FÖŞ yazdı: Enflasyon şakası, dış ticaret açığı tehlikesi
6 Nisan 2026TÜİK’in TÜFE’yi %1,94 olarak açıklaması bu acılı günlerimizde bizi birkaç dakikalığına da olsa güldürdü. Kahkahalar bitince bu kepazeliğin yan etkilerini düşünmeye başladım. Türkiye artık eski ülke değil; elimizde Türk-İş geçim endeksi, İTO, ENAG, çeşitli bankaların nowcast tahminleri gibi yarım düzine anket ve tahmin sonucu var ki bunların istisnasız hepsi %2,1–2,5 arasında bir gerçekleşme bekliyordu.
Verinin niye gerçek-altı olduğuna dair basit bir kanıt daha sunayım. Mart’ta TÜİK’e göre gıda ve alkolsüz içecekler kalemi, Mart ayında %1,8 oranında bir artış kaydetti. Kıbrıs hemen hemen Türkiye gibi; arada gümrük duvarı olmadığına göre enflasyonun az-çok paralel seyretmesi gerekir. Bakalım Kıbrıs İktisat Bankası Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu Pazartesi sabahı raporunda ne yazmış: KKTC İstatistik Kurumu verilerine göre Mart ayında TÜFE aylık bazda %2,18 artış kaydederken, manşet rakamı da %40,22 seviyesinden %37,40 seviyesine iyileştirdi. Ana harcama grupları itibarıyla bir önceki aya göre en yüksek artışı, yine enerji fiyatlarının gölgesinde %6,9 artışla tahmin edeceğiniz üzere ulaştırma ana grubunda gerçekleşirken, gıda ve alkolsüz içecekler ana grubunda artış %3,2 oldu.
Bakalım TEPAV’ın ölçümü ne gösteriyor: 1–25 Mart 2026 döneminde derlenen verilere göre aylık gıda enflasyon oranı yüzde 2,90 olarak hesaplandı. Buna göre 2026 yılında gıda enflasyonunun mart ayı itibarıyla düşüş eğilimine girdiği görüldü. Mart 2026 itibarıyla yıllık gıda enflasyonu TEGE’ye göre yüzde 33,4 olarak hesaplandı.
Tamamen spekülatif bir düşünce ama bence TÜİK sahadan verileri toplayıp %3 gibi bir enflasyon görüp paniğe kapıldı; makyajı aşırıya kaçırarak veri açıkladı.
Bu veriyle TÜİK toplumda tüm itibarını kaybetti. Resmi veri, bir anlamda fiyatlama davranışlarını belirler ve enflasyon beklentilerine de rehberlik eder. Halk artık TÜİK’e güvenmediği için en kötüsüne göre fiyatlama yapacak. Yani, enflasyon beklentileri hızla yükselecek. Zaten verinin çıkmasından bir gün sonra elektrik ve doğalgaza %25 zam geldi ki, araştırmamıza göre enflasyona birincil etkisi bir yıl içinde %2,5–3 olabilir. Körfez Savaşı’ndan gelen ithal enflasyonla birlikte, belki hâlihazırda nazaran yıllık 5 puan bir enflasyon artışı, yani enflasyonun sene sonunda %35’lere tırmanması bir olasılık.
Eğer Erdoğan tabandan gelen baskılara kulak vererek asgari ücret ve emekli maaşlarına %15–20 gibi ara yıl zammı bahşederse, enflasyonda %40’lara giriyoruz.
Öte yandan, eğer 22 Nisan’da TCMB 300 baz puan faiz artışı yaparsa, biraz daha iyimser olurum. Zaten BloombergHT tüketici güven endeksi ve Mart’ta otomotiv markalarının indirime gitmeleri, hanehalkının harcamalarında belirsizlik nedeniyle Nisan’da sert iniş olabileceğini fısıldıyor. Buna karşın hanehalkı ve iş dünyasının zihninde TCMB’nin kararlılıkla enflasyonla mücadele edeceği anlayışı yerleşirse, sene sonunda TÜFE yine %30 civarında kalabilir.
Mart dış ticaret açığı biraz ürküttü
Mart’ta dış ticaret açığı 11 milyar dolar gerçekleşti, yıllık bazda %18 genişledi. Doğal olarak enerji faturasının payı var. Bakan Ömer Bolat’a göre de savaş nedeniyle bölge ülkelerine ihracatta %36 gibi derin bir kayıp var (veriye %7 olarak girdi, ama bu normal; teslimat ve kayıt farklı tarihlerde olabilir). Dış ticaret cephesinde manzara karanlık dostlar.
Mart verisinin en ürkütücü yanı yıllık çekirdek fazlanın azalması, aylık bazda ise 3 milyar dolar açık vermesi, yani iç talebin hâlâ dezenflasyonla uyumlu olmayacak kadar güçlü olması. Türkiye çok zengin olmalı ki sadece geçen ay 1,3 milyar dolar oto ithal etmiş! Kimse bana iç talep görünümü dezenflasyon uyumlu demesin bir daha, kusura bakmayın.
Eğer TCMB faiz artırımı yaparsa, enerji dışı ithalatın hızı kesilebilir. Altın fiyatlarında kalıcı bir gerileme de hakeza. Ya da kim bilir, yukarıda arz ettiğim gibi tüm dünyayı saran belirsizlik bizde de tüketimi sert inişe zorlar. Velakin, ihracat cephesinde hiç iyimser olamıyorum. Irak ve İran pazarını kaybettik. Hafta içinde resmi kuruluşlar 2027 Almanya büyüme tahminini aşağı çekti; Avrupa savaş nedeniyle resesyona koşuyor, belki bir darbe de AMB faiz artışından yiyecek.
Bu manzaraya bakıp TL’de devalüasyon şart artık, döviz krizi kapıda diyen çok sayıda uzman var. Ama ha! Saray böyle bir hata yaparsa, işte o zaman yandı gülüm keten helvası. Çünkü savaşın daha bir buçuk ay sürüp enerji fiyatlarının da yıl sonuna kadar $100/varil civarında seyredeceği bir senaryoda cari açık anasının gözü $50 milyar olur ki, Türkiye bunu dış kredi ile havada suda finanse eder.
Ey aklı evvel kardeşlerim, güçlü TL politikasını eleştirmiyorum; artık süper enflasyona gidişi engelleyecek tek ilaç olarak görüyorum. Eyvallah, kabul ettim; artık düşük katma değerli malları bırakın, beyaz eşyada bile ihracatın törpülenmeye başladığı kesin. Tabii ki çare birçok meslektaşımızın önerdiği “devalüasyon” ya da kur ayarlaması değil; yapısal reformlar, ama bunlar gündemde bile yok. Bence yazın turizmde yıllık gelir $15–20 milyar tırpanlayacak bir darbe yemezsek, cari açık güçlü TL politikası savunularak kolaylıkla idare edilir.
Böyle dönemlerde sık sık gündeme gelen döviz krizi beklentim sıfıra yakın. Bizce TCMB rezervleri yakında istikrara kavuşur. Daha kötümser bir senaryonun 3 temel öğesi var:
• Özel’in tevkifi gibi dev bir siyasal şok
• İran’ın Kerkük veya Bakü-Ceyhan boru hatlarını bombalaması
• Turizm rezervasyonlarının kayda değer ölçüde düşmesi
Bunların hiçbiri ihtimal dışı değil, ama hepsinin olasılığı düşük. Nihayetinde, TCMB her zaman ek sıkılaştırma yaparak TL’yi yine cazip hale getirebilir.
Makaleyi sonlandırırken, aşırı iyimser görünmek de istemem doğrusu. %30–35 bandında seyreden, belki de daha da azacak bir enflasyon halkın acılarını dayanılmaz hale getirir. Dışarıdan bol sıcak para, hatta doğrudan sermaye çekmek hayal oldu. OVP geçerliliğini yitirdi. Ekonomik İstikrar Programı artık kadük. Bir anlamda Mehmet Şimşek’in göreve atandığı 2023 yazına geri dönüyoruz.
2025’i Ekrem İmamoğlu, 2026’yı ise Körfez Savaşı nedeniyle kaybettik.
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
