Sosyal Medya

Prof.Dr. Evren Bolgün

Prof. Dr. Evren BOLGÜN: Ekonominin Karnesi; Tamam mı Devam mı?

Cumhuriyetimizin ilk yüzyılını tamamlayarak ikinci yüzyılına doğru hızla yol almaya başlayacağız. Atatürk’ün 100 yıl önce bizlere emanet etmiş olduğu Cumhuriyeti onun taşıdığı ruh, azim ve vizyoner görüşleri çizgisinde devam ettirmek her bir Türk evladının yüksek arzusu olmalıdır. 14 Mayıs Pazar günü yapılacak olan seçim bu bakış açısı ile çok büyük önem arz etmektedir...

Prof. Dr. Evren BOLGÜN: Ekonominin Karnesi; Tamam mı Devam mı?

Cumhuriyetimizin ilk yüzyılını tamamlayarak ikinci yüzyılına doğru hızla yol almaya başlayacağız. Atatürk’ün 100 yıl önce bizlere emanet etmiş olduğu Cumhuriyeti onun taşıdığı ruh, azim ve vizyoner görüşleri çizgisinde devam ettirmek her bir Türk evladının yüksek arzusu olmalıdır. 14 Mayıs Pazar günü yapılacak olan seçim bu bakış açısı ile çok büyük önem arz etmektedir. Türk seçmelerinin demokrasiye ne kadar inandıklarını, ülkelerini ne kadar çok sevdiklerini tüm Dünya’ya göstermek üzere herkes oy vermelidir. Genellikle %85 civarında gerçekleşen seçime katılım oranını bu seçimde %90’ın üzerine çıkarmalıyız.

Şimdi sizlere seçim öncesinde halen kararsız olan seçmenlerin çok işine yarayacağını tahmin ettiğim ekonomi ile ilgili olarak bazı bilgileri paylaşmak istiyorum. Özellikle 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı sistemine geçmemiz ile birlikte ekonomide yaşananların kapsamlı bir özeti çıkarmakta büyük yarar var. Böylece geçen 5 yılın sonunda ekonominin karne notu değerlendirmesini her bir seçmen kendi özgür iradesi ile rahatlıkla verebilecektir.

İlk olarak “Büyüme” ile başlamak gerekiyor. 2018 yılında geçtiğimiz “Başkanlık Sistemi” ile ekonomik büyümede çok net bir şekilde düşüş yaşanmaktadır. 2020 yılında Covid-19 döneminde yaşanan arz ve talep şokunun etkisi ile görülen ani düşüş ve daha sonrasındaki ani çıkış hareketlerini ayrı tutacak olursak büyümenin ana dinamiklerinde son yıllarda ciddi bozulmalar söz konusudur. Türkiye uzun dönemli bilinen “%5-%5.5” civarındaki büyüme ortalamasından uzaklaşmıştır.

GSYH Büyüme (takvim/mevsimsellikten arındırılmış, 3 aylık,%)

Büyümenin 4 çeyreklik hareketli ortalaması son 1 yılda %1.8’den %0.9 düzeyine gerilemiş durumdadır. 2023 yılının ilk çeyreğinde deprem ve ikinci çeyreğinde de seçim belirsizliğinin yarattığı etkiler göz önüne alındığında 2023 yıl sonu büyüme rakamının da uzun dönemli ortalamanın oldukça altında kalacağı açıktır. Büyümenin ne kadar dengesiz ilerlemekte olduğunu harcamalar yöntemi ile hesaplanan büyüme kaynaklarının dağılımı bizlere göstermektedir.

Büyümenin Kaynakları (harcamalar yöntemiyle, bir önceki yılın GSYH’sına % oranı)

İç talep, ihracat, devlet yatırımları şeklinde geçmişte ilerleyen klasik büyüme kompozisyonu, son dönemde ihracat katkısının da negatif bir katkı vermesi ile beraber sadece iç talep üzerinden sürdürülmeye çalışılmaktadır. Negatif faiz üzerinden şirketleri, hanehalkını yoğun kredilendirme politikası ile nereye kadar gidilebilir ki? Yüksek kur, yüksek üretim, yüksek ihracat, yüksek büyüme ile çıkılan “Türkiye Ekonomi Modelinde” kur haricinde herşey söylenenlerin tam tersi şeklinde gerçekleşmiş bulunmaktadır. Kur tarafında özellikle 2021 Aralık’ta Kur Korumalı Mevduat (KKM) ile başlayan süreç 2022 yılının ortalarından itibaren TCMB’nın ve Kamu Bankalarının arka kapı yöntemleri ile önce döviz ve son dönemde altın satışları ile birlikte “Sabitimsi Döviz Kuru” politikasına doğru evrim geçirmiş durumdadır. Dünya’nın en büyük ilk 10 ekonomisi içerisine gireceğiz şeklinde 2013 yılında verilen ekonomik hedeflerin gerçekleşmemesi karşısında 2023 yılı sonunda Türkiye, G-20 ülkelerinin ekonomik büyüklük sıralaması dışında kalması ile karşı karşıya kalmıştır.

Bir diğer önemli ekonomik dengesizlik durumunu da “Dış Denge” tarafında yaşamaktayız. Ekonomi bakanı Nebati’nin ve öncesinde Berat Albayrak döneminde başlayarak ısrarla sürdürülen heteredoks ekonomi politikasının bugünkü sonucu “Yüksek Dış Ticaret Açığı” (-$118 Milyar) ve “Yüksek Cari Açık” (-$55 Milyar) olmuştur.

Dış Ticaret Dengesi (milyon$,12 aylık toplam)

İzlenen tüm gayri iktisadi ekonomi politikalarının neticesinde özellikle son 2 yıldır dış ticaret açığında aşırı bir bozulma yaşanmıştır. En son açıklanan Mart 2023 verisine göre Cari Açık -$55 Milyar düzeyine yükselmiş bulunmaktadır. Seçim öncesinde ülkenin denizlerinden, topraklarından doğalgaz ve petrol keşifleri yapıldığı ifade edilerek yaratılan tüm algı operasyonlarına rağmen Enerji’de -$76 Milyar açık vermekteyiz!

Cari Denge (12 aylık toplam, milyon$)

Enerji tarafında ayrıca 2022 yılında iktidara Putin tarafından verilen $20 Milyarlık BOTAŞ ödemesinin ertelenmesi de dahil değildir. En son bu hafta öğrendiğimiz habere göre Türkiye, Rusya’ya yapması gereken $600 Milyonluk doğalgaz ödemesini de 2024 yılına ertelemiştir. Dolayısı ile seçim sonrasında geçmiş yıl ve bu yıldan sarkan enerji ödemelerinin 2023 kışında yaşanacak olan enerji faturasının üzerine ilave edileceğini de bilmemiz gerekiyor.

Ekonomide bir başka problemli alan ise, kamu kesiminin hızla artmakta olan borç yükü problemidir. 2017 yılından itibaren Özel Sektör döviz açık pozisyonunu GSYH’ya oranla %10 düzeyinde hızla azaltırken, kamu kesimi ise, dış borç riskini arttırmış bulunmaktadır. Ayrıca kamu tarafından özellikle son yıllarda KOİ şeklinde verilen döviz cinsi uzun vadeli garantiler nedeniyle mevcut toplam %51 düzeyinde bulunan Dış Borç/GSYH oranının önümüzdeki yıllarda %55-%60 aralığına yükseleceğini göreceğiz.

Dış Borç Stoğu (GSYH’ya % oranı)

Son yıllarda ülkenin artan dış borç toplamının ($460 Milyar) yanında iç borç toplamında son 5 yılda yaklaşık “4 misli” bir artış yaşanmıştır. Bütçe açığı başkanlık sistemine geçiş döneminin öncesine göre “7 kat” yükselmiş durumdadır.

