Sosyal Medya

Çetin Ünsalan: Zehirli zombiler ülkesi

20 Haziran 2023

Bir ekonomide nasıl bir sistem uygularsanız uygulayın; orası sahip olduğu şirketler kadar sağlıklıdır. Çünkü bünyede mikrop varsa, günün birinde mutlaka bir hastalığa neden olacaktır. Ne yazık ki söz konusu olan reel ekonomiyse ve sizin burada bir stratejiniz yoksa, sürekli sorunlarla boğuşur durursunuz.

 

Sağlıklı sektörler ve şirketlere sahip olmak ise, aslında o ekonominin yönetiminin ortaya bir yol haritası ve planlama koymasıyla temin edilir. Fakat serbest piyasa adı altında kuralsızlığın uygulandığı, hem de aslında serbest piyasa olmayan yapıda hem işin içinden çıkamazsınız, hem nitelikli şirketleriniz olmaz, hem yapılan işten katma değer çıkmaz; hem de kaynak yetiştiremezsiniz.

 

“…Bruno Albuquerque ve Roshan Iyer tarafından kaleme alınan ve 16 Haziran’da yayımlanan ‘Yürüyen ölülerin yükselişi: Dünyadaki zombi firmalar’ başlıklı makalede, zombi şirketler hem mali sıkıntı içinde hem de kar etme ihtimalleri düşük olan şirketler olarak tanımlandı…”

Bilin bakalım makalede uzak ara birinci ülke kim? Türkiye… Bizi takip eden ülkeler ise Endonezya, Romanya ve Rusya… Bu tip şirketler ne borcunu zamanında ödeme kabiliyetine sahipler, ne de öz kaynakla iş yaparlar.

 

Çoğu zaman teşvik, kredi ya da piyasa kredilendirmesiyle ayakta kalıp, bir süre sonra haksız rekabete neden olacak işlere imza atıp, bir yandan ödemeler zincirinin kırılmasına, diğer taraftan piyasalardaki fiyat / kalite dengesinin bozulmasına neden olurlar.

 

Peki nasıl besleniyorlar? Ekonomide yaratıcı yıkım denilen kural bu tip piyasalarda asla hayata geçmiyor. Çünkü ekonominin zora düştüğü zamanlarda, toptancı zihniyetle getirilen yapılandırmalar, aflar, teşvikler, krediler en çok da bu zombi şirketlerin işine yarıyor ve ölecekken diriliyorlar.

 

Tahmin edeceğiniz gibi de tüm çürük yapılarıyla o ülkenin ekonomisini zedelerken, kaynaklarını israf edip, vade, fiyat, niteliksiz ürün, kayıtdışı gibi unsurları besler hale geliyorlar. Bizde durum biraz daha dramatik.

 

Çünkü senet ve açık hesap diye bir kavram var. Eskiden bu işlerin otokontrolü kolaydı. Zira piyasalarda herkes birbirini tanır, otomatikman bir otokontrol sistemi işlerdi. Ama sektörlere dışarıdan girişler arttıkça iş kontrolden çıktı ve günün sonunda bunların aradan sıyrıldığı, sistemli ve düzgün çalışanların ise zarar gördüğü yapılar ortaya çıktı.

 

Bakın bu zombi şirketlere, Türkiye ekonomisinin birçok sorununun altında olduğunu görürsünüz. Eğer bunlar sadece tabelaysa yani faaliyette bulunmuyorsa, bir miktar anlaşılabilir. Ama aktiflerse piyasaları alt üst ederler.

 

Biz de bir de ekstradan gizli iflas içinde olanlar var. Çoğu zaman fayda / maliyet, finansal okuryazarlık, doğru maliyetlendirme gibi faktörler göz ardı edildiği ve kasaya giren para ile mukayese edilen işlere imza atıldığı için, ülke ekonomisini zarara sokarlar.

İnceleyin kayıtdışı istihdamdan göçmen çalıştırmaya, taklitten vergi kaçırmaya kadar hepsinde bunların imzası olduğunu göreceksiniz. Vergisini ödeyemeyenden değil, hiç vergi vermeyenden söz ediyorum.

 

Şayet ülkede belli bir yol haritasınız yoksa, bu planlamayı envanterler ve gelecek projeksiyonu içinde yapmadıysanız ne olur? Aradan 40 yıl geçer, kg/dolar 1,4’leri konuşur, sürekli yapılandırmaya gider, ulufe dağıtır gibi kredi ve teşvik dağıtır, süre sonunda da uluslararası tek bir marka ya da katma değerli iş çıkaramazsınız.

 

Ama bu yapı tek bir işe yarar. O da ne biliyor musunuz? Siyasetin finansmanı, yandaşlık ve lobicilik. Sonuç mu? O da ortada…

 

[email protected]

 

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları