Sosyal Medya

Borsa

FT/Yatırımcılar:  seçimi kim kazanırsa kazansın Türkiye ekonomisi ‘zor bir döneme’ girecek

Fon yöneticileri, bu ayki  çekişmeli seçimleri hangi parti kazanırsa kazansın, Türkiye ekonomisini yeniden inşa etme ve yabancı yatırımcılar nezdinde itibarını…

FT/Yatırımcılar:  seçimi kim kazanırsa kazansın Türkiye ekonomisi ‘zor bir döneme’ girecek

Fon yöneticileri, bu ayki  çekişmeli seçimleri hangi parti kazanırsa kazansın, Türkiye ekonomisini yeniden inşa etme ve yabancı yatırımcılar nezdinde itibarını yeniden kazanmanın “olağanüstü derecede zor” bir görev olacağı konusunda uyarıyor.

Altı muhalefet partisinden oluşan bir koalisyona liderlik eden Kemal Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Türkiye’nin uzun süredir lideri olan Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmesi halinde son on yılda kaçan yabancı sermayeyi geri çekmek için kapsamlı reformlar yapma sözü verdi.

Financial Times’a konuşan fon yöneticileri değişimin gerekli olduğunu söylese de, bazıları muhalefet kazansa bile yatırımcıların koalisyon ekonomide kalıcı bir değişimi başlatıncaya kadar kenarda oturacaklarını ifade ediyor.

Londra’daki GAM  Varlık Yönetim Grubu fon yöneticisi, gelişmekte olan piyasalar odaklı yatırım direktörü Paul McNamara, Türkiye’nin “yanlış yerde olan bir sürü değişkeni var ve bunları doğru yere yerleştirmek acaip şekilde zor olacak” dedi. “Para var mı? Kesinlikle evet. İnsanlar onu Türk piyasalarına  yatırmak için acele edecek mi? Öyle düşünmüyorum.”

Anketler, Kılıçdaroğlu ve Erdoğan’ın seçime sadece günler kala çok sıkı bir mücadeleye tutuştuğunu ve seçmenlerin  sandıkta ekonomik vaatleri oylayacağını söylüyor.

 

Erdoğan’ın faiz oranlarının yükseltilmesine uzun süredir itiraz etmesi de dahil olmak üzere alışılmadık ekonomi politikaları, Ekim ayında enflasyonun yüzde 85’in üzerine çıkmasına yardımcı olurken, lira son iki yılda neredeyse yüzde 60’la  dolar karşısında rekor bir düşüş yaşadı.

Türkiye’nin ekonomik gidişatına ilişkin endişeler ve lira üzerindeki baskıyı hafifletmek için giderek artan sayıda önlem, yatırımcıların kaçmasına neden oldu. Gelişen piyasalar fon yöneticisi East Capital’in kıdemli danışmanı Emre Akçakmak, “Bu, yabancılar tarafından neredeyse tamamen terk edilmiş bir piyasa” dedi.

 

Türkiye’nin  devlet iç borcunun (TL DİBS) yüzde 1’inden azı yabancılara ait, yaklaşık on beş yıl öncesi bu oran %25’ti. Maliye bakanlığından alınan verilere göre, bankacılık sistemi, 2013’te yüzde 50’nin altında olan yerel devlet borç stoku payının yaklaşık yüzde 80’e yükseltti.

Goldman Sachs’a göre benzer bir eğilim, uluslararası yatırımcıların son on yılda 7,3 milyar dolar çektiği Türkiye hisse senedi piyasasında da görülüyor.

İngiltere merkezli varlık yöneticisi Abrdn’de gelişen piyasa yerel para birimi tahvil-kredi birimi başkanı Kieran Curtis, “Yatırımcıların Türkiye’ye tahsisleri nadiren daha düşük olmuştur” dedi.

Akçakmak, özellikle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin “neredeyse tükenmek üzere” olması nedeniyle mevcut politikaların sürmesi  halinde “kırılma noktasına” yaklaştığını söyledi.

 

Ekonomistler, politika yapıcılar lirayı desteklemeye çalışırken merkez bankasının rezervleri yaktığını söylüyor. TCMB’den alınan verilere göre, yerel bankalardan “swap” olarak bilinen kısa vadeli borçlanma yoluyla alınan 30 milyar dolardan fazla fon hesaba katıldıktan sonra bile, Türkiye’nin döviz cephanesinin  boyutunu temsil eden net dış varlıklar eksi 10 milyar dolar.

Büyük bir Wall Street bankasında gelişmekte olan sermaye piyasası odaklı kıdemli bir bankacı, “[Erdoğan] görüşünü değiştirip daha geleneksel bir politika benimserse, bu çok iyi karşılanacak” dedi.

Curtis, “Piyasa için, politikayı kimin yaptığının pek bir önemi yok, doğru politika yapmaları önemli” diye ekledi.

 

Kılıçdaroğlu geçen ay Financial Times’a verdiği demeçte, önceliklerinden birinin Erdoğan’ın faiz politikasını etkin bir şekilde kontrol ettiği mevcut sistem yerine bağımsız bir merkez bankası kurmak da dahil olmak üzere geleneksel ekonomik politikalara dönmek olacağını söyledi.

Yatırımcılar, böylesine radikal bir politika değişkliğinin kısa vadede sancılı olacağından endişe ediyor. Curtis, pek çok yatırımcının Türkiye’nin gösterge faiz oranının bugün yüzde 8,5’ten yüzde 40’a yükseltilmesinin, ülkenin enflasyonu kontrol altına almak için inandırıcı bir çaba gösterdiğini ispatı için gerekli olduğunu söyledi.

Curtis, faiz oranlarında bu büyüklükte bir artışın TL tahvil piyasasında büyük bir satış dalgasına yol açacağını ve bunun kısa vadede “denizaşırı yatırımcıları kenarda tutacağını”  söyledi. “Sabırlı olunmalı” diye ekledi. McNamara, TL tahvillerin büyük bir kısmına sahip oldukları için parasal sıkılaştırma sürecinin yerel bankalara da zarar vereceğini söyledi.

Erdoğan yönetimi ayrıca, lirayı istikrara kavuşturmak için, 2021’de KKM türü özel tasarruf hesapları da dahil olmak üzere, faiz-dışı araçlara giderek daha fazla bel bağladı. Bu hesaplar, yerel halkın dolar satın almasını engellemede etkili oldu ve birçok analist ve yatırımcı, liranın son aylarda genel olarak istikrarlı olmasının başlıca nedeninin KKM olduğunu belirtiyor.

BDDK’ya  göre bu hesaplarda 102 milyar dolar bulunuyor ve ekonomistler, TL çökerse mevduat sahiplerine yükllü miktarda ek faiz ödeneceğinden, KKM’nin bütçe dengesi için büyük  risk oluşturabileceğini söylüyor. Benzer şekilde, bu hesapları kapatmak zor olabilir, çünkü hesap sahipleri toplu halde dolar ve euro satın almayı seçebilir. Bu durumda liranın bir tur daha  düşmesi söz konusu olabilir.

“Muhalefetin (ekonomiyi onarmak için) atacağı tüm adımlar yolda tümseklere çarpacak” diyen Akçakmak, yatırımcıların pozisyon almaya karar vermeden önce “ekonomi ve ekonomi yönetiminde dönüm noktaları beklediklerini” sözlerine ekledi.

Curtis, “Ne olursa olsun, Türkiye için zor bir dönem olacak” dedi.

Kaynak:  Investors warn Turkish economy in for ‘tough period’ regardless of who wins election

 

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler