Çetin Ünsalan: Programın adı her şeyi anlatıyor
26 Şubat 2026Türkiye’de resmi rakamlarla yüzde 8’ler civarında gezdirilen, aynı resmi rakamlarda yüzde 30 itirafı ortaya konulan işsizlik meselesiyle ilgili tartışmalar devam ediyor. Rakam tutkusunun insanları feda ettiği eşiği çoktan aştık.
Şimdi mesela emeklilerin aylıklarına yapılacak zam söylentilerini yayıyorlar. Tıpkı hapishanedekilerin af söylentisi gibi oyalama üzerine kurgulanmış ve embedded medya tarafından yapılan bir algı operasyonundan başka bir şey olmadığının farkındayız. Günün sonunda mesele bayram sürecine kadar devam ettirilip, ikramiyeye bağlanacak.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de öte taraftan sosyal medya iletileriyle açıklanan rakamları baz alarak reel sektörü oyalıyor. Oysa burada eşik faiz tartışmasını çoktan aştı. Nitekim Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, faiz indirimin tek başına bir anlam ifade etmediğini net sözlerle ortaya koydu.
Aynı konuyu esnaftan çiftçiye her kulvar için ayrıca konuşabiliriz. Nitekim 2026 yılını reel sektörde reform yılı etmelerinin üzerinden geçen iki ay boyunca da, halen dişe dokunur bir hamle yapmadılar. Burayı da bir takım teşviklerle oyalamaya çalışıyorlar.
Oysa gerçek bir reformdan bahsetmenin, planlamayı konuşmadan sonuç alınamayacak bir konu olduğunu herkes biliyor. Savunma sanayii ile övünmeye devam ediyorlar, ama 10 milyar dolarlar civarında gezen bir alanla 300 milyar dolara koşan bir alanın da üzerini örtemezsiniz. Hele ki dış ticaret dengesi aleyhimize çalışırken…
Kuru kuruya övünmeler devam ederken de, kimsenin aklına ‘burada iyi bir model çıktı, diğer sektörlere nasıl adapte edebiliriz’ sorusunu yöneltmek gelmiyor. Çünkü esasen üretime olan inanç söylemden öte bir yaklaşım değil.
Başladığımız noktaya gelelim ve tekrar istihdama bakalım. Bundan birkaç gün önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, istihdam destekleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Kişi başına 3 bin 500 TL gibi sembolik rakamların ne kadar destek tartışılır, ama en azından bir hamledir.
İşin bu tarafı ayrıca tartışmaya muhtaç. Çünkü plansızlık her seferinde teşviklerle yaratıcı yıkımın da önüne geçip, nitelikli firmaların ayağında prangaya bir vida daha atıyor. Bunun fayda / maliyet hesabını bile yapmaktan uzaklar.
Fakat bazen kaş yapayım derken göz çıkarırsınız ya, istihdam ile ilgili açıklanan destek programı da adıyla çok şey anlatıyor. Adı ne? İstihdamı Koruma Programı… Ne var değil mi bu isimde?
Yeni üretim alanlarından ya da mevcudun üzerine açılacak istihdam alanlarından, yani üretim ekosisteminden bahsetmiyoruz. Bu kurgu bile mevcut istihdamı korumayı hedefleyerek yapılmış. Yani işsizlerin sorununa dem vurmaksızın, buradaki oranın artmaması için hamle yapılıyor. Yanlış değil, ama eksik. Şayet sizin üretim bakış açınız mevcudu korumak üzerineyse takdir edilebilir, ama kalıcı bir ekonomik rahatlatma yaratmaz. Bu desteğin istihdamı nasıl koruyacağı ise ayrı bir tartışma konusu.
