Sosyal Medya

FÖŞ yazdı: Yılın en kritik PPK’sı:  TCMB faiz artıracak mı?

18 Mart 2024

Perşembe günü yapılacak TCMB PPK’yı Ekonomik İstikrar Programı’nın (EİP) serüveninde en önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendiriyorum. Temel senaryom değil ama, TCMB faiz artırırsa, Borsa coşar, Türkiye bir kaç ayda sıcak para cennetine döner. Ama sizden şırıngayla kan alırlar, damardan değil.

Seçimden önce son viraja gelmemize rağmen, global yatırım bankaları şimdiden faiz artışının müjdesini vermeye başladılar. Hafta sonunda Bloomberg’in atıfta bulunduğu Goldman Sachs analizine göre PPK 200 baz puanın altına imza  atmaya hazırlanıyor.

Pazar günü Bloomberg’te yayınlanan bir haberde ise Mehmet Şimşek’in şu ifadeleri dikkat çekti:

“Türkiye’de politika revizyonuna liderlik eden Şimşek’e göre, TCMB enflasyonu yavaşlatmak için gereken önlemleri alma bağımsızlığına sahip.

Hazine Bakanı, “Merkez Bankası’nın deyim yerindeyse eli serbest” ifadesi kullandı.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Kanal 7’de Pazar günü yayınlanan söyleşisinde. “Enflasyonu düşürmek için ne gerekiyorsa yapacaklar” diye ekledi.

Şimşek, cumhurbaşkanının yeni programı desteklediğini söyledi. “Yeni program para politikasının “normalleştirilmesini” içerir. Önceki politika “işlevsel” değildi”.  Bloomberg’ten bu haberi bizimle paylaşan stratejist dostuma göre, Şimşek seçim öncesi faiz artırımı mesajı veriyordu.

 

Şimşek’in faiz artırımının yolunu yaptığı kesin de, seçimden önce olur mu,  emin değilim.  TCMB’nin  200-500 baz puan arasında ek parasal sıkılaştırma yapmasına en fazla %30 olasılık tanırım.  Ancak, Nisan ve Mayıs’ta tek sefer veya birikimli faiz artırım beklentim sırasıyla %66 ve %100.   Tabii, parasal oyulma, pardon sıkılaştırma 500 baz puanla bitmez, TCMB politika faizini %60’a kadar yükseltir ve en az  bir sene de orada tutar.

 

TCMB’nin bu ay faiz artırımından kaçınmasının en önemli nedeni Erdoğan’ın vetosuysa, ikinci neden de guvernörlerin Enflasyon Raporu sunumundan bu yana şu ana kadar yapılan parasal sıkılaştırmanın birikimli etkileriyle birlikte 2024 TÜFE’yi yıl sonu hedefine indirgemekte yeterli olacağı görüşü.  Bir anlamda, enflasyonda ek veri görmeden parasal sıkılaştırma kredibilite kaybına neden olabilir.  TCMB açısından önceki ”bu kadarı yeter” görüşünü değiştirmek için tek gerekçe, Mart Beklenti Anketi’nde enflasyon projeksiyonlarının bir miktar yukarı hareketlenmesi olabilir.

 

PPK için temel senaryom, metne “enflasyon beklentileri bozulursa, ek parasal sıkılaştırma yapılacağı” ibaresinin eklenmesi ve uzunca bir paragrafta son 2 haftada alınan niceliksel önlemlerin enflasyonu merkez  patikada tutmaya yeterli olacağının anlatılması.

TCMB samimi olarak böyle düşünse de, alınan tedbirlerin ne döviz talebine, ne de enflasyon hedefine erişmek için kritik önem taşıyan kredi hacmi kontrolünde faydalı olmadığı aşağıdaki grafiklerde görülüyor.

