Sosyal Medya

FÖŞ yazdı: Finansal Krize giden 3 yol

30 Mart 2026

Orta Doğu Savaşı hakkında bilmek istediğiniz her şey

Hafta boyunca Trump’a kulak verip ateşkes/barış görüşmelerinin başladığına kendini inandıran global fonlar, Cuma günü itibarıyla umutlarını yitirip tüm riskli varlıklara satışa geçtiler. Gerçekten de, bu savaşın 1-2 aydan önce biteceğine dair hiçbir işaret yok. Trump iç baskıya dayanamayarak zafer ilan eder ve çekip gider. Ama bu savaşı bitirmez; çünkü hem İran hem de İsrail “zafere” yakın olduklarını düşünüyor. Gözlerinizi kapatıp düşünün: İran galibiyetinden o denli emin ki, Hürmüz Boğazı’nın egemenlik hakkını ve savaş tazminatı istiyor. İsrail’in resmi hedefi yalnız İran’ı birbiriyle didişen devletçiklere bölmekle kalmıyor, Lübnan ve belki de ardından Suriye’den gelebileceğini sezdiği tehditleri de ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu ortamda barış hangi ortaklaşmalar üzerine inşa edilebilir ki?

 

Bırakın barışı, Marco Rubio inkâr etse de, Pentagon’un Körfez Bölgesi’ne yolladığı 10 bine yakın deniz piyadesinin Karg Adası ya da Hürmüz Boğazı’na daha yakın bazı adacıkları işgalde kullanılması da mümkün. Bu, savaşın daha da tırmanması anlamını taşır. ABD bu adaları kolaylıkla işgal eder, ama anakaradan gelecek füze ve SİHA saldırılarına karşı koruyamaz, çok can kaybeder. Tepki olarak, Hürmüz Boğazı’nı tamamen seyrüsefere kapatıp İran adına petrol taşıyan tankerlere el koyması dahi bir olasılık.

Yine de savaş bir noktada biter. Reuters’e göre, İran füze-SİHA stokunun en az üçte birini harcadı; İsrail’den resmi veri olmasa da ABD’de bile Patriot kıtlığı başlıyor. Cephane bitince, savaş da biter.

 

Uzayan savaşın dünya ekonomisine etkisi

 

Diyelim ki savaş 1,5 ay daha sürdü; dünya ekonomisine zararı ne olabilir? Girişte yazdığımız gibi oldukça iyi huylu bir görünüm arz eden OECD’nin temel değil, kötü senaryosunu baz aldık:

“Enerji fiyatlarında ilave bir sıçrama, büyüme ve enflasyonu önemli ölçüde olumsuz etkiler.

 

Piyasa beklentileri, enerji fiyatlarında kademeli bir düşüşe işaret etmekte olup mevcut projeksiyonların temelini bu varsayım oluşturmaktadır. Ancak, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatlarda uzun süreli bir aksama ya da petrol ve gaz tesislerinin kalıcı şekilde kapanması, çok daha olumsuz sonuçlara yol açabilir. Rapordaki simülasyonlar, petrol ve gaz fiyatlarının baz senaryonun belirgin şekilde üzerine çıkarak ilk yıl yaklaşık dörtte bir oranında artması ve sonrasında yüksek seviyelerde kalmasıyla birlikte küresel finansal koşulların da sıkılaştığı bir senaryoyu incelemektedir.

Bu durumda, küresel GSYH ikinci yıl itibarıyla yaklaşık %0,5 daha düşük olabilirken, tüketici fiyatları ilk yılda yaklaşık 0,7 yüzde puan ve ikinci yılda 0,9 yüzde puan daha yüksek gerçekleşebilir”.

 

Temel senaryoyu da bilgi olarak aktarayım:

 

“Küresel büyüme çatışma öncesinde dirençli kalmıştı, ancak yükselen enerji fiyatları ve artan belirsizlik artık görünümü aşağı çekiyor.

 

Küresel GSYH büyümesinin, güçlü teknoloji odaklı yatırımlar ve kademeli olarak düşen efektif gümrük tarifeleri tarafından desteklenerek 2026’da %2,9 seviyesinde genel olarak istikrarlı kalması ve 2027’de %3,0’a yükselmesi beklenmektedir. Ancak Orta Doğu’daki gelişen çatışma, büyüme üzerinde baskı oluşturmakta ve küresel talep görünümü etrafında önemli belirsizlik yaratmaktadır. Bu projeksiyonlar, mevcut enerji piyasası bozulmasının geçici olduğu ve fiyatların 2026 ortasından itibaren gevşeyeceği varsayımına dayanmaktadır.

 

Daha yüksek enerji fiyatları küresel enflasyonu uzatacaktır.

 

Enflasyon baskıları daha uzun süre devam edecek olup, G20 enflasyonunun küresel enerji fiyatlarındaki artışı yansıtacak şekilde 2026’da daha önce öngörülenden yüksek olması beklenmektedir. G20 enflasyonunun 2026’da %4,0 ile önceki beklentilere kıyasla 1,2 yüzde puan daha yüksek gerçekleşmesi ve enerji fiyat baskılarının azalacağı varsayımıyla 2027’de %2,7’ye gerilemesi öngörülmektedir. G20 gelişmiş ekonomilerinde çekirdek enflasyonun ise 2026’daki %2,6 seviyesinden 2027’de %2,3’e düşmesi beklenmektedir”.

 

Dikkatinizi çekeyim, bu senaryoda dahi, savaştan ANCAK “bir süre sonra” enerji fiyatları normale dönüyor, yani 60 dolar/varil doğru düşüşe geçiyor. UEA Başkanı Fatih Birol’a göre, normale dönme mühleti altı ay kadar. En güvendiğimiz enerji uzmanı Mehmet Öğütçü ise fiyatların normale döneceğini düşünmüyor. Ona göre:

 

Petrolde 70 dolar dönemi kapanmıştır

80–100 dolar bandı yeni normaldir

Krizin derinleşmesi halinde 120–150 dolar aralığı kalıcı olabilir

Ancak asıl risk fiyat değil, kalıcı oynaklık

 

Dev enerji şirketlerinin patronları da. Linkteki haberden görüleceği üzere hafta içinde düzenlenen bir konferansta, önde gelen CEO’lar enerji pazarında yeni ve daha karamsar bir dönemin başladığına dair fikir birliği içinde.

 

 

Finansal Krize giden 3 yol

 

G7 merkez bankaları için faiz indirim dönemi geride kaldı: Savaştan önce dahi Fed içinde faiz indirmek için ne kadar alan kaldığına dair tartışma başlamıştı. Şimdi, enflasyon G7 ülkelerine yalnız enerji değil, alüminyum, gübre, plastik hammaddeleri gibi birçok noktadan sisteme giriş yapacak. Ekonomi yavaşlasa dahi, artık merkez bankalarının ilk önceliği istihdamı korumak değil, manşet enflasyondaki patlamanın çekirdeğe ve beklentilere sıçramasını engellemek olacak.

Nitekim piyasalar bunları gördü. Hafta içinde İngiltere, Japonya ve Euro Bölgesi’nde devlet tahvili getirileri 10-15 yıllık zirveler yaparken, türev piyasalar da Cuma günü bu yıl ilk kez Fed’in (Ekim’de) faiz artırabileceğine dair bahse girmeye (fiyatlama yapmaya) başladılar. Cuma itibarıyla birçok Türkiye gibi Gelişmekte Olan Ülke (GOÜ, piyasada = GOP) tahvil ihracını kesmişti.

 

Büyümenin düşük, faizlerin yüksek seyrettiği dönemlerde iflas ve konkordatolar hızlanır, bankacılık sistemi düşük notlu şirket ve ülkelere kredi vermeyi azaltır. Bu yeni iflas dalgası olasılığının henüz hisse ve özel sektör tahvil fiyatlarına yansımadığı görüşündeyim.

 

Şu Yapay Zekâ (YZ) meselesi: Yine savaştan önce dahi YZ etrafında şekillenen iki ayrı belirsizlik su yüzüne çıkmıştı. İlki, bu sene sırf ABD’de 700 milyar dolar yatırım yapacak olan şirketlerin ne zaman kâr edeceği tartışması. İkincisi ise YZ’nın hangi sektörlerde verimliliği ve istihdamı destekleyip, hangilerinde iş modellerini bozacağı sorgulaması. Stagflasyon ve beklenenden daha uzun süre yüksek seyredecek faizler, ilk tartışmayı iyice alevlendirecek. YZ şirketlerinin temin etmek istediği o 700 milyarın maliyeti artık daha yüksek; ek olarak elektrik fiyatları hızla yükseleceği için, bu yatırımların kâra dönüşmesi çok uzun zaman alacak. YZ’yı iş modeline adapte etmek randımanlı olsa da, kâr marjları düşen şirketlerin bu yatırımları geciktirerek önde gelen YZ şirketlerinin gelirlerine ek bir darbe vurması neredeyse kaçınılmaz. Çok cesur bir tahminde bulunalım: 2027 yılında OpenAI’ın battığını/satın alındığını görebiliriz. YZ tedarik zincirinde yonga üreticilerden bulut merkezlerine hizmet sağlayıcılara kadar birçok sektörde de iflaslar artacaktır.

 

Gölge bankacılıkta çatlaklar: Bu gözlem bizi finansal kriz kaygımızın sonuncu ve en önemli nedenine götürüyor. Toplam varlığı 1,8 trilyon doları bulan gölge bankacılık varlık fonları çok büyük ölçüde YZ veya onunla rekabet halindeki yazılım üreticilerinin tahvillerine yatırım yaptı. Bu tahviller bilançolarda defter değerinden taşınırken, ikincil piyasaları da yok. Yani gölge bankacılar nakde sıkıştı. Yatırımcılar tüm riskli varlıklardan çıkış yaptıkları gibi gölge bankacılık fonlarından da çıkmaya başlayınca, en az bir düzine sektör lideri itfaları sınırlamak zorunda kaldı.

 

Bazı tahminlere göre portföylerde %100 nominal değerinde taşınan yukarıda anılan tahvillerin gerçek değeri %75 kadar düşük olabilir. Stagflasyon ve faiz giderlerinin yüksek kalması da gölge bankacılıktan kredi alan (kapalı devre tahvil-finansman bonosu ihraç eden) şirketleri zora sokar. Nisan sonu veya Mayıs başında birkaç varlık fonunun temerrüde düşmesi ve panik atağının tüm sektöre yayılması söz konusu.

 

Savaşın bittiği bir ortamda, eğer yukarıda andığım üç olası şok zamana yayılsaydı, global finansal sistem temerrütleri ve iflasları kolaylıkla hazmeder ve fonksiyon kaybına uğramazdı. Ama üç şok eş zamanlı vuruyor. YZ ve gölge bankacılıktan kredi alan şirketler arasında batık dalgası artık korkulacak bir olasılık düzeyine yükseliyor.

 

Nisan Mart’tan daha zor geçecek, riskten uzak duralım

 

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları