Çetin Ünsalan Yazdı: Bu sene reform mu yapacağız?
2 Ocak 2026Zorlu bir 2025 senesini geride bırakarak, belki çok umutlarla değil, ama yeni bir yıla girdik. Bu sene ne senesi? Reform… İktidar tarafından reform yılı ilan edilen, özellikle reel sektör bazlı ekonomik reformların yapılacağı beyan edilen bir sürece başladık.
Mesele o kadar benimsenmiş olmalı ki, reel sektör ile yılın sonunda yapılan röportajların tamamında 2026 senesindeki taahhüt edilen reforma dair umutlar paylaşıldı. Peki nasıl bir reformdan bahsediyoruz?
Laf olsun diye sormuyorum. Gerçekten reel sektör odaklı nasıl bir reform niyetimiz var? Bununla ilgili bilgisi olan bulabilir misiniz? Hayır… Çünkü 2026 yılında reform yapılacağı söylendi ve konu kapandı.
Yani nasıl bir yapısal dönüşümden söz ettiğimiz, nasıl bir yol haritasına sahip olduğumuz, neler hedeflediğimizle ilgili tek bir cümle olmadığı gibi, tüm bunların başlangıcı olması gereken envanter çalışmalarımız da yok.
Ama ne yapıyoruz? Coşkuyu vermek için reform yılı ilan ediyoruz. Daha önce ilan edilen yılları hatırlayalım. Mesela emekli yılı ilan edilmişti. O yıl zaten zor durumda olan emekliler kronik olarak açlık sınırının altına itildi. Halen perişanlık devam ediyor.
Aile senesi ilan edildi. Boşanma davalarında, aile içi şiddet vakalarında artış yaşandı. Tasarruf yılı ilan edildi. Cumhuriyet tarihin en büyük faiz ödemesine ve bütçe açığına imza atıldı. Şimdi tüm bunları alt alta koyduğunuzda ‘reel sektör tehlikede mi’ diye sormadan edemiyorsunuz.
Parasal genişlemenin olduğu dönemde de, paranın daraldığı süreçte de üretim ekonomisinden bahseden, ama asla üretim ekosistemi adına kalıcı bir işe imza atmayan bir zihniyetin, şimdi 2026 senesini reform yılı ilan etmesinden daha ürkütücü ne olabilir?
Hepsinden daha riskli olanı ise, ortada reform yol haritasının olmaması. Temenniler manzumesini, ekonomi programı zannedip, bizi de ikna etmeye çalışan, ama sadece fatura çıkarıp, rantiyeye ortam sağlayan bir zihniyetin, 2026 senesinde reel sektörü baskılamaya devam ederek, yok pahasına satılan ya da kapanmak zorunda kalan işletmeler gerçeğini önümüze koyma ihtimali oldukça yüksek.
Çünkü ne konkordatoları konuştular; ne işsizliği. Ne tarımın ithalatla terbiye edilmesinden vazgeçtiler ne de her ile üniversite kampanyası düzenleyip, mesleki eğitimi devreden çıkarmaktan imtina ettiler.
Reel sektörün yaklaşık yüzde 100 enflasyonunu hokus pokus yok ettiler de, kimsenin gıkı çıkmadı. Gerçekçi bulunmayan bir enflasyon kadar bile TL’yi değersizleştirmediler de ortaya çıkan maliyet umurlarında olmadı.
Şimdi bu bakış açısının 2026 yılında reel sektör bazlı bir reform uygulayacağını hayal ediyorsanız, çok safsınız demektir. Gerçekten ihtiyacımız olan, IMF bakış açısından arınmış, yapısal reformlar bile yılan hikâyesine dönmüşken, reform yapılacak öyle mi? Nasıl? Emeklilerde ya da bütçede tasarrufta olduğu gibi mi?