 

 

Ve hızlanan kredi hacmi

 

TCMB geçen  hafta kredi  kartı faizlerini de  yükseltti. Ancak bu önlem de  yeterli olmayabilir.  Bir kısım mudi ve şirket seçimden sonra kredi faizlerinin hızla artacağını sezerek, harcamalarını öne çekiyor olabilir.

Önceki veri haftalarında, döviz talebi yurtdışında muhabir bakiyelerini artıran bankalar, döviz hesaplarını artıran firmalar ve kapatılan Rus mevduat hesaplarına bağlı olabilirdi. Ancak son veri haftasında, yerleşiklerin de DTH’lara hucüm ettiğini gördük ki, muhtemelen bir  nedeni YouTube’da sayısı hergün artan seçim sonrası devaluasyon ve Şimşek’in görevine son verileceğine dair içerik olabilir.

 

Seçimden sonra Erdoğan söylem ve icraatlarıyla Şimşek’in görevde kalacağına dair şüpheleri giderse de, turizm gelirinin cari dengeyi pozitife çevireceği yaz aylarında dahi, yerleşiklerden döviz talebi devam edecek. Bunun çok basit bir nedeni var.  “Hissedilen enflasyon” resmi rakamların çok ötesinde. Bağımsız kaynaklardan edindiğimiz gıda  fiyatları ve kiralar almış başını gidiyor. Zaten, TCMB’nin enflasyon patikası tahminine göre de, halen %66 olan TÜFE yaza doğru %73-75 civarında zirve yapacak. Bir başka deyişle,  algılanan TL reel faizi nerdeyse Şimşek görevi devraldığı gün kadar ekside.

Peki, düşük olasılıklı senaryom paralelinde TCMB faiz artırırsa ne olur?  100 baz puan dahi faiz artırım kararı çıksa, hem yüksek birikimli bireysel mudiler hem de Gelişmekte Olan Pazarlara yatırım yapan fon yöneticilerinin EİP’na bakışı kökten değişir.  O noktada Erdoğan’ın ortodoks politikalara sadakati ve Şimşek’in görevde kalıp kalmayacağını sorgulamak mantıksız kalır. 3 büyük kentte hala zaferi garantileyemeyen Erdoğan’ın seçim öncesi dahi faiz artırımına izin vermesi seçimden sonra EİP’nın başarısının önündeki siyasal engellerin toptan kaldırılacağı anlamını taşır.

 

TCMB faiz artırımını Nisan veya Mayıs’a ertelerse ne olur?  TCMB’nin artan talebe karşın döviz kurunu istediği düzeyde tutacak FX rezervi var.  Ama, dolarizasyon iyice azar ve geri çevirmek daha uzun zaman alır.  Yani,  TCMB’nin eksi rezervini kapatma çabasında zaman kaybederiz.  En kötü senaryoda, faiz artırımı gecikip de, TCMB rezervleri düştükçe, döviz birikimleri bankacılık sistemi dışına ve yurtdışına transfer edilir.

 

Eğer TCMB Nisan veya Mayıs’ta parasal sıkılaştırmanın ikinci fazına geçecekse, bu kez resesyon kaçınılmaz olur. Resesyon paralelinde zaten şimdiden kredilerini ödeyemeyen binlerce KOBİ, hatta daha büyük ölçekli firmanın konkordatoya gittiğini görürüz.

Daha da ötesi, istikrar önlemleri faiz artırımıyla sınırlı kalmaz. Şimşek elinde baltayla bütçe harcamalarını da kesmeye başlar.  Vergi artırılmayacak diye yemini billah edildi de, tarihte Hamurabi de dahil hangi politikacı seçim öncesi vaatlerini tuttu ki? En azından ikinci konuta ve servete yeni vergiler gelecek. Elektrik ve doğal gaz fiyatlarında zamana yayılmış olarak %100 zam kaçınılmaz.

Maalesef, yıllar süren har vurdum, harman savurdum, her seçmene rüşvet dağıttım döneminden sonra çok acı bir reçete yazılıyor şu anda Ankara’da.

 

FÖŞ

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları