Sosyal Medya

Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Ekonomide derealizasyon dönemi…’

4 Şubat 2026

Ülkede enflasyon oranlarıyla ilgili tartışmayı yürütmekten sanırım herkes bıktı. Bu nedenle rakamların kaç olduğuna değinmeyeceğim bile. Çünkü hiçbir anlamı kalmadı. Gerçi anlamsızlaşsa da ekonomi kurmaylarının halen çıkıp, sanki algıyı değiştirecekmiş gibi konuşmaları da ayrı bir dram.

Şu anda ülkede minimum dört adet enflasyon oluştu. Bunlardan birincisi TÜİK tarafından açıklanan rakam. İkincisi hedef enflasyon ve onun üzerinden yapılan gelir artışları. Üçüncüsü bu durumun tam tersine açıklanın en az iki katı yaşanan enflasyon ve dördüncüsü de TL maliyetleri hızla yükselirken, kabul edilmeyen üretici enflasyonu.

Bu karmaşıklığı gidermek için hızla aradaki makası açılan TÜİK ve İTO’yu bile birbirine uyumlu hale getirdiler, ama kısa süre içerisinde orada da kopukluk başladı. Şimşek, Yılmaz ve Karahan öncülüğünde yönetim ise halen dezenflasyondan bahsediyor.

Fakat bununla da yetinilmediği açık. Çünkü TÜİK herkesten saklanan, listenin adı var, gerçekleşme oranları yok olarak nitelendirilen metodunda kullanılan ürünlerden oluşan sepet yine güncellendi.

Güncellenirken, insanların gelirlerinin sadece ulaşabildiği kadarıyla harcama yaptığı gıda, konut ve ulaştırma ağırlıkları da yeniden düzenlendi. İçinde enerji harcamaları da olan konutun ve en çok harcama yapılan gıdanın enflasyon hesabındaki ağırlığı azaltılırken, ulaştırmanın ağırlığı da romantik bir oranda yükseltildi.

Böyle sepetle ben de enflasyonu düşürürüm. Hele ki şeffaflığın bu kadar diplerde olduğu bir ortamda. Ama ekonomi yönetiminin anlamadığı gerçek şu: Nasıl işsizlik rakamlarını düşürdüğünüzde işsizlik gerçeği ortadan kalkmıyorsa, enflasyonda sepet oyunlarıyla rakamı aşağıya çektiğinizde de yoksulluğu aşıp yoksunluk aşamasına gelen gerçeklik de yok olmuyor.

Eklenen ve çıkarılan maddeler, tüketim başlıklarının bu kadar kısıtlı hale geldiği bir ortamda sizce anlamlı mı? Elbette değil. Ama yüzdeyi düşürüp rakamı tutturmak istiyorsanız, bazı kurnazca eklemelerle bu fotoğrafı tamamlamanız gerekir.

Mesela eklenenlere bakalım. Yılın ortasında kim okul forması alır. Çok istisnai durumlar dışında kimse. Burada sıfır noktasına yakın bir tüketim hacmi yakalarsanız da ortalamayı düşürmek için kullanırsınız.

Hadi bir eklenen madde daha örnek vereyim. Güneş kremi… Şubat ayındayız ve en az haziran ayına kadar yine tüketimi neredeyse sıfıra yakın olması muhtemelen, böylece de tüketim eğilimlerini dengeleyebileceğiniz bir diğer başlık.

Elimi korkak alıştırmayayım bir madde daha paylaşayım. Umre ücreti… Kaç kişidir bunlar: Diyanet İşleri Başkanlığı kaynaklı verilere göre 2024 – 2025 döneminde toplam 650 bin kişi. Önümüzde hac dönemi olduğunu da dikkate alırsanız, potansiyelin buraya odaklanacağı ve umre ücretlerinin anlamını yitireceği de açık.

Peki neden ekonomide derealizasyon dönemi diye ifade kullandım? Tanımını paylaşıp, yorumunu size bırakayım. Nedir derealizasyon? Konu ekonomik değil, psikolojik… Hani hep ekonomi psikoloji ilişkisinden bahsediyorlar ya, tam da o nokta.

“Derealizasyon, bireyin çevresindeki dünyanın gerçek dışı, yabancı ya da uzakmış gibi algılanması durumu olarak tanımlanır. Söz konusu psikolojik durum, kişilerin çevrelerini sanki bir film ya da rüya gibi hissedip gerçeklikten kopmuş gibi bir an yaşamasına yol açar.” Yorum sizin…

[email protected]

 


İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Ortak mıyız, köprü mü sınavı...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Ortak mıyız, köprü mü sınavı…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Boş laf karın doyurmuyor...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Boş laf karın doyurmuyor…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Rezerv artarken...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Rezerv artarken…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'İstihdamda dev sirkülasyon alarmı...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘İstihdamda dev sirkülasyon alarmı…’

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları