Sosyal Medya

FÖŞ yazdı: Erdoğan demokrasi defterini kapatırken

13 Nisan 2026

Demokrasi zaten Türkiye için gereksiz bir lükstü, camileri ahıra çeviren alkolik İnönü’nün başımıza açtığı bir belaydı, neyse ki Reis’im Erdoğan artık dünyayı kurtarmak gibi önemli bir görevle uğraşırken, içerdeki sayısız muhalefet partisinden gelen vızıltılardan bıktı ve  demokrasi defterini kapatmaya karar verdi. Önce CHP’nin defteri dürülecek, arkasından da DEM Parti’nin. 2027 yılı sonunda filan da seçim yok. Belki Erdoğan hayatta kaldıkça yok, çünkü rekabetçi bir seçim Erdoğan kazanmaz.

Dışarda İran Savaşı yeniden başlarken, içerde hava kapkaranlık, piyasalar boktan. Erken tanışacağız şişelerle, öğleye doğru sisteme kırmızı reçeteli ilaçlar girmeye başlayacak. Akşam da lüks bir mekânda narkotik basıp hak ettiğimiz yer olan Silivri’ye yollayacaklar bizi.

Bay bay CHP

Hafta boyunca iki CHP’li ilçe belediye başkanı, çok sayıda belediye personeliyle birlikte gözaltına alındı. Diğer belediyeleri hedef alan soruşturmaların ülke geneline yayılmasıyla operasyonlar genişledi. Türk basını şimdi, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile birlikte 11 “suç ortağı” hakkında, Kemal Kılıçdaroğlu’nu devirdiği tartışmalı kurultayda delegelere rüşvet verildiği iddiasıyla 6 Mayıs’ta görülecek davanın, söz konusu kurultayı hükümsüz ilan eden (mutlak butlan) bir kararla sonuçlanacağına neredeyse kesin gözüyle bakıyor. Bu durumda Kemal Kılıçdaroğlu’nun kayyum olarak partinin başına getirilmesi söz konusu olabilir.

Böyle bir gelişme, Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in CHP’den ayrılarak yeni bir parti kurmasına yol açabilir. Bu da oyların bölünmesine neden olarak Erdoğan’ın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanma şansını artırabilir; aynı zamanda AKP-MHP ittifakının Meclis’te daha dar bir çoğunlukla da olsa iktidarını sürdürmesini mümkün kılabilir (aşağıdaki güncellenmiş anket tablosuna bakınız).

FÖŞ, 6 Mayıs duruşmasının Erdoğan’ın CHP’yi tasfiye etmek için tercih edeceği ana yöntem olduğundan emin değil. Türkiye Cumhuriyeti Başsavcısı’na, CHP’nin bir siyasi parti olmaktan çıkıp suç örgütüne dönüştüğü gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası açtırabilir. Alternatif olarak, doğrudan Özgür Özel ve Mansur Yavaş’ı hedef alan bir stratejiye yönelebilir. Ancak sonuçta yöntemden çok amaç önemli. Muhtemelen Erdoğan birden fazla yöntemi eş zamanlı deneyecek; kamuoyu veya piyasa tepkisi sert olursa geri adım atıp başka bir yol deneyecektir.

Erdoğan açısından yıl sonuna kadar CHP’yi zayıflatmak ya da devre dışı bırakmak için güçlü gerekçeler var:

• Meclis Çoğunluğu Riski: AKP anketlerde fena görünmese de, MHP’nin hızlı oy kaybı Meclis çoğunluğunun korunmasını riske atıyor.


• Adaylık Denklemi: Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin net bir tablo henüz yok; ancak Erdoğan mevcut tüm anketlerde Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş karşısında geride kalıyor. Hatta bazı anketler, sürpriz aday Özgür Özel karşısında kazanıyor, ama zemin kaybettiğini de görüyoruz.
• Ekonomik Engeller: Savaş, 2026-2027 döneminde ekonomik toparlanma üzerinden erken seçim (muhtemelen Kasım 2027) planına rüzgâr sağlayacak senaryoyu bozdu. Ayrıca seçim kampanyasını finanse edecek Hazine kaynaklarını da sınırladı. Bu durumda tek seçenek rakipleri zayıflatmak.
• Gündem Değiştirme İhtiyacı: Körfez Krizi’nden ve yarattığı süratli fakirleşmeden dikkatleri başka yöne çekmeye acil ihtiyaç var. Tanınmış kişilere yapılan narkotik operasyonları bu planın bir parçası. Ek olarak, iç politikada kriz yaratma riski olsa da, bu durum toplumsal tartışmanın AKP’nin kurumsallaşmış yolsuzlukları ve artan yoksulluk etrafında yoğunlaşmasından daha tercih edilir görülüyor. Zaten FÖŞ’le konuşmaya tenezzül eden yerli ve yabancı yatırımcılar bu senaryoyu hazmetmiş gözüküyor; yani dev bir güven krizi de patlak vermez.
• Vekil Transferi Stratejisi: Barış Süreci’nin fiilen sona ermesiyle, Erdoğan’ın yeni anayasa üzerinden yeniden aday olabilme ihtimali de ortadan kalktı. Erdoğan’ın iktidarda kalabilmesi için küçük merkez sağ ve İslamcı partilerden milletvekili transferine yönelmesi gerekecek. Ancak bu transferleri teşvik edecek araçlar azaldığı için gasp ettiği belediye kaynaklarını “ödül” olarak kullanmayı planlıyor olabilir.

Üstelik bunlar çok çabuk olacak; bu savaş ve yaratacağı ekonomik hasar ortasında Erdoğan halkı ona karşı tahrik eden bir ana muhalefet partisinin uzun süre katlanmasına izin vermez.


Barış Süreci: Süresiz Ertelendi

Meclis’te kurulan çok partili komisyon bulgularını ve yasa önerilerini Meclis Başkanlığı’na sunduktan sonra AKP, yeni düzenlemelerin hızla hazırlandığını duyurmuştu. Bu düzenlemelerin demokratikleşmeyi değil; daha çok Abdullah Öcalan, cezaevindeki PKK sempatizanları ve geri dönecek militanların akıbetini önceleyeceği ifade ediliyordu. CHP’ye ise sınırlı bir jest olarak, belediye başkanlarının görevden alınmasını zorlaştıracak bazı hukuki düzenlemeler gündeme gelebilirdi.

Ancak savaşın başlamasıyla birlikte yasa takvimi “bir ay içinde” ifadesinden “yaz aylarına” ertelendi.

Hafta içinde Türk basını, AKP milletvekilleri arasında ciddi bir rahatsızlık oluştuğunu yazdı. Vekiller, PKK’nın geri dönülmez biçimde silah bıraktığına dair somut bir kanıt olmadan yapılacak düzenlemelerin seçmen tarafından cezalandırılacağını düşünüyor.

Pazar günü ise basında yer alan haberlere göre, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) raporları PKK’nın silah bırakmadığını ortaya koydu. Buna göre örgütün kalan unsurlarını ve askeri kapasitesini “Doğu İran”a kaydırdığı; ABD ve İsrail ile İran Devrim Muhafızları’na karşı iş birliği arayışında olabileceğini öne sürüyor FÖŞ.

Sonuç olarak Barış Süreci’ne ilişkin tüm yasal düzenlemeler süresiz olarak rafa kaldırıldı. Türk basınının —hatta iktidara yakın kesimlerin— Erdoğan’ın gerçek planlarına tam vakıf olmadığını hatırlatmak gerekir; bu nedenle söz konusu gelişmeler değişebilir ya da MHP lideri Devlet Bahçeli’nin itirazı halinde yeniden gündeme gelebilir.

Yine de erteleme mantıklı görünüyor. Barış Süreci’nin ilerlemesi için ön şart PKK’nın tamamen silah bırakması olmayabilir; İran Savaşı’nın sona ermesi ve Türkiye’nin hem güvenlik hem ekonomik tabloyu net biçimde değerlendirmesi bekleniyor olabilir. Ancak şu an için süreçteki duraklama, yeni anayasa üzerinden Erdoğan’a yeniden adaylık imkânı sağlanması ihtimalini de geciktiriyor.

Çözüm Süreci bitiyorsa, yeni anayasa hayali de bitiyor,  Erdoğan DEM Partili belediyeleri ve milletvekillerini de rahat bırakmaz, derdest ettirir.

Bu hafta yalnızca Körfez’de savaşın kısa sürede sona ereceğine dair umutlar zayıflamakla kalmadı, iç politikada olumlu bir gündem oluşturma planları da suya düştü. Bundan sonraki süreçte daha fazla operasyon, baskı ve kamuoyunu yatıştırmaya yönelik yeni gündem arayışları öne çıkacak.

Bakın bir kenara yazın. CHP ve DEM seçime giremeyecek hale getirilse de, ekonomideki ağır hasar yüzünden Erdoğan’ın hiçbir seçim kazanması mümkün değil. 2027 sonlarına doğru İsrail’e savaş ilan edilecek, seçimler TBMM kararı ile “bir başka” bahara ertelenecek.

Günün ilk şişesiyle Fransız öpücüğü yaptıktan sonra YouTube’a baktım ve içimi saran derin karanlık bir tık aydınlandı. Macaristan’ı 16 yılda Rus peykine çeviren Orban gitti. Hatırlarsanız, 2023 seçimlerinden önce de Macaristan’da seçim vardı. Tüm anketler tersini göstermesine karşın, Orban son dakika zaferi elde etmişti. FÖŞ’ten daha akıllı siyasi yorumcular bu sonuca bakıp, anketlerde Kılıçdaroğlu’nun gerisinde kalsa da Erdoğan’ın bir yolunu bulup kazanacağını öne sürmüştü. Haklı çıktılar. Acaba tarih tersine tekerrür eder mi?

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

Tüm Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları