ki…
Kendisinin, çocuğunun boğazından kesen, ulaştırmaya harcayacağı kaynakta kiradan ya da gıdadan imtina etmek zorunda kalan kişilerin, tüketimlerini azaltması, tasarruftan değil, çaresizlikten kaynaklanır.
Bu ortamda görece düşen rakamlar da enflasyonla mücadelede başarıyı ya da dezenflasyon sürecini değil, fakru zaruretin sistemli bir biçimde topluma sirayet ettiği anlamını taşır. Kanıt mı? Bakınız emekli ücreti tartışmasına ve asgari ücret miktarına…


