Sosyal Medya

FÖŞ yazdı:  Dünya ekonomisi kırılma noktasında

8 Kasım 2023

İsrail’le HAMAS arasında insanlık suçları işleme yarışı amansızca devam ederken, tam anlamıyla kıyma makinasına dönen Ukrayna Savaşı’nı da unutmayalım.  Hisse senetleri başta riskli varlıklar hala parlak bir geleceği fiyatlıyor, ama dünya ekonomisi durma noktasında.

2022 yılından bu yana dünyanın önde gelen düşünürleri çoklu kriz (poly-crisis, perma-crisis) çağına girip girmediğimizi tartışıyor. Bu tez Lawrence Summers’ın literatürümüze kazandırdığı “secular stagnation” (uzun soluklu durgunluk) tezinin  yerini almaya aday. Artık global ekonomide denge noktasını belirleyen faizin sıfır veya eksi olduğu, çünkü kronik  tasarruf fazlası çağına girdiğimiz hipotezi çöpe atıldı.

Dünya çoklu kriz çağına girdi

Çoklu kriz dünyasında, enflasyon ve nominal faizler 21ci Yüzyılın ilk yirmi yılına göre çok daha yüksek seviyede seyredecek. Büyüme ve istihdam artış hızı düşecek. Gelir adaletsizliği artacak.  Riskli varlıklardan getiri elde etmek oldukça güçleşecek.

Bu tezin doğru çıkması halinde, Mehmet Şimşek-Gaye Erkan-Cevdet Yılmaz triosu ne kadar çaba gösterirse göstersin, ekonomimizin  uzun yıllar toparlanamayacağını aklımızda tutalım.

30 yıllık barış ve refah dönemi sona eriyor

Niye bu noktaya geldik ve elimizde bu tezi destekleyecek doneler var mı?

Euro-Phoenix Mali Danmışmanlık şirketi kurucu sahibi  ve eski Dünya Bankası yöneticilerinden Les Nemethy 1990-2020 yılları arasında dünyayı şekillendiren trendleri şöyle özetliyor:

 

  • Soğuk Savaş’ın 1990’da sona ermesi tüm dünyaya bir barış temettüsü sağladı.
  • Küresel ekonomiye ucuz (çoğunlukla Çinli, ama çok sayıda da kalifiye SSCB vatandaşı) işgücünün katılması da dahil olmak üzere küreselleşme, enflasyonu düşük tuttu. Tüketici fiyatlarının göreceli olarak düşmesi üst ve orta gelir sınıfının refahını artırırken, iç talepte patlama yoluyla dünya ekonomisinin büyümesine de gaz verdi.
  • Hızlanan uluslararası ticaret tüm ülkelerin göreceli rekabet avantajından yararlanması ve yaşam standartlarının yükselmesine olanak sağladı.
  • 21ci Yüzyıl başında oldukça düşük borç seviyelerinden başlayarak kaldıraç artırma da GSYİH büyümesine katkıda bulundu. 1990-2008 yılları arasında bu kaldıraç çoğunlukla Avrupa ve ABD’de gerçekleşti.

Bizi 2008 Büyük Finansal Krizden Çin kurtardı

  • 2008 mali krizi sırasında Çin ekonomisi nispeten kaldıraçsız tek büyük ekonomiydi. Belki de dünya için bir şans, Çinliler 2008’de borçlarını hızla artırmaya başladı, bu da büyük miktarlarda emtia, makine ve lüks mal ithalatını tetikleyerek küresel büyümenin motoru oldu.
  • Nominal ve reel faizler 1980’lerin başından 2020’lerin başına kadar istikrarlı bir şekilde düştü. Böylece balon gibi şişen borçlara rağmen borç servisi maliyetleri az-çok yatay kaldı.

 

 

Artık ters rüzgarlarla çalkanan okyanustayız

Dönüm noktasının hangi tarihte yaşandığı veya hangi olayların trendi kırdığını söylemek güç. Ama, Trump’ın Ticaret Savaşları takribi bir tarih olarak işaretlenebilir. Artık poli-krizi tetikleyen ters rüzgarlar hakim global ekonomik iklimde. Yine Nemetny’den yararlanarak sıralayalım bu ters rüzgarları:

  • Küresel borç kontrolden çıkıp 250 trilyon dolara yaklaşıyor. Bu yekünün içinde kamu borcunun payı hızlı bir şekilde artıyor.
  • Çok az sayıda devlet borcun ana parasını öder. Çünkü, kemer sıkma ve büyümenin kısıtlanması sandıkta popüler değil. Bunun yerine enflasyonu şişirerek borcun REEL değerini düşürmek tercih edilen strateji. Enflasyonun sistemimize bu kadar yerleşmesinin nedeni kısmen budur.
  • Bazı ülkelerde borç servisi diğer bütçe kalemlerini daraltırken, çoğu ülkede faiz gideri artışı açığı büyütüp kamu borcu/GSYH birikimini hızlandırıyor. Türkiye de bu ülkelerden biri.
  • Bileşik faiz üstel bir eğridir; eğrinin daha dik kısmına yaklaşıyoruz.
  • Çin, gayrimenkul ve altyapı açısından aşırı inşa edilmiş, dünyadaki en fazla güce sahip ülkelerden biri haline geldi. Çin ekonomisinin önümüzdeki on yılda küresel büyümenin çok daha zayıf bir motoru olması muhtemel. Dünyanın en önde gelen Çin uzmanlarından biri olan Michael Pettis Çin’in altyapı ve ihracatla büyüme modelinin geri dönülmez şekilde çöktüğünü çok güzel anlatıyor. Pettis’e göre, Çin’in varolan ve öngörülen fiziksel üretim kapasitesi tüm dünyanın sanayi malları talebini karşılayacak boyuta genişledi. İyi ama, kendi malını satamayan bir ülkenin vatandaşları hangi gelirle satın alacak Çin mallarını?

İklim değişikliği ve demografi “görünmeyen” tehditler

  • Artan sayıda kasırga, kuraklık, orman yangını vb. nedeniyle iklim değişikliği hızlanıyor. Birçok risk türü sigortalanamaz hale geliyor. İklim kaynaklı doğal afetlerin çok büyük ekonomik maliyeti var. Fakir ve orta gelirli ülkelerin bu maliyeti ödeyecek gücü yok, yani her geçen yıl birçok insan yoksulluğa sürükleniyor.
  • Hükümetler, yoksullukla mücadele ve yeşil ekonomiye geçişi finanse etmek için borç toplamak zorunda kalıyor.
  • Jeo-politik boyutta, tek kutuplu dünya ve Pax Americana yerini çok kutuplu dünyaya bırakarak siyasi istikrarsızlığa yol açtı. Bu sadece küresel ticaret ve yatırım akışını engelliyor. Şu anda iki büyük çatışma (Ukrayna, Gazze), birkaç küçük çatışma ve ufukta en az bir başka potansiyel büyük çatışma, yani Tayvan var. Savaş yoksulluğa, mülteci dalgalarına, istikrarsızlığa, popülizme, askeri harcamaların artmasına vb. katkıda bulunuyor. Dünya nüfusunun giderek artan bir kısmı savaş bölgelerinde yaşıyor.
  • Global demografik trendler bozuldu. Dünyanın çoğu yerinde, işgücüne katılım düşerken, her çalışan önümüzdeki onyıllarda giderek daha fazla emekliye destek olmak zorunda kalacak.

 

 

Çare yok mu poli-krize?

Sokaktaki kadının yaşamı çekilmez hale gelirken, seçmen “mavi hap”, yani basit ve hızlı çözümler istiyor. Sonuçta popülizm yayılıyor. Toplumların kutuplaşmasına, diyaloğun azalmasına, kararların ideolojik çizgilerde alınmasına ve optimal olmayan ekonomik yönetime yol açmasına katkıda bulunuyor.

En kötüsü ise bu ters rüzgarlar sıklıkla birbirini güçlendirici nitleiğe sahip. Örneğin, çok kutuplu dünya düzeni ve büyük güç rekabeti yüzünden Çinliler artık tasarruflarını ABD Hazine tahvillerine park etmiyor. ABD tahvillerine talebin azalması, Fed’in bilanço daraltmasıyla eşanlı gerçekleşince,  bütçe açığını finanse etmek için  Hazine’nin daha yüksek faizler sunmasını gerektiriyor.

 

Yılan büyük bir iştahla kendi kuyruğunu kemiriyor.

 

Pek, bu teze kanıt var mı?  Evet, dünya ekonomisinin aylık seyrini S&P Global ve JP Morgan tarafından derlenen bileşik PMI aktivite endeksiyle ölçeriz. Ekim sonunda bu endeks 10 aylık dip yaptı.  Dünya ekonomisinin ortalama büyümesi 21ci Yüzyılın ilk 10 yılında %5.4 civarındaydı. Artık IMF ve Dünya Bankası başta global ölçekte makro-ekonomik araştırmalar yapan kuruluşlar önümüzdeki 10 yılda %3 bekliyor.

Bu açmazdan çıkış yok mu?  Var, ama büyük olasılıkla “bir şeyler kırılmadan” rakipler çözüm için ön şart olan barış ve global siyasi düzenin yeniden tesisi hususunda anlaşamayacak. Yapay Zeka ile vücut bulan, ama aslında üstel şekilde üretim katma değeri  ve yaşam kalitesini yükselten keşifler dizisi de çalışan başı verimliliği güçlendirerek bir çözüm olabilir.

Bir çare daha var. Eğer ABD, Rusya ve Çin anlaşırsa, uzaylıların onyıllardır  dünyamızı ziyaret ettiği resmen açıklanır. Tüm dünya “ortak düşmana” karşı birlikte hareket etmeye çağrılır.

 

FÖŞ

 

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları