Sosyal Medya

Çetin Ünsalan:  Vatandaştan izah beklerken…

22 Mart 2026

Türkiye’de vatandaşın zaten vergi rekortmeni olduğu, bütçedeki gelirlerinin sürekli arttığı, buna karşılık yaşananların tamamen göz ardı edildiği ve sorgulanmadığı bir ekonomik platformdayız.

 

Elbette vergi vermek kutsaldır. Vatandaşın da kazançlarından vergisini vererek, ülkenin ihtiyaçlarını karşılamasından daha doğal bir şey yoktur. Doğaldır, çünkü vatandaş, yani Millet, devletin ta kendisidir.

 

Yani zannedildiği gibi ülkeyi yönetenler ya da yönetmeye aday olanlar devlet değildir. Onlar sadece belirli bir süre için yetkilenmiş, seçimle başa gelen, aldıkları yetki karşısında kaynakları kullanan, yetkileri geçici olarak üstlenen ve karşılığında hesap vermesi gereken mekanizmalardır.

 

Vergi kutsaldır ama gelir idarelerinde ya da vergi dairelerinin duvarlarında yazdığı üzere de ‘vergilendirilmiş kazanç kutsaldır.’ Yani vergiye konu bir mesele olabilmesi için önce bir kazanç oluşması gerekir.

 

Kavramı daha da genişletmekte fayda var. Sadece kazanç üzerinde durursak da hata yaparız. Çünkü bu salt geliri tanımlar ki, bizim burada üzerinde durmamız gereken net kazançtır. Yani giderlerden arındırıldıktan sonra kalan fazladır. İşte bu fazlanın vergilendirilmesi gerekir ve kutsal olan da bu vergilendirilmiş kazançtır.

 

Ülkede çalışanlardan başlayarak, vergi muafiyetleri nedeniyle tartışmalı hale gelen reel sektöre kadar kimsenin net kazancını dikkate almayan, sadece vergiye odaklanmış ve işi salmaya çevirmiş bir Maliye zihniyetiyle bu işin içinden çıkmak da mümkün değil, vergi adaletini sağlamak da…

 

 

Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede yeni adım: “e-İzah” sistemi geliyor

Gelir / gider dengesinin alt üst olduğu, ödemeler zincirinin kırıldığı, maliyetlerin fiyatlara yansıtılamadığı, gerçek olmayan bir enflasyon üzerinden konulan hedeflerle gelirlerin yaşam maliyetleri karşısında göçertildiği bir ortamda her kuruşun peşine düşen Şimşek ve ekibi, iş meselenin hesabını vermeye gelince ortadan yok oluyor.

 

Gelir ve müşteri garantili işleri tartışmadan, arka arkaya nokta atışı yapılandırmaları söz konusu etmeden, alınan her kuruş verginin hesabı verilmeden, KKM’den çıkmak için 60 milyar dolar harcayıp, sonra da döviz mevduat hesaplarının 30 milyar dolar daha arttığı izah etmeden şimdi insanları e-izah’a çağıracaklarmış.

 

Elbette vergimizi verelim ki, zaten dolaylı vergiler nedeniyle bu ülkede vergi toplayamadığını söyleyen bir Maliye Bakanı taş olur. Verelim vermesine de işin adaletini de tartışalım. Adaleti konuşmak da yetmez.

 

Alınan vergilerin nerede kullanıldığını, klasik tabirle yol, su elektrik olarak bize dönecek hizmetler için neden ekstra altyapı parası ödediğimizi, bizim kaynaklarımızla yapılan yol ve köprülerde neden fahiş fiyatlarla muhatap olduğumuzu, metrosundan otobüsüne bu maliyet artışlarının izahının da yapılması gerekmez mi?

 

Listeyi kabartabilirim. Ama ilkesel olarak olay şu? Kuruşun izahını isteyenlerin, kuruşun izahını da vermesi gerekmiyor mu? Sürekli tek kale maç mı oynayacağız? Bu ne adil, ne sürdürülebilir bir yapıdır. Sadece kayıt dışı ekonomiyi besleyip, kayıt altındakini dövmeye yarar.

 

[email protected]

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları