Sosyal Medya

Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Tetikte olmak için nedenler…’

26 Mart 2026

Gözler, İran – ABD – İsrail hattından gelecek iyi bir habere çevrilmiş vaziyette. Nasıl sonuçlanır, uzlaşı yakalanır mı bilinmez ama meselenin ekonomik boyutu üzerinden okuma yaptığınızda, dünyanın ne kadar diken üstü bir dönemden geçtiğini de görüyorsunuz.

Ciddi bir enerji maliyeti ve arzı krizinin kapıda olduğu, Hürmüz’ün tüm dengeleri belirlediği bir fotoğrafın ortasında, Trump’ın geri adım atmadığı sürece, dünya kamuoyundan daha çok baskı yiyeceği çok net gözüküyor.

Elbette bu baskı daha agresifleşmeyi de getirebilir, geri adım atılmasını da… Ama bu bilinmezlikleri bir kenara bırakırsak, sadece bu sürecin, bugün bitse bile, uzun süre dünya ekonomisinde, sektörlerde ve ülke ekonomilerinde etkilerinin devam edeceği çok açık.

Ayrıca jeopolitik gerginliklerin tamamı da bu hat ile sınırlı kalmıyor. Muhtemelen bu paylaşım savaşı bitene kadar süreç devam edecek ve merkez bankalarının tekrar altın alımına yönelmesi de bunun önemli bir göstergesi.

Tam bu aşamada Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde’ın açıklamalarına dikkat etmek lazım. Enerji maliyetlerindeki artışın, daha geniş bir enflasyon dalgasına neden olabileceğine vurgu yaparken, Rusya – Ukrayna hattının getirdiği iki haneli enflasyona atıfta bulunarak 2022 yılından daha kritik bir sürece işaret ediyor ve ‘tetikle olmak için nedenler olduğunu’ belirtiyor.

Dünyadaki bu gelişmeleri şüphesiz yakından takip edeceğiz. Çünkü döviz pozisyon açığı eksi 345 milyar dolar olan bir ülkenin bunu göz ardı etmesi ya da uzmanların görüşlerine göre her 1 dolarlık petroldeki artışın, bize 400 milyon dolara mal olduğunu söylemesi bizi zaten bağlantılı değil, ekonomik olarak bağımlı kılan yapıları sergiliyor.

Peki tüm dünya bu meseleye kafa yorarken, bizde toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun verdiği mesaj ne? ‘Her şey kontrol altında ve takip ediyoruz.’ Nitekim inandırıcılığını yitirmiş göstergelerden, insanların çöken satın alma gücüne kadar herhangi bir konunun gündeme gelmesi bile akıldan geçmiyor.

Lagarde ‘tetikte olmak için nedenler olduğuna’ atıfta bulunuyor ama bizimkiler gayet rahat. Bu rahatlık zannetmeyin ki, ekonomik olarak güçlü pozisyonumuzdan kaynaklanıyor. Tıpkı pandemi sürecinde olduğu gibi bize yine yalnız başımıza olduğumuzu gösteriyor.

Tüm konsantrasyonunu kurgulanmış rakamları saptırmamak üzerine odaklamış, daha çok vergi toplayabilme ama asla harcarken verimlilik hesabı yapmama eğilimine kapılmış bir ekonomi yönetiminin üretim, tüketici, ithalatçı ya da işsiz insanlar gündeminde yok.

Zaten son açıklanan veriye bakarsanız, ülkede resmen işsiz bile yok denilebilir. Enflasyonu kabul etme. İşsizi yok say. Üretenin beklentilerini abartılı talepler olarak değerlendir, herkesin rakamlara inanmasını bekle, ama kılını kıpırdatma.

Sizce bu tarz ekonomi yönetiminin sürdürülebilirliği olabilir mi? Vermeden almaya çalışan, üreticisini ithalatta terbiye eden, ihracatçıdan beklentiye girip, kuru baskılı tutan, sonra da çıkıp ‘her şey yolunda’ mesajı veren bir ekonomi yönetimi, sorunlardan daha büyük problem.

[email protected]

 


İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: Acil durum stokları patladı!Çetin Ünsalan Yazdı: Acil durum stokları patladı!

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: Akıl tutulması mı, kötü iletişim mi?Çetin Ünsalan Yazdı: Akıl tutulması mı, kötü iletişim mi?

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: Savaşı bahane etmeyin!Çetin Ünsalan Yazdı: Savaşı bahane etmeyin!

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Gıda enflasyonu düşmezse…'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Gıda enflasyonu düşmezse…’

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları