Çetin Ünsalan: Kaynak sorunu yok muydu?
11 Mart 2026Emekli maaşı tartışmalarının yapıldığı günleri hatırlayın. İnsanlara açlık sınırının çok uzağında ve altında bir zam yapıp, ortaya çıkan tartışmaları da önce fedakârlık hamasetiyle geçiştiren, sonra vaat dağıtan, akabinde de verilen önerileri bile kaynak sorunu olduğunu söyleyerek kabul etmeyen bir bakış açısının bugün derinleştirdiği perişanlığı yaşayan insanlar var.
Hatta bir adım öncesine gittiğimizde insanlar ölmedikleri için maaş ödemenin sıkıntı olduğunu söyleyen milletvekilleri de, esasen çok daha düşük maaşlar vermeleri gerektiğinden bahsedip, aybaşında alınan aylığa şükretmeleri gerektiğini söyleyen bir Bakan’a da şahit olduk.
Bugün halen emeklinin perişan fotoğrafı ve derinleşen fakru zarureti toplumun en çok kanayan yarasını oluşturuyor. Bir maaşın, bir kiraya bile yetmediği, beslenme için konulan açlık sınırının altında kaldığı bir gerçekliğe inat, çıkıp 18 bin dolar kişi başına gelire ulaştığımız söylemi bile manşetlere taşındı.
Ülkeyi yönetenler bir şeye karar veremiyorlar. Biz zor durumda mıyız, yoksa uçuyor muyuz? Bunun dengesini bile kuramayanlar, insanların durumunu umursamayanlar, yok saydıklarında problemin de ortadan kalktığını zannediyorlar.
Şu an en düşük emekli aylığı 20 bin TL. Ortalama emekli maaşının da 25 – 30 bin TL civarında gezdiğini biliyoruz. Neden? Kaynak sorunu vardı değil mi? Daha fazla zam yapılamazdı değil mi? Hatta standartlara göre 4 kişinin çalışıp prim öderken, 1 kişinin maaş ve sağlık hizmeti alması gerekiyordu ve ölünmediği için sıkıntı büyüyordu öyle mi?
Peki bunlar gerçekse, ki aralarında büyük çarpıtmalar var, SGK üzerinden yapılan son haber görünümlü reklamı ne yapacağız? SGK’nın 2025 yılında, 1994 senesinden bu yana ilk kez fazla verdiği açıklandı.
Reklama göre geçen yılı kurum 35,7 milyar TL fazlayla kapattı. Yani gelirleri giderlerini aşmıştı. Oysa kaynak sorunu olduğu belirtilen yıl da aynıydı. Şimdi hangisi doğru? Ayrıca verilen istatistiklere göre kötü denilen 2 bin yılında da gelirlerin giderleri karşılama oranı yüzde 78.
Bu yılın başında yaşananların aynısının cereyan ettiği bir önceki yılda da oran yüzde 99,7… Yani başa baş noktasına çok yakın. Kısacası ya bu gerçekleşmeler doğru değil ya da sistematik bir yalan mekanizması kurulmuş.
Esasen 4 kişi çalışır 1 kişi maaş alır da büyük palavradır. O sistemin bugünden sonrası için sürdürülebilirliği ile ilgili bir hesaptır. Bugünkü ödemeler dün toplanan gelirlerinin doğru değerlendirilip değerlendirilmemesi ile ilgilidir.
Tahsilat / tahakkuk oranlarındaki açık ise, uygulanan politikaların çıktısıdır. Yani yine emekli olan insanlarla alakalı bir durum değildir. Tüm bunları alt alta koyduğumuzda ortada çok ciddi bir yönetim sorunu, doğru söyleme problemi ve tercihlerin insanlardan yana kullanılmaması realitesi vardır. Gerisi boş bir reklamdır. Çıkan sonuç bu.
