Sosyal Medya

Çetin Ünsalan Yazdı: Savaşı bahane etmeyin!

18 Mart 2026

İran – İsrail – ABD üçgeninde yaşananlar ve Körfez Bölgesi’ne de yayılan savaş, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla birlikte petrol fiyatları üzerinden ortaya çıkan jeopolitik risk ile maliyet elbette hem bizim hem de dünya ekonomisinin gündemi açısından maliyetli bir tablo oluşturuyor.

Bir tarafta yaşanan çatışmalar, öte tarafta arz sorunundan navlun fiyatlarına kadar uzanan yelpazenin, sürecin uzamasına paralel şüphesiz ekonomiler üzerinde sıkıntılı etkile olacaktır. Bunun da yönetilmesi ve göğüslenmesi gerekir.

Fakat son günlerde medyaya yansıyan haberlere ve açıklamalara bakınca, ya çok ciddi bir etkisi olmayacağına dair algı yönetimi ya da elde edilen sözde başarıyı bozacak faktörlerin devrede olduğuna işaret eden beyanatlar göze çarpıyor.

İnanın bana ikisi de doğru değil. Yani tüm dünyaya etkisi olacağı gibi, bize de etki etmesi kaçınılmaz. Umarım kısa sürede biter, ABD-İsrail ikilisi geri adım atar ve gerilim azalır. Bununla birlikte jeopolitik risklerin burada biteceğini düşünmek de hata olur.

Zira zaten içinde bulunduğumuz süreç, paylaşım savaşlarına bağlı olarak, kimi zaman sıcak çatışma, kimi zaman teknolojik savaş, kimi zaman da gümrükler gibi birçok faktörü beraberinde getiren bilinmezliği ve artan riski önümüze koyuyor. Belli ki uzun bir süre daha bununla yaşamaya alışacağız. Öte yandan mayıs ayıyla birlikte FED yönetimindeki değişiklik rasyonellikten uzak keyfi kararlara da imza atarsa, problemin büyüyeceği ve dünyaya da maliyet olarak yayılacağı açık.

Bundan da en çok bizim gibi kırılgan ülkelerin riskle karşı karşıya kaldığını unutmamamız gerekiyor. Fakat ikinci savı biraz mercek altına almak lazım. Sanki Türkiye ekonomisinde her şey yoluna girmişti de, bu gelişmeler sıkıntı yarattı algısı doğru değil.

Çünkü ülke ekonomisinde hiçbir şey yolunda değildi. Rakamlar üzerine kurgulanmış, rakamları tartışmalı hale gelmiş, sokakta yaşayan vatandaştan üreticisine, emeklisinden öğrencisine kadar herkesin köşeye sıkıştığı, iç piyasanın tıkanma noktasına geldiği ve ödemeler zincirinin zafiyete uğradığı bir fotoğrafta kimse TÜİK rakamlarından ya da Merkez Bankası’nın anketlerinde ortaya konulan tahminlerden söz etmesin.

Temenniler manzumesini ekonomi programı zanneden, kurumlar üzerinden rakamları dizayn eden, bu nedenle de öngörülemezliği yükselten bir yaklaşımın, insanların açlık seviyesi üzerinden gelir kurgusunu tartıştığı, ama kamu harcamalarının söylenenin aksine büyük bir israf içinde olduğu bir resmin iyi olduğu iddia edilemez.

Geçim sıkıntısını aşıp yoksunluk sınırına gelmiş bir vatandaşın, tüm finans dengeleri bozulmuş bir reel sektörün, enflasyon muhasebesinden istisna tutulan bir finans kesiminin sonuçlarının, rakamlarla örtülmesi mümkün değildir.

Türkiye’nin ekonomik sorunlarını kabul edip, rakamlarıyla yüzleşip, yeni ekonomiyi de destekleyecek, ama mevcut sektörlerinin dönüşümünü sağlayacak, eğitimden üretime yeni bir sayfa açması gerekiyor. Fakat gündem bundan çok uzak, siyaset de buna çok yabancı. Kimse makyaj yapmaya kalkmasın.

[email protected]

 



İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Gıda enflasyonu düşmezse…'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Gıda enflasyonu düşmezse…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Şaka gibi...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Şaka gibi…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Durmuşken düzelt...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Durmuşken düzelt…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: Hata İŞKUR’da mı; ekonomide mi?Çetin Ünsalan Yazdı: Hata İŞKUR’da mı; ekonomide mi?

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları