Erol Taşdelen Yazdı: Döviz Var, Kredi Yok… Merkez Bankası Ne Görüyor?
1 Şubat 2026TCMB bir taraftan “Döviz Rezervleri tarihi zirvede” açıklaması yaparken diğer taraftan Döviz Kredilerini durma noktasına getirmesi ne anlama geliyor? 200 milyar USD seviyesine ulaşan Ticari Döviz Kredilerini Ağırlıklı İhracatçıların kullandığı bilinirken karar bu firmaları nasıl etkiler? Döviz Kredilerin alternatifi %45-50 faiz bandında TL krediler firmaların maliyetini artırıp, Enflasyonu (ÜFE) artırıcı etki yapmaz mı?
TCMB ne yaptı, asıl neyi hedefliyor?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 31 Ocak 2026 tarihli makroihtiyati adımla şunu söylüyor: “Döviz kredisi benim için artık bir kalkınma aracı değil, sistemik risk unsuru.”
Bu nedenle:
-
Döviz kredilerinde 8 haftalık büyüme sınırı %1 → %0,5’e çekildi
-
Kredili döviz mevduat (KMH) tarafı da frenlendi
Yani hedef “kredi kullanan firma” değil, kredi stokunun sistem üzerindeki etkisi.”
“Zaten döviz kredisi kullanmak zor, neden hâlâ sıkılıyor?”
Buradaki kilit nokta şu:
1. İzinli olmak ≠ risksiz olmak
Evet:
-
Döviz kredisi yalnızca
-
İhracatçı
-
Döviz geliri olan
-
Yatırım teşvikli firmalara açık.
-
Ama TCMB şuna bakıyor:
-
Bu firmalar döviz kazandırıyor mu, yoksa döviz biriktirip TL’ye mi dönüyor?
-
Krediler yatırıma mı gidiyor, bilanço kozmetiğine mi?
-
Döviz kredisi → TL likidite üretme aracı hâline mi geldi?
Son dönemde:
-
Döviz kredisi al → TL’ye çevir → iç piyasada kullan
-
“Doğal hedge” var gibi görünüp fiiliyatta carry trade benzeri davranışlar arttı
TCMB tam da bunu kesmek istiyor.
2. Rezervler artıyor ama “kırılganlık” hâlâ yüksek
“Rezervler tarihi zirvede” söylemi yanlış değil, ama eksik:
-
Rezerv artışı büyük ölçüde:
-
Swaplar
-
Zorunlu karşılıklar
-
Bankacılık sistemi üzerinden toplanan döviz
-
-
Yani serbest, kriz anında harcanabilir rezerv ile brüt rezerv arasında ciddi fark var.
TCMB’nin refleksi şu: “Rezervi artırırken, aynı anda yeni döviz riski üretmeyeyim.”
Döviz kredisi = Geleceğe yazılmış potansiyel döviz talebi
3. Asıl korku: “Kur şoku + kredi şoku” kombinasyonu
TCMB’nin zihnindeki kabus senaryosu:
-
Küresel şok (Fed, jeopolitik, enerji)
-
Kur yukarı gider
-
Döviz kredisi olan firmalar:
-
Temerrüde düşer
-
Bankalar bilançoda zorlanır
-
Reel sektör yatırımı donar
-
Bu yüzden TCMB:
-
Bugün büyümeyi feda edip
-
Yarınki bilanço krizini satın almamayı tercih ediyor.
-

Peki ihracatçı ve yerli sanayi nasıl etkilenir?
Olumsuz taraflar
-
Döviz kredisiyle ucuz finansman imkânı daralıyor
-
Özellikle:
-
Orta ölçekli ihracatçılar
-
Döviz geliri düzensiz olan sanayiciler
-
Yatırım teşvik belgesi olmayanlar zorlanacak
-
Bu firmalar:
-
Daha pahalı TL kredisine
-
Ya da özkaynağa yönelecek
Dolaylı baskı
-
Döviz kredisi büyüyemeyince:
-
Yeni yatırım iştahı düşer
-
Kapasite artışı ertelenir
-
İhracat artışı nicelikten niteliğe kayar
-
Yani: “Daha az firma, daha kontrollü ihracat.”
TCMB’nin “beklenen” faydası
TCMB açısından kazanım şunlar:
-
Banka bilançoları daha sağlam
-
Kur geçişkenliği sınırlı
-
Kredi → talep → enflasyon zinciri zayıflatılmış oluyor
Ama bunun bedeli: reel sektör dinamizmi
Ortadaki büyük çelişki mi?
Aslında bu bir çelişki değil, öncelik değişimi:
| Eski Öncelik | Yeni Öncelik |
|---|---|
| Büyüme | Finansal istikrar |
| Krediyle ihracat | Seçici ve yavaş kredi |
| Rezerv toplamak | Rezervi korumak |
| “Firma bazlı mantık” | “Sistem bazlı mantık” |
Net cümleyle özetlersek:
TCMB, döviz kredilerini ihracatı artırmak için değil, krizi önlemek için yönetiyor. Rezerv artarken bile, gelecekte oluşabilecek döviz talebini bugünden boğuyor.
Erol TAŞDELEN -Ekonomist www.bankavitrini.com
