Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

ABD-Çin Gerilimi Küresel Ekonominin Kaderini Belirleyebilir: Mayıs Zirvesinde 5 Kritik Başlık

Bu zirve sıradan değil, ama ABD-Çin rekabetinin oyun kurallarını belirleyerek iş dünyasını perişan eden belirsizliği azaltabilir

ABD-Çin Gerilimi Küresel Ekonominin Kaderini Belirleyebilir: Mayıs Zirvesinde 5 Kritik Başlık

ABD ile Çin arasında mayıs ayında gerçekleşmesi beklenen kritik temaslar, küresel ekonominin yönü açısından belirleyici olabilir. Tarifelerden yapay zekâya, Tayvan’dan nadir toprak elementlerine kadar uzanan rekabet artık yalnızca iki ülke arasındaki ticari gerilim değil; küresel arz zincirlerini, teknoloji sektörünü, enerji dönüşümünü ve finans piyasalarını etkileyen stratejik mücadeleye dönüşmüş durumda. Uzmanlara göre Washington ile Pekin arasında tam uzlaşma beklenmese de “kontrollü rekabet” çerçevesi oluşturulabilirse piyasalarda geçici rahatlama yaşanabilir.

ABD ile Çin arasındaki ilişkiler yeniden küresel ekonominin merkezine yerleşmiş durumda.

Mayıs ayında Donald Trump ile Xi Jinping arasında Pekin’de gerçekleşmesi beklenen olası görüşme, yalnızca iki süper güç arasındaki ilişkileri değil, küresel piyasaların yönünü de belirleyebilir.

Uzmanlara göre artık mesele yalnızca ticaret savaşı değil.

Tarifeler, yapay zekâ, yarı iletkenler, Tayvan, nadir toprak metalleri ve küresel arz zincirleri birbirine bağlanmış durumda.

Bu nedenle Washington ile Pekin arasındaki her temas; Brüksel’den Tokyo’ya, Seul’den Riyad’a kadar tüm dünya tarafından dikkatle izleniyor.

Hürmüz Boğazı’nda ABD-İran Çatışması: Wall Street Satışta, Petrol Yükseliyor

Küresel Ekonominin Kaderini Belirleyecek 5 Kritik Başlık

Analize göre mayıs ayında küresel ekonominin yönünü belirleyebilecek beş ana başlık öne çıkıyor:

  • Tarifeler
  • Teknoloji savaşı
  • Tayvan
  • Nadir toprak metalleri
  • Arz zincirleri

Ancak asıl sorun, bu başlıkların artık birbirinden bağımsız olmaması.

Tarifeler sanayi politikalarıyla, teknoloji ulusal güvenlikle, Tayvan yarı iletkenlerle, nadir toprak elementleri ise savunma sanayi ve elektrikli araçlarla doğrudan bağlantılı hale gelmiş durumda.

Trump’ın Tarifeleri Yeniden Gündemde

Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde Çin’e karşı en güçlü silahı tarifeler olmuştu.

Beyaz Saray’a dönüşünün ardından Trump yönetimi yeniden tarifeleri Pekin’e baskı aracı olarak kullanmaya başladı.

Ancak tarifelerin çift taraflı etkisi bulunuyor.

Bir yandan Çin ihracatını baskılarken diğer yandan Amerikan şirketleri ve tüketicileri için maliyetleri artırıyor.

Analistlere göre Washington’un tarifeleri artırması;

  • Tüketici fiyatlarını yükseltebilir,
  • Yeni arz zinciri sorunları yaratabilir,
  • Çin’in misillemelerini tetikleyebilir.

Öte yandan geri adım atılması durumunda Trump yönetimi “Çin’e taviz vermekle” suçlanabilir.

Bu nedenle tarifeler yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir sınav olarak görülüyor.

Çin: “Baskıya Boyun Eğmeyeceğiz”

Çin açısından da mesele yalnızca ticaret değil.

Pekin yönetimi, ABD baskısına rağmen stratejik yönünü değiştirmeyeceği mesajını vermek istiyor.

Çin ekonomisi zayıf iç talep ve sanayi baskısıyla mücadele etse de hâlâ devasa ihracat kapasitesine sahip.

Uzmanlara göre Çin, ABD baskısına doğrudan değil seçici alanlarda karşılık verebilir.

Bunlar arasında:

  • Hammadde kısıtlamaları,
  • Lisans engelleri,
  • Amerikan şirketlerine yönelik düzenlemeler,
  • Üretimin Çin dışına taşınmasını zorlaştıracak önlemler

yer alıyor.

Teknoloji Savaşı Yeni Dönemin Merkezi

ABD-Çin rekabetinin merkezinde artık teknoloji bulunuyor.

Mesele yalnızca çip üretimi değil.

Yapay zekâ, veri merkezleri, siber güvenlik, telekomünikasyon, bulut sistemleri ve yarı iletken ekipmanları da stratejik rekabetin ana alanına dönüşmüş durumda.

Washington, gelişmiş teknolojilerin Çin ordusunun kapasitesini artırabileceğinden endişe ediyor.

Pekin ise kendi teknoloji ekosistemini kurmak için ithal ikame stratejisini hızlandırıyor.

Bu süreç küresel ekonomide yeni bir parçalanma dönemi yaratıyor.

Artık şirketler yalnızca maliyet ve verimlilik hesabı yapmıyor.

Jeopolitik riskler, ihracat kısıtlamaları, yaptırımlar ve güvenlik kriterleri de yatırım kararlarının merkezine yerleşiyor.

