Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Daralmayı dezenflasyon zannediyorlar…’
6 Ocak 2026Aşırı kilo ve yüksek enflasyon birbirine çok benzer. Her ikisi de bulunduğu bünyede tahmin edilemeyen hasarlara neden olur. Bu nedenle enflasyonda nasıl belli bir oran tutturulması gerekiyorsa, aşırı kilolardan kurtulmak için de diyet ve benzeri programlar uygulanır.
Fakat siz meseleyi sadece kilo vermek zannederseniz, hiç ummadığınız sonuçlarla karşı karşıya kalırsınız. Nasıl kilo vermede ‘sağlıklı ve kontrollü’ gibi kavramlar önem arz ediyorsa, mesele enflasyon için de geçerli.
Şimdi Aralık ayı itibariyle açıklanan ve sonrasında da yıllık enflasyonun duyurulduğu süreçte rakamları bir kenara bırakalım. Çünkü hayatın kendisiyle örtüşmeyen rakamları açıklıyor olmanız, sizi mutlu etmekten başka bir işe yaramıyor.
Fakat git gide mesele anlaşılmaz bir boyutta kendini kandırmaya döndü. Kanserli bir insanın aşırı kilo vermesi, kontrollü ve sağlıklı bir diyet programıyla kilolarından kurtulan insan davranışıyla nasıl bir tutulamazsa, gerçek dışı ve hasar vererek düşürülen, rakam tutturmak odaklı enflasyon artış hızındaki gerileme de aynı derecede risklidir.
Artık dile pelesenk olan bir kavram gelişti. Dezenflasyon sürece kararlılıkla devam ediyor. Bunu söyleyen Cevdet Yılmaz. Mehmet Şimşek ise fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı duruşun devam ettireceğini açıklamasını yine sosyal medya hesabı üzerinden kamuoyuyla paylaştı.
Fakat bir rakamın düşüyor olması, sizi enflasyon ile mücadelenizde başarılı kılmaz. Olsa olsa istatistik yakaladınız anlamına gelir. Bu nedenle üretmeyen, ithalata bağlı ve aşırı finansman ihtiyacı olan, bunu da karşılamak için içte ya da dışta borçlanmayı alışkanlık hale getiren, sıkıştığında da satın alma gücünü kaybetmiş insanlara vergi salan bir zihniyet sadece iç pazarın çökmesi anlamına gelir.
Lakin siz dezenflasyonu enflasyonla mücadele zannederseniz, rakam tutturmak uğruna kaybettiklerinizi göz ardı ederseniz, sonunda dezenflasyon diye sayıklarken, bir bakmışsınız kendinizi stagflasyonun tam ortasında bulmuşsunuz.
Kendi gerçeğiyle ısrarla yüzleşmekten kaçınan bir Türkiye ekonomisi fotoğrafı içinde, baskılanmış kurla kişi başına düşen geliri ya da ülkenin ekonomik büyüklüğünü konuşmaktan vazgeçmek zorundasınız.
Çünkü bu gidişat, sadece kanser hastasının durumunu ağırlaştırıyor ve tedaviyi de öteleyerek, telafisi zor durumlara sürüklüyor. TL yakıp, yüksek faiz ödemelerine yönelip kuru sabit tuttuğunu zannetmek, işsizleri atıl işgücü başlığının altına atıp yok saymak ne kadar gerçekçi ise, üretmeyen bir ekonominin, ithalata bağlı yapısını düzeltmeden ve ülkede üretim ekosistemini kurmadan enflasyonla mücadelede yol aldığını zannetmek o denli çarpık bir bakış açısıdır.
Bu nedenle artık sınıra gelmiş bir talepte yükselen fiyatları talep enflasyonu, daralmadan kaynaklanan bir düşüşü de dezenflasyon zannetmekten vazgeçip, bir an önce teşhisleri masaya yatırıp, tedaviye geçmek gerekiyor. Yoksa hastayı kaybedeceğiz.