Bir diğer oldukça problem alan ise, TCMB’nin döviz rezervi konusudur. Özellikle 2019 Mart Belediye Seçimleri öncesinde Berat Albayrak döneminde başlatılan TCMB döviz rezervi satım hareketi, daha sonra Nabi Ağbal dönemi hariç, ihracatçı dövizlerinin, KKM dövizlerinin piyasaya satışları ile birlikte kararlılıkla tam gaz devam ettirilmiştir.

TCMB Net Uluslararası Rezervleri (milyon$)

5 Mayıs 2023 itibarıyla TCMB’nin “$6.7 Milyar” kadar Net Uluslararası Döviz Rezervi kalmıştır. Özellikle son 1.5 ay içerisinde döviz kurunu seçim öncesinde sabitimsi bir seviyede tutabilmek üzere piyasaya TCMB’nin altın rezervleri de kullanılmak suretiyle müdahale edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Seçim öncesinde bugün TCMB’nin swaplar hariç tutulduğunda net döviz pozisyonu -$70 Milyar ile tarihinin en düşük düzeyine gerilemiş durumdadır.

4 Mayıs 2023 günü TCMB başkanı bu verileri kendi çerçevesinden olumlu yorumlamak üzere tüm gayretiyle bir çaba sarf etmekteydi. Hatta çok enteresan bir şekilde Türkiye’de bankalararası döviz piyasası ile serbest döviz piyasası arasında çift kur fiyatlaması şeklinde herhangi bir durumun söz konusu olmadığını da rahatlıkla söyleyebilmekteydi. Ancak konuşmasını yaptığı sıralarda “%5” civarında olan fark bu hafta itibarıyla “%10’u” aşmış durumdadır.

Çift Kur Sistemi (11 Mayıs 2023)

Son 5 yılda herkesin çok iyi hatırlayacağı üzere “Türkiye Ekonomi Modeli” adı altında vatandaşlara pazarlanan sistem ile cari açığın kapanacağı, dış ticaret açığının azalacağı, döviz kurunda istikrar sağlanacağı ve ihracatın da artacağını ifade edilmişti. Ancak gerçekleşmeler tam aksini göstermiştir. Her ay açıklanan dış ticaret verilerinde ithalatın, ihracattan 2-3 kat daha fazla yükseliş kaydettiğini gördük. Bu süreç sonunda TCMB’nın döviz rezervi tüketildi ve tamamen borç ile ayakta tutulmaya çalışılan bir ekonomik sistem yaratıldı. Bu yıla kadar yakından takip ettiğim 200 civarında %100 yerli ve milli getirilen makro ihtiyati tedbirler ile bankalara, şirketlere yönelik uygulamaların sayısının 2023 yılında 250 adete yaklaşmış olduğunu tahmin ediyorum.

Ekonomide son yıllarda yaşadığımız bir başka absürt uygulama ise, aşırı negatif faiz politikası olmuştur. “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur” şeklinde 2018 yılından itibaren dile getirilerek uygulanan heterodoks, nöroekonomik politikalar ile birlikte, TCMB’nın faizinin piyasalarda gösterge faiz olması özelliğini de hızlı bir şekilde terk etmeyi başarmış olduk!

TCMB Politika Faizi ve TÜFE

Son yıllarda faiz konusundaki tüm takıntılara rağmen yapılan zorlamalara karşılık piyasada özellikle bireysel müşterilere yönelik uygulanan kredi faizlerinde %35 düzeyine kadar yükselen bir trendi görüyoruz. TL Mevduat faizleri %30-%35 aralığına yerleşirken KKM üzerinden döviz opsiyonu şeklinde dövize verilen yıllık faizlerin %20-%30 aralığında gerçekleştiğini söylebilirim.

Kredi Faiz Oranları (%,yıllık)

Özellikle son dönemde bankalara yönelik verilen TL krediler karşılığında bilançolarında orta ve uzun vadeli Hazine’nin ihraç ettiği DİBS’leri portföylerinde tutma zorunluluğu ile birlikte bankacılık sistemi üzerine ilave bir faiz riskini de yüklemiş olduk. Bankalara ortalamada %15 ile ticari, %19 ile konut kredisi verme zorunluluğu getirilirken, TL mevduatlar üzerinden toplanan kaynakların maliyeti son aylarda %30’un üzerine çıkmış bulunmaktadır. Bankaları “negatif faiz marjı” ile çalıştırarak temel bankacılık faaliyetlerini sürdürmek zorunda tutulmasının da kamu otoritesi eliyle yapılmış olması ayrı bir ironi olmuştur.

Peki bu kadar yapılan irrasyonel ekonomi politikarı sonucunda ne oldu? Toplumsal faturamız çok ağırlaştı. TUİK tarafından açıklanan resmi enflasyon 2022 sonu çeyreğinde TÜFE’de %85’e, bağımsız akademisyenler grunu ENAG tarafından açıklanan enflasyon TÜFE’de ise, %155’e yükselmiş bulunmaktadır. Enflasyon da aşırı bir yükseliş yaşanması ile birlikte dar gelirli kesimler başta olmak üzere yeme/içme, barınma, giyinme, ulaşım, eğitim,..vs. gibi bir çok zorunlu harcama kalemlerinde mevcut gelirler aşırı yetersiz kaldı. Bilinçli olarak vatandaşların tasarrufları enflasyon karşısında eritilirken, zaruri harcamaları aşırı ölçüde arttırıldı. Emeğin milli gelirden aldığı pay son yıllarda hızla azalarak sermayenin gelirden daha çok pay almakta olduğu adaletsiz bir ekonomik sistem dayatıldı. Toplumun en zengin %5’lik kesimi ile en yoksul %5’lik kesimi arasındaki gelir farkı “26” kat düzeyine çıktı.

Son olarak size son 10 yıldır düzenli olarak değer kaybetmekte olan ve başkanlık sistemine geçmemizden itibaren de hızlanarak devam eden Türk Lirasının diğer gelişmekte olan ülkelerin para birimlerine karşılık durumunu göstermek istiyorum. Ülkelerin 2013=100 şeklinde endekslenen döviz kurlarının hareketlerine baktığınızda 2013 yılından itibaren Türkiye’nin yanlış yolda ilerlemeye başladığını ancak 2018 yılından itibaren çok yanlış yola saptığını net bir şekilde görebilmekteyiz.

Gelişmekte Olan Ülkeler Döviz Kurları (Nisan 2013=100)

Şimdi tüm bu resimleri elinizi kalbiniz üstüne koyarak, vicdanınızın da sesini dinlediğinizde ülkede değişimin vaktinin çok önceden geldiğini ve haftasonunda önünüzde çok tarihi bir fırsatın bulunduğunu görebileceksiniz.

Son Söz: “Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.”

Şems-i Tebrizi

 

Prof.Dr.Evren Bolgün | Beykoz Üniversitesi Öğretim Üyesi

 


İLGİLİ HABERProf. Dr. Evren Bolgün: Cumhuriyetin 2.Yüzyılında Türkiye’nin Sorunları Ancak Değişim ile ÇözülebilirProf. Dr. Evren Bolgün: Cumhuriyetin 2.Yüzyılında Türkiye’nin Sorunları Ancak Değişim ile Çözülebilir

İLGİLİ HABERProf. Dr. Evren Bolgün: Seçim Sonrasında Milletin Ödeyeceği Fatura Çok KabarıkProf. Dr. Evren Bolgün: Seçim Sonrasında Milletin Ödeyeceği Fatura Çok Kabarık

İLGİLİ HABERProf. Dr. Evren Bolgün: Heterodoks Ekonomi Dünyamızdan Ortaya Saçılan Eşsiz Karışımlar!Prof. Dr. Evren Bolgün: Heterodoks Ekonomi Dünyamızdan Ortaya Saçılan Eşsiz Karışımlar!

İLGİLİ HABERProf. Evren Bolgün: Hazine $2.5 Milyarlık Dış Borçlanmasına $1.6 Milyar Faiz ÖdeyecekProf. Evren Bolgün: Hazine $2.5 Milyarlık Dış Borçlanmasına $1.6 Milyar Faiz Ödeyecek

BAKMADAN GEÇME

  • Dış Ticaret Haddinde Güçlü Artış: Kasımda 92,8’e Yükseldi

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım 2025 dönemine ait Dış Ticaret Endeksleri verilerini yayımladı. Buna göre, ihracat birim değer endeksi geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 11,7 artarken, ithalat birim değer endeksi yüzde 2,2 yükseldi. Aynı dönemde ihracat miktar endeksi yüzde 9,3 düşüş gösterirken, ithalat miktar endeksi yüzde 0,4 arttı.

  • TSPB Başkanı Karagöz: Faiz İndirimleriyle Sermaye Piyasalarına İlgi Artacak

    Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Yönetim Kurulu Başkanı Pamir Karagöz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirim sürecini sürdüreceğini, buna bağlı olarak yerli yatırımcıların sermaye piyasalarına olan ilgisinin yeniden güç kazanacağını ifade etti. Karagöz, “Kredi notunda olası iyileşmeler ile halka arzlarda yeniden ivme görülecek. Küresel risk iştahındaki toparlanma ile de yabancı yatırımcı girişleri hızlanacak” değerlendirmesinde bulundu.

  • Küresel Emtia Piyasalarında Bakır ve Kalay Arz Kaygılarıyla Tarihi Zirvede

    Küresel emtia piyasalarında bakır ve kalay fiyatları, arz tarafındaki sıkıntıların derinleşeceğine yönelik beklentilerle birlikte tarihi seviyelere ulaştı. Doların güçlü görünümünü sürdürmesine karşın, artan jeopolitik riskler ve ABD’nin gündemindeki olası ticaret tarifeleri metal fiyatlarındaki yükselişi destekleyen temel unsurlar arasında yer aldı.

  • CBS: İran’daki protestolarda 12 binden fazla kişi ölmüş olabilir 

    İran’da iki haftayı aşkın süredir devam eden rejim karşıtı protestolara yönelik güvenlik güçlerinin müdahalesinin, bugüne kadar açıklanan rakamların çok ötesinde bir can kaybına yol açmış olabileceği iddia ediliyor. CBS News’e konuşan kaynaklar, ölü sayısının en az 12 bin, hatta 20 bine kadar çıkmış olabileceğini öne sürüyor...

  • Çin’in Ticaret Fazlası  1,2 Trilyon Dolar, ABD ile Yeni Gerilim Endişesi

    Çin’in ihracat performansı 2025’te beklentileri aşarken, ülkenin yıllık ticaret fazlası 1,2 trilyon dolar ile tarihi rekor kırdı. Ancak ABD ile ticaret hacmindeki sert daralma ve Donald Trump’ın yeni tarife tehditleri, küresel ticaret dengeleri açısından yeni gerilim risklerini gündeme taşıyor. Uzmanlar, Çin’in büyüyen dış fazlasının dünya ticaret sistemi üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Trump'ın Iran yaptırımları  da yeni bir ticaret savaşı başlatabilir.

  • Aracı kurumlar Borsa için ne yorum yaptı?

    Hisse Senedi Piyasası Strateji Raporu: Küresel Fırtınada BIST'in Rekor Sınavı

  • SABAH Raporu: Kral kaybediyor: Altın ve gümüş rezerv para rolünü devralıyor

    Ekonomi yönetiminin yurtdışı yatırımcı toplantıları olumlu olarak yorumlanırken, hisse senedi cephesinde ise ana endeks yıla %10 yükselişle başladı. TCMB'nin altın dâhil net yabancı para pozisyonu, 12 Ocak valörlü işlemlerde 62,8 milyar dolar ile rekor düzeye ulaştığını görüyoruz. Daha basit bir anlatımla, yılın ilk yedi gününde rezervler altının ya da ons rallisinin büyük yardımı ile 10 milyar dolar yükselerek rekor kırdı.

  • Türkiye, ABD’nin  Gaz Yaptırımlarından Kaçınmak İçin Manevra Yapıyor

    Türkiye, Rusya’dan doğal gaz tedarikini sürdürürken ABD yaptırımlarına takılmamak için diplomatik ve ticari bir denge politikası izliyor. İran gazı için de istisna istenecek. Washington’dan alınan geçici muafiyetler sayesinde ödemeler devam ederken, Ankara bir yandan da ABD’den LNG alımlarını artırıyor ve Amerikan enerji altyapısına yatırım planlarıyla Rusya’ya bağımlılığı azaltmaya çalışıyor.

  • S&P 500 Rekor Seviyeden Geri Çekildi, Nikkei Uçuyor

    ABD piyasaları, yatırımcıların bir yandan beklentilerin üzerinde gelen dördüncü çeyrek bilançolarını, diğer yandan ise Başkan Donald Trump'ın son günlerde ardı ardına açıkladığı yeni ekonomik kararları (edicts) fiyatlamaya çalışmasıyla yönünü aşağı çevirdi. Asya borsaları genelde artıda açıldı, Nikkei coştu.

  • The Economist: Küresel Ekonominin En Büyük Sorunu: Kötümserlik

    Küresel ekonomi bugün sadece yüksek faizler, jeopolitik riskler ya da borç sorunlarıyla değil, giderek derinleşen bir kötümserlik dalgasıyla mücadele ediyor. Tüketiciler, şirketler ve seçmenler geleceğin daha zor olacağına inanıyor; bu inanç yatırım kararlarını erteliyor, büyüme dostu politikaları zayıflatıyor ve popülist siyaseti güçlendiriyor. The Economist’e göre, dünya ekonomisinin önündeki en büyük engel artık maddi değil, psikolojik.

  • Dijital Medya’ya TL158 milyar kaybettik

    Yabancı merkezli dijital platformlara Türkiye’den aktarılan reklam gelirleri 2024 itibarıyla 158 milyar TL’ye ulaştı. Uzmanlara göre bu tablo yalnızca ekonomik bir kaynak kaybı değil; yerli medyanın zayıflaması, veri egemenliğinin aşınması ve dijital bağımlılığın derinleşmesi anlamına geliyor. Avrupa, Kanada ve Avustralya örnekleri telif ve veri temelli düzenlemelerin mümkün olduğunu gösterirken, Türkiye’de de benzer bir yasal çerçeve için hazırlıklar hız kazanıyor.

  • İstanbul’un Suç Bilançosu: 3 Yılda 320 Milyar TL’lik Mala El Kondu, Uyuşturucu Kullanımı Patladı

    İstanbul Valisi Davut Gül, emniyet birimlerinin son üç yıla ait verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan rakamlar, organize suçlar ve kaçakçılıkla mücadelede operasyon sayılarının ve el konulan mal varlığının rekor seviyelere çıktığını ortaya koyarken, uyuşturucu kullanımında özellikle sentetik haplar ve kenevirde patlamaya işaret ediyor. Toplamda 320 milyar TL’yi aşan mal varlığına el konulurken, uyuşturucu operasyonlarında yüzde 44’lük artış dikkat çekti.

  • Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Trump’a merkez ayarı…’

    Hafta sonunda FED Başkanı Powell’ın açıklamasının ardından gerginleşen ilişkilerin boyutu büyüyor...

Benzer Haberler