Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Konuttan enerjiye hayal dünyası…’
6 Nisan 2026Ekonomik sorunlar bir şekilde yönetilip, halledilebilir de, birbirimize yalan söylemenin maliyetini ve ortaya çıkarttığı sorunları nasıl aşacağız bilmiyorum. O kadar sık gazla çalışan ülke yaratmaya uğraşıyoruz ki, çalışmadan büyük ikramiyenin ya da altılı ganyanın kendisine çıkacağını zanneden insanlar gibi hayal dünyasında geziyoruz.
2 binli yıllarda gelen parayı zenginleştik gibi anlatıp, insanları bugün trilyonlarca TL borca sokanların, 2008 krizinin ardından teyet tartışmalarının gölgesinde reel sektör krizini perdelemelerini hatırlayacaksınız.
Sonra ekonomiyi canlandırmak için ‘alın verin ekonomiye can verin’ diye kampanya düzenlediler, ‘re ile’ diye sorulan sorunun halen yanıtsız olduğunu hatırlatmak isterim. Tüm dünyayla eş zamanlı ‘krizin faturasını biz ödemeyeceğiz’ diye 1 Mayıs’ta yürüyen işçilerin 2009 yılında Taksim’e girersin giremezsin tartışmalarının gölgesinde krizin faturasını Taksim’e girme havucuyla ceplerine koyup yolladıklarını unuttunuz mu?
Pandemide yalnız bırakılan insanları, destek veriyoruz diye İşsizlik Fonu’nu kullanmalarını, sonra parayı geri koymamalarını, ‘Çin kapandı, biz uçacağız’ diye reklam yapıp, tüm uyarılara rağmen insanlara gereksiz kapasite yatırımı yaptırıp, bugün batma noktasına getirdiklerini akıldan mı çıkaracağız:
2003 yılında üretim ekonomisi diye yola çıkanların 6 ay sonra IMF politikalarına teslim olup, IMF’nin cari borcunu elde avuçtaki satıp savarak kapattıktan sonra, IMF kefaletiyle dünyadan aldıkları borçlarla bizi batırdıklarını, kullan kullanma, geç geçme projeleriyle ortalama 25 yıllık teminat veren ve halen ödediğimiz paraları da mı akıldan çıkaracağız?
İşin siyasi tarafına girmiyorum bile… Arap Baharı denilen bence ‘Banker Cehennemi’nde, uçağa binerken ‘NATO’nun Libya’da ne işi var’ deyip, indiğinde ‘Elbette NATO Libya’da olmalı’ diyerek bir de İzmir’de üs vermelerini, başımıza bela olan PYD terör örgütünü topraklarımızdan geçirmelerini, adına açılım süreci denilen belayı mı, cemaatleri görünümlü başta Fethullahçı yapıları başımıza sorun haline getirip kadrolaştırmalarını mı, hangi birini hafızamızdan sileceğiz?
Ergenekon’dan Casusluk Davası’na Balyoz’a yapılanları, seçim döneminde PKK ile masaya oturacağını söylediği muhalefet propagandalarını, seçimden sonra terörist başını Gazi Meclis’te konuşturmaya kalktıklarını mı, bu sürekli zigzagların faturalarını mı?
İstanbul’ katlettik deyip af isteyenlerin bugün halen son hız yaptıklarına devam etmelerini mi görmezden geleceğiz? İnsanları enflasyon düştüğünü söyleyerek üç katı maliyete yaşatmalarını mı, icra dosyalarıyla muhatap etmelerini mi, gıda ihtiyacını karşılayamayan insanlara üç kuruş zam vermelerini mi? Bunların hiçbiri 60 yıl öncesinin değil, son 20 yılın yaşananlarından bazıları…
Şimdi de kentsel dönüşüm masalı okuyorlar…Dünya Bankası’ndan 3 milyon TL’lik kredi ile dönüşümün yapılabileceğinden, insanların taksit ödemeye gücü kalmadığı ortamda kredi maliyetlerinden bahsediyorlar.
Üstelik dev olarak nitelendirdikleri 3 milyon TL’ye ülkede ev bulunamazken, 10 milyon TL ortalamayla evler söz konusuyken, 3 milyon TL’ye ülkenin dönüşümünü sağlamaktan söz ediyorlar.
Sadece bu örnek bile ya hesap bilmediklerini ya da başka bir dünyada yaşadıklarını gösteriyor. Petrol krizini bile yansıma bakımından önlediklerini söyleyip aynı gün motorinin fiyatına 80 TL’ye çıkanların, elektrik ve doğalgaza yıllık verilen ücret artışı kadar zam yapmanın nasıl bir açıklaması olabilir?
Dedim ya ekonomik sorunlarımız büyük, ama hiçbiri çözümsüz değil. İnsanın gözünü bu sorunlar korkutmuyor da, bu tip günübirlikçiler, taraftarlar ve insan kalitesi yoruyor.

