Çetin Ünsalan Yazdı: Sorun halde mi tarlada mı?
29 Ağustos 2025Ticaret Bakanlığı’nın hazırladığı yeni Hal Yasası’nın ilk detayları kamuoyuna yansıdı. Burada üreticiye desteğin arttırılmasının hedeflendiği dile getiriliyor. İyi niyetle bir hamle olduğundan şüphem yok, ama daha önceki taslakta dile getirilen ‘haller devre dışı mı bırakılmak isteniyor’ kaygısının da açıklığa kavuşturulmasının faydalı olacağını düşünüyorum.
Yine medyaya yansıdığı kadarıyla hallerde toptancılara ücretsiz alan tahsis edileceği dile getiriliyor. Bu yeni bir şey değil. Mevcut kanunda da böyle bir zorunluluk olmasına rağmen, hallere girmek isteyen kooperatiflerin hangi muamele ile karşılaştığını sağır sultan duydu. Hatta burada bazılarının emlakçı edasıyla ‘senin çapın yetmez’ kıvamında kanunen verilmesi gereken yerleri bile sunmaktan imtina ettikleri biliniyor.
Mevcut düzenlemede bu olayı çözemediğimiz gibi, şimdi bir de bunu yeni bir uygulama imiş gibi yansıtmak, inandırıcılığı zedeler. Tıpkı daha önceki anayasa referandumunda 2009 yılından beri toplanamayan Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nden anayasa maddesi yapılıp, yine toplanamaması, ama bilboardlarda o dönem anayasal hakmış gibi reklamının yapılması gibi. Yani yasal zorunluluğu olsa da uygulanmayan, anayasa maddesi oldu; yine toplanmıyor.
Bir diğer yeniliğin de zincir marketlere, sattıklarının sebze ve meyvenin yüzde 20’sini direkt üreticiden alma zorunluluğu getirilmesi. Açıkçası bunun da uygulamada olduğunu ve bir süre sonra ekim öncesi verilen fiyatlar nedeniyle, maliyetini bile karşılayamayan üreticilerin yok pahasına mallarını verir duruma getiren sorun olduğunu biliyoruz.
Dediğim gibi, mutlaka niyet iyidir ama ortadaki sorunları görmezden gelerek, hatta bazıları bizzat sorun haline gelmiş başlıkları çözmeden, yeni taslağa bunları çözüm diye sunmak pek gerçekçi olmuyor.
Türkiye’de tarım ile ilgili, tarlayı ve sürecini akıllandırmaktan, yerli tohumun desteklenmesine, üreticinin özel koşullarda üretiminin desteklenmesinden, paylaşım ekonomisine geçişine kadar çözülecek bir dizi mesele var.
Tarım planlamasının göstermelik olmadığı, üreticinin ithalatla terbiye edilme alışkanlığından vazgeçilmedi, maliyetlerin gerçekçi anlamda ortaya konulup, bunları reddetmeden verimlilik üzerinden nasıl çözüleceğinin konuşulmadığı ortamda sadece topu taca atarsınız.
Ülkemizde dikey tarımdan seracılığa, geleneksel tarımdan tarımın akademiyle buluşturulmasına, tüm bu süreçlerin teknolojiyle birleştirilip, köylüyü çiftçi niteliklerine büründürmeye kadar yapılacak bir dizi başlık var.
Sorunu sadece hallerde arar, mesela ülkenin bir noktasından çıkan nakliyenin, zorunlu yollardan geçerek maliyetlenmesini konuşmuyorsanız, çözüm noktasında çok da tutarlı olduğunuz söylenemez.
Tarım, bu ülkenin stratejik sektörüdür. Dün de öyleydi, yarın da öyle olacak. Ama bunu belli bir üretim planlaması ve yönlendirmesinde yapmıyorsanız, ortadaki konuya ürün yerine, üretici penceresinden bakıp üretimin sürekliliğinden sürdürülebilirlik gibi kriterlerin içselleştirilmesine kadar üst başlıkları kapsayan, insan kaynağını da öncelikleyen bir çerçeve çizemiyorsanız, o zaman hal yasası ile ilgili tartışmalar da bitmez.