Çetin Ünsalan: Ekonomiyi kadınlar ve gençler kurtaracak
12 Nisan 2026Türkiye’nin ekonomik sorunları var mı? Sıralamaya kalkarsak, üstelik bir de sistematik olarak yapılan hataları listelersek kitaplar dolar. Bu kadar zenginlik içinde, bu kadar büyük bir fakirliğin yaşanıyor olması şanssızlık değil, tam anlamıyla beceriksizliktir.
Plansızlıktan finans okur yazarlığı eksikliğine, önceliklendirme hatalarından fizibilite yoksunu bakış açısına kadar bir dizi başlık, ülkenin ekonomi yönetimlerinin temel özelliği haline gelince, işin içinden çıkamıyoruz.
Proje ile fikri karıştıran, dünyayı okumaktan yoksun, nitelikli bürokratları dinlemek bir yana etkisizleştiren bir yapının artık sürdürülebilir bir hali kalmadı. Esasen aynı fotoğrafın reel sektörün son yıllardaki dönüşümüyle birlikte orada da olduğu söylemek ve yapboz ilişkisi içerisinde birbirine oturan parçaların kötü bir resim verdiğini belirtmek gerekiyor.
Oysa gerekli planlamayı yaparsak, elimizdeki malzemeyi masaya koyup, buradan değer üretmeye odaklanırsak, yüksek potansiyelli alanlarımızı doğru projelendirip, katma değer odaklı işlere yönlendirirsek, bilim ve akla değer verirsek, ‘bence’leri bırakırsak, dünya ölçeğinde dönüşen ekonominin bizim özelliklerimize uygun geldiğini de anlayacağız.
Her şeyin çözüm üretme, ayrıntıları doğru yönetme üzerine kurgulandığı bir yeni ekonominin şemsiyesi altında, hayatta kalmak için sürekli çözüm üreten gelişmiş kasımızın farkına varmamız gerekir.
Türkiye’nin son geldiği haliyle ve bu çarpık bakış açısıyla içinde bulunduğu durumdan çıkma ihtimali olmadığı gibi, arka arkaya yapılan hatalar sadece faturanın büyümesine neden oluyor. Oysa herkesin potansiyelden bahsettiği, ama sadece bahsettiği bu ülkenin sahip olduklarının farkına varması lazım.
Örnek mi? Bugün dünyanın teknoloji şirketlerinde direkt ya da dolaylı yoldan hizmet veren Türk gençlerine baktığınızda, ekosistemin tamamen inisiyatife bağlandığı startup alanındaki heba ettiklerimize göz attığınızda genç nüfusu doğru yönlendirerek, dinleyerek ve aklı başında projelere destek vererek ciddi bir yol alabiliriz.
Devlet desteklerinden, teşviklerden ya da hibelerden bahsetmiyorum. Onlar yapılan bir işin yol alabilmesini sağlamak için varlar. Temelde nitelikli bir ekosistemden, baskıcı olmayan, yargılayıcı tavrını irrasyonel değerlendirmelere kurban etmeyen bir ortamdan söz ediyorum.
Şayet gerekli zemini hazırlar, dünün tecrübesi ile gençlerin bakış açısını ve bilgilerini bütünleştirirsek, bu teknoloji ortamında kısa süre içinde dünya çapında işler bile ortaya çıkartmamız mümkün.
Yine kadın nüfusumuzun da değerini bilmiyoruz. O kadar nitelikli, detay düşünen, ülke kadar dünya meselelerine de kafa yoran bir nüfusa sahibiz ki, çözüm odaklı yaklaşımlarını iş dünyasında daha çok öne çıkarırsak, burada da kısa sürede fark yaratacağımıza eminim.
Sadece bir örnek vereyim. Bir hayal ile başlayan kadınları ihracatçı yapmaya odaklanan ve sonrasında dernekleşen, kısa süre içinde 40 ülkeyi kapsayan bir ağın Türkiye temsilcisi haline gelen Uluslararası Ticarette Kadın Organizasyonu Derneği’ni inceleyin.
Başkan Çiğdem Ağdağ ve yöneticileri, ülkenin yedi bölgesinde kadınları ihracatçı kılmayı amaçlayan, sadece bir toplantıyla değil, yol arkadaşlığıyla dış ticarete yönlendiren, bu haliyle Ticaret Bakanlığı’nın desteğini, TİM’in işbirliğini kazanarak ülkeye imza atan bir yapı, kısa sürede 40 ülkeyi kapsayan ağla kadın tacirlerimizi uluslararası alana kazandırmak adına yol alıyor.
Bu sadece bir örnek… Bu ülkenin uzaya araç gönderen Tesla’ya korna takan kadınları da, babadan sanayici işkadını olup da sanata destek verenleri de var. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nu inceleyin mesela ya da bir avukatın hayallerinin peşine düşüp, gençlerin de desteğini alarak oluşturduğu Geleceğe Adımlar Derneği’nin yaptıklarına bakın.
İnanın buna kadın cephesinde, gençler ekosisteminde de onlarca örnekten bahsedebilirim. Yeter ki biz köhnemiş bakış açılarından sıyrılıp, ‘kadınlar ve gençler bir adım ileri’ mesajı verelim. Planlı bir yolculukla, finansı doğru kullanarak, doğru projeler ve ekipler mutlaka çözümü bulacaktır. Elbette önce ekonomiyi kumarhane olarak zannetmekten kurtulmamız gerekiyor.
