Sosyal Medya

Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Ortak mıyız, köprü mü sınavı…’

3 Şubat 2026

Ocak 2026 ihracat verimiz açıklandı. Yıllıklandırılmış bazda 272,5 milyar dolara ulaştık. Bununla birlikte dış ticaret açığı vermeye devam ediyoruz. Son 12 ayda 93 milyar dolara kadar dayandı ki, bunun da önümüzdeki süreçte cari açık finansmanıyla ilgili canımızı sıkacağı net.

Çünkü bu sene turizm gelirlerinin de, ihracat gelirlerinin de kârlılık anlamında istediğimiz noktada gelmesi şüpheli gözüküyor. Türkiye’nin hızla üretim yapısını ve pazar çeşitlendirmesini masaya yatırması gerek.

Fakat bu mesele gecikmiş olmakla birlikte, daha orta ve uzun vadede bizi rahatlatacak çözümler olarak masada duruyor. Bununla birlikte kısa süre içerisinde başımızı ağrıtacak başka bir mesele var ki, ivedilikle hamle yapmamız lazım.

Dış ticaretimiz içerisinde de önemli yeri olan, ama ihracattaki ağırlığı yüzde 40 ile yüzde 50 arasında değişen Avrupalı müşteri son dönemde ilginç hamleleriyle dikkat çekiyor. Çin ile flört eden, Mercosur çerçevesinde Güney Amerika ülkeleriyle stratejik işbirliğine hazırlanan, Hindistan ile anlaşmaya varan ve şimdi de içte Avrupalı Malı önceliği hamlesi yapan bu en büyük ticari partner konusu git gide sıkıntılı bir hal alıyor.

Belki hemen değil, ama kısa ya da en uzak orta vadede, yapılan hamlelerle sanayiden tarıma tedarik noktalarını kaydırıyor ve pazar çeşitlemesini tam anlamıyla gerçekleştirmeyen Türk üreticisi için bu durum risk oluşturuyor.

Sanıyorum 1994 yılıydı ve bir fuarda Fransız bir üretici firmanın temsilcisiyle konuşuyorduk. Özellikle sektör otomotiv olduğu için kritik bir meseleydi ve konu dönüp dolaşıp üyelik meselesine geldi.

Fransız sektör mensubu Türkiye’nin önemli olduğunu, bir köprü olarak vazgeçilmez konumda bulunduğunu söyleyince ben de kendisine sormuştum. ‘Bunlar bilinen gerçekler ama siz asıl bizi köprü mü, ortak olarak mı görmek istiyorsunuz?’

O gün de bu sorunun yanıtını net alamamıştım, bugün de çok faktörün bir arada değerlendirilerek yorumlanması ihtiyacı nedeniyle çok net cevap verebileceklerini sanmadığım bir noktada bulunuyor.

Çünkü meselenin içine Türkiye’nin ekonomik yaklaşımlarından ekosistem karakterine, firmaların iş yapış modellerinden yaratıcılığın endüstriyel hale gelme yüzdesine kadar bir dizi başlık giriyor.

Şüphesiz Türkiye, bulunduğu konum itibariyle son derece kritik bir noktada. Ama Deli Dumrul gibi köprünün başında durup, geçiş ücretine razı geleceksek, bunun iklim krizi ve bağlantılı olarak Rusya’nın da kuzeyindeki yeni lojistik hatlarının devreye girmesiyle açığa düşeceği belli.

Yani Türkiye bugün için başta Orta Koridor ve Pekin – Londra ray hattı olmak üzere önemli avantajlara sahip olsa da, kuzeyden gidecek gemilerle ve lojistikle başa çıkması güç. Yani daha kalıcı bir ortaklık kurulması lazım.

Bu nedenle Türkiye’nin sadece üretim yaptırılan bir lokasyon olma özelliğinden çıkarak, beraber teknoloji üretilen, startup ekosistemini Avrupa’yı kapsayan biçimde konumlayan, ortak projelere imza atan bir özelliğe bürünmesi şart.

Bunun formülünü ve sağlamasını ise hangi soruyla bulabiliriz? Dünyanın şu anda Türkiye’den almaktan vazgeçemeyeceği bir ürün var mı? Ne yazık ki yok. Bunun yanıtını bulduğumuzda ortak olmamız, bulamadığımızda ise köprü olarak kalmamız kaçınılmaz.

[email protected]

 


İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Boş laf karın doyurmuyor...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Boş laf karın doyurmuyor…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Rezerv artarken...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Rezerv artarken…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'İstihdamda dev sirkülasyon alarmı...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘İstihdamda dev sirkülasyon alarmı…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Davos’ta iki dünya mücadelesi...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Davos’ta iki dünya mücadelesi…’

 

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları