Çetin Ünsalan Yazdı: Hata İŞKUR’da mı; ekonomide mi?
10 Mart 2026Türkiye’nin kabul edilmese de, istatistiklerde tek hanede gözükse de, aynı bültenin içinde yüzde 30’lara çıkan bir atıl iş gücü ile gerçekler itiraf edilse de, çok ciddi bir istihdam problemi var.
Öncelikle işsizliği istatistik oyunlarıyla yok edemezsiniz. Bunu düşük açıklıyor olmanız da yetmez. Ortadaki uyumluluk ya da uyumsuzluk da, istihdam yapılan adresiniz de en az bunun kadar önemlidir.
Meseleyi teknolojiyle atlatacağımızı zannediyorsak çok yanılıyoruz. Birincisi o teknolojinin üreticisi değiliz, ikincisi ve daha önemlisi magazine çevrildiği gibi insansız bir ekonomiye koşmuyoruz.
Sadece çıkan teknolojileri iyi kullanan insan kaynağına ve yetenek havuzuna sahip olup olmadığınız yarına ilişkin fotoğrafınızı belirleyecek. Bunun dışındaki tüm tartışmalar sadece zaman kaybıdır ve her dönemkinden daha yüksek bir faturayı önüne koyar.
Ne yazık ki çalışmaya uygun olan 60 milyona yakın insanımız olmasına karşılık, takribi 35 milyonunu iş hayatında tutabiliyoruz. Burada da kadın – erkek dengesinde önemli bir fark var ve bu da zaten dengesiz ekonomiye temel teşkil eden faktörlerden biri.
Sorun sadece burada da bitmiyor. Kime, nerede istihdam ettiğiniz de çok önemli. Ne yazık ki ülkemizde istihdamın takribi yüzde 55 hizmet sektöründe yer alıyor ve dağılımına baktığınızda da hizmetten mesela bilişimi anlamadığımız çok ortada.
Bu çerçevede ülkelerin iş ve istihdamı buluşturan kurumlarının son derece stratejik bir önemi olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde de bunun karşılığı İŞKUR’dur. Tıpkı TÜİK gibi, yeni ekonominin en can alıcı noktasında bulunan kurumlarımıza bakış açımızı değiştirmemiz şart.
TÜİK, istatistikler üzerinde ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Fakat 21. Yüzyılda, yani veri çağında verilerin tartışmalı hale gelmesi, ne yazık ki kimseyi endişelendirmediği gibi, bunu tartışma ihtiyacı da duyulmuyor. Oysa en stratejik kurumlarımızdan birinden bahsediyoruz.
Tartışmalı hale gelmeyen ama yapısı itibariyle istihdam piyasasında çok daha etkin rol oynayıp, belki de politikaları bile şekillendirmesi gereken İŞKUR’dan da anlamlı ölçüde faydalanmıyoruz.
İşsiz kalıp, bu kuruma başvurmayanların sayısını düşündüğünüzde, nasıl bir riskle karşı karşıya olduğumuz da ortaya çıkıyor. Bununla birlikte başvuran ve istihdama yönlendirilen insanların tercih ettikleri ya da iş bulabildikleri alanlar oldukça düşündürücü.
Öncelikle her işin kutsal ve alın teriyle kazanılan her paranın da önemli olduğunun altını çizeyim. Fakat ülke ekonomisinden ve geleceğinden bahsediyorsak, son derece stratejik bir kurum olan İŞKUR’a yapılan tercihlerde ve işe yerleştirmelerde ilk üç sıranın ikisini güvenlik sektörü, üçüncüsünü tezgâhtar, dördüncüsünü garson, beşincisini de market elemanı oluşturamaz.
En azından bundan kimsenin rahatsızlık duymaması düşünülemez. Dediğim gibi her iş kutsaldır ve alın teriyle kazanılan her para ekonomiye katkıdır. Ama siz dönüşen bir ekonomik çağda, ilk beşte en stratejik istihdam kurumunuzla bu insanlara iş buluyorsanız, şapkayı da önünüze koyup düşünmeniz gerekir. Çünkü bu fotoğrafın müsebbibi kurumunuz değil, oluşturduğunuz ekosistemdir.