Yapay Zekâ Yarışı Dev Teknoloji Şirketlerini Zorluyor

Tayvan: Dijital Ekonominin Sinir Sistemi

İlk bakışta Tayvan konusu güvenlik başlığı gibi görünse de, uzmanlara göre aslında küresel ekonominin en kritik merkezlerinden biri.

Çünkü Tayvan, dünya yarı iletken üretiminin kalbinde yer alıyor.

Adada yaşanabilecek askeri veya siyasi kriz;

  • Otomotiv sektörünü,
  • Elektronik üretimini,
  • Savunma sanayisini,
  • Yapay zekâ sektörünü,
  • Küresel teknoloji piyasalarını

ciddi şekilde sarsabilir.

Bu nedenle Trump-Xi görüşmesinin Tayvan konusunda tansiyonu düşürmesi piyasalarda olumlu algılanabilir.

Ancak sert mesajlar verilmesi durumunda küresel risk iştahı yeniden baskı altına girebilir.

Nadir Toprak Elementleri Çin’in En Güçlü Kozu

Çin’in küresel ekonomi üzerindeki en güçlü etkilerinden biri de nadir toprak metalleri alanında ortaya çıkıyor.

Elektrikli araçlardan rüzgâr türbinlerine, radar sistemlerinden füzelere kadar birçok kritik teknoloji bu hammaddelere bağımlı.

Yıllardır dünyanın en büyük ve en ucuz tedarikçisi olan Çin, ihracat kısıtlamalarıyla Batı’nın kırılganlığını ortaya koymuş durumda.

ABD, Avrupa, Japonya ve Avustralya alternatif tedarik zincirleri kurmaya çalışsa da bunun kısa sürede mümkün olmadığı belirtiliyor.

Çünkü:

  • Madencilik yatırımları,
  • İşleme teknolojileri,
  • Çevre standartları,
  • Finansman ihtiyacı

çok büyük ölçekli yatırımlar gerektiriyor.

Bu nedenle Batı’nın Çin bağımlılığını kısa vadede azaltması zor görünüyor.

Arz Zincirleri Yeni Savaş Alanı Haline Geldi

Pandemi öncesinde küresel ekonomi “en düşük maliyet” mantığıyla çalışıyordu.

Bugün ise temel kavram “dayanıklılık” haline geldi.

Şirketler artık şu sorulara cevap arıyor:

  • Yarın ihracat yasağı gelirse ne olacak?
  • Limanlar kapanırsa üretim nasıl sürecek?
  • Askeri kriz yaşanırsa tedarik zinciri çöker mi?
  • Çin veya ABD ekonomik baskıyı silah olarak kullanır mı?

Bu nedenle şirketler üretimi çeşitlendirmeye, stokları artırmaya ve alternatif lojistik hatları oluşturmaya çalışıyor.

“Kopuş” Beklenmiyor

Uzmanlara göre ABD ile Çin arasında tam ekonomik kopuş şu an gerçekçi görünmüyor.

Çünkü Amerikan şirketleri hâlâ:

  • Çinli üreticilere,
  • Çin’deki fabrikalara,
  • Çin’in hammadde işleme kapasitesine

bağımlı durumda.

Çin de küresel pazarlara, teknolojiye ve yabancı sermayeye erişim ihtiyacını sürdürüyor.

Bu nedenle yaşanan süreç “tam ayrışma” değil, bağımlılık ilişkilerinin yeniden yapılandırılması olarak görülüyor.

Mayıs Zirvesinden Ne Çıkabilir?

Piyasaların temel beklentisi büyük uzlaşma değil, “kontrollü gerilim” ortamının korunması.

En olası senaryolar arasında:

  • Diyalog kanallarının açık tutulması,
  • Bazı tarifelerde geçici yumuşama,
  • Çalışma grupları kurulması,
  • Tayvan konusunda dikkatli mesajlar verilmesi

yer alıyor.

Ancak temel rekabetin ortadan kalkması beklenmiyor.

Aksine uzmanlara göre rekabet artık yalnızca ticaret değil;

  • Teknoloji,
  • Veri,
  • Enerji,
  • Lojistik,
  • Hammadde,
  • Yapay zekâ,
  • Yatırım altyapısı

alanlarını da kapsayan çok daha geniş bir mücadeleye dönüşmüş durumda.

Yeni Küresel Düzen Kuruluyor

ABD ile Çin arasındaki rekabet aynı zamanda yeni ekonomik coğrafyayı da şekillendiriyor.

Alternatif üretim merkezleri ve lojistik koridorları önem kazanırken;

  • Hindistan,
  • Vietnam,
  • Malezya,
  • Meksika,
  • Orta Asya,
  • Hazar bölgesi

yeni yatırım akımlarının merkezine yerleşebilir.

Bu süreç Türkiye açısından da kritik görülüyor.

Asya ile Avrupa arasındaki ticaret yollarının yeniden şekillenmesi, Orta Koridor ve lojistik altyapı projelerinin stratejik önemini artırabilir.

Küresel Piyasalar İçin Kritik Dönemeç

Uzmanlara göre artık küresel piyasaların kaderi yalnızca merkez bankalarının faiz kararlarıyla belirlenmiyor.

Tarifeler, mikroçipler, nadir toprak metalleri, yapay zekâ ve Tayvan çevresindeki gelişmeler küresel ekonominin yeni belirleyicileri haline geldi.

Mayıs ayında Washington ile Pekin arasında verilecek mesajlar, dünya ekonomisinin geçici istikrara mı yoksa yeni bir ekonomik çatışma dönemine mi gireceğini belirleyebilir.

Kaynak:  News.az, Faik Mahmudov

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler