Sosyal Medya
**8*

Global resesyon korkusu hortladı

4 Haziran 2019

Eski Bayramları hiç özlemiyorum. O zaman AVM’ler yoktu, renkli TV yoktu, Xbox yoktu. Çukulata tadında içinde ne olduğu belirsiz şekerleri tıkınır, mendil içinde verilen paraları cebimize tıkar ve asla sonu gelmeyen aile ziyaretlerinde kafayı yerdik. Sabah Hafize Teyzeler bize ziyarete gelirdi, öğleden sonra da biz onlara giderdik.  “Ehh nasılsınız bakalım?“  “Valla, sabah iyiydik, ama şimdi cüzzam çıktı, parmaklarımız sapır sapır dökülmeye başladı…”

Bayramlarda tatil yapma complexinden 1998 yazında kurtuldum. Büyük Deprem’den sonra. Şimdi Bayram’dan 2 gün önce bir ameliyat icat edip 5 yıldız bir hastaneye atıyorum kapağı. Eğer hastane yönetimiyle makul bir ücrette anlaşabilirsem, karantina bölümüne yatıyorum ki kimse ziyaretime gelmesin.  Whatsapp ve Facetime çıktığından bu yana dost ve akrabalarımı ziyaret etme iştahımda %98 azalma var. Belki hafızam aşındı, ama benim çocukluğumda Bayram sohbetlerinde siyaset konuşmak ayıptı. Şimdi millet kafadan giriyor ve Bayram boyunca unutmak istediğim tek konuyu açarak zaten jilet sırtı giden ruhsal dengeme sert bir tekme atıyor. Eski  Bayramlar’dan hoşuma giden bir tek şey kaldı. Bir seferinde mahallede birisi aileden birine posta koymaya kalktı, bir saat içinde 17 silahlı erkek çıkardık 3 katlı mütevazi apartmandan…

 

Ama bu Bayram soğuk şerbet gibi geldi. Siz tatil yörelerinde bir damla su,  bir kuru ekmek için kıyasıya mücadele verip eğlenirken, Batı dünyası resesyon korkusundan zangır zangır titriyor.  Trump’ın yasadışı göçe engel olamadığı bahanesiyle Meksika ihracatına %5 vergi salması oyunu değiştirdi. Artık Trump her hangi bir sebepten dolayı tarife savaşı başlatabilir. Ne ABD, ne Çin, ne de bu iki ülke ile iş yapan üçüncü ülkelerde iş dünyası nereye yatırım yapacağını, tedarik zincirini nasıl yeniden ayarlayacağını kestiremiyor. Küresel ticaretin yavaşlaması bir sorun, ama ertelenmesi ve sabit sermaye yatırımlarının gerilemesi çok daha büyük bir sorun.

 

Nitekim dün açıklanan JP Morgan-Markit global imalat sanayi PMI 49.8 manşet değerle Ekim 2012’den bu yana ilk kez daralma bölgesine girdi. ABD’de PMI ve ISM hala genişleme bölgesinde, ama her ikisi de çok sert düşerek Trump’a uyarı çekti.   Çin 50 civarında,  idare ediyor, Avrupa depresyonda.

Global resesyon patlak verir mi?  Daha da önemli bir soru, bu kez global resesyona bir de finansal kriz eşlik eder mi?  Bu soru makul çünkü 2007-2008 Büyük Finansal Kriz’den bu yana Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ, Piyasalar = GOP) fil yüküyle borçlandılar ki önemli kısmı da dolar cinsinden.

 

Morgan Stanley’e göre Trump ve Çin karşılıklı tüm ticaretlerine ek gümrük vergisi salarsa, oyun bitti. Küresel ticarette daralma yanında, sabit sermaye yatrımlarında gerilemeyle birlikte dünya için resesyon sayılan %2-2.5 büyüme temposuna düşeriz. O noktaya vardığımızda, ABD DİBS getirileri ve Dolar Endeksi’nin alacağı değer de finansal kriz ihtimalini belirler.

Halen yatırımcılar arasında beklentiler o kadar bozuk ki, JP Morgan dün %2.11 olan gösterge ABD 10 yıllık DİBS’de getirinin sene sonunda %1.75’e gerileyeceğini öngörüyor. Bu GOÜ ve ABD-AB kurumsal tahvil ihraç edenler için iyi haber, çünkü yeniden borçlanma maliyetleri düşer. Fakat, ABD resesyona girse dahi, Dolar Endeksi’nin değer kaybedeceğine dair bir teorik model ya da kanıt yok elimde. Aksine, güvenli liman talebi ve Japonya ile Euro-bölgesi’ne görece faiz avantajı nedeniyle para dolara kaçabilir. Bu durumda zaten cirosu daralan borçlu şirketler bir de kambiyo zararı üstlenecek. Belki de kreditörler vadesi gelen alacakları yenilemekte çok çekingen davranacaklar.

Çin, Meksika, Türkiye ve Arjantin gibi hatırı sayılı ölçekte GOÜ’ler hem yavaşlıyor, hem de Meksika dışında yüksek kaldıraç taşıyor. Bunların birinde panik patlak verse önce dördüne, ardından da tüm riskli varlıklara yayılabilir. Bu senaryoda Fed’in faiz indirmesi  belki yangını hafifletir, ama söndürmez. Aksine, Fed’in gevşek duruşa geçmesi bir çok kararsız yatırımcı tarafından resesyon ve finansal krizin somut kanıt olarak nitelenerek riskten daha fazla kaçışı tetikleyebilir.

 

Ne kadar yaklaştık “Dönüşü olmayan” noktaya?  Valla bizi bu bataklığa Trump hödüğü soktu, ya iyice batıracak ya da çıkartacak. Trump’ın da tek oyun planının 2020 seçimlerini kazanmak olduğunu varsayalım bari, aksi halde herife “delinin teki, ne yapacağı hiç belli olmaz” diye yorum yaparız ki, bu varsayım üstüne analiz rasyonel olmuyor. Son anketlere baktım, Turmp’ın onaylanma/beğenilme oranı %43-50 arasında ki çok iyidir. Trump havada karada kazanır diyen uzmanlar haksız sayılmaz. Bu görüşten daha fazla Ticaret Savaşı ve global facia çıkar.

İllevelakin iki noktaya dikkat çekmek lazım. Birincisi, daha Trump’ın karşısına çıkacak Demokrat aday belli olmadı. İkincisi, şu ana kadar ABD ekonomisi hep Trump’a yardımcı oldu. Ama piyasalar çöker, ekonomi de birinci vitese yavaşlarsa, Trump’ın popüleritesi de göçebilir.

 

Benim kafamdaki en olası senaryo bu. Bu bilmeceyi erken faiz inidirimi çözmez. Trump’ın ekonomiyi batırırsa 2020 seçimini kaybedeceğini kavraması çözer. Fakat, reel ekonomide trendler yavaş geliştiği için bu yılın son çeyreğine kadar dünya ekonomisi çok sarsıntı yaşayacak diyorum.

Bu süre zarfında S-400 krizi gibi bizim piyasaları vuran ve ekonomik belirsizlik üreten problemleri çözemezsek, biz de kurbanlar listesinin  tepesinde yer alabiliriz.

 

Websitemdeki yeni makalelere göz atmanızı  rica ederim. Linki burada

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları