Sosyal Medya

Seçim uğruna kaybettiklerimiz

27 Mart 2019

 

Dışarda yaz güneşi var, ama ısı eksi 7 derece, bir yürüyüş yaptım, kulak ve burnumu hissedemiyorum. Daha vatanımı özlemedim doğrusu. Günde 24 saat her kanalda, radyoda, yoldan geçen otoda, “Beka meselesi”, “Zillet İttifakı” bağırtılarını unutuyorum yavaş yavaş. Tek tesli ve tek tuşlu medya tarafından çitilenen beynim normal düşünmeye başladı.  Stress ataklarım geçti,  geceleri kabuslarla en fazla 1-2 kez uyanıyorum artık.

 

Yurtdışında yaşamanın bir faydası daha var, olaylara dışardan bakabiliyorsunuz.  Ve ilk gördüğüm de şu oluyor:  Bir seçim uğruna öyle şeyler kaybettik ki, kazananın yerine koyması yıllar alacak.

Pazartesi’den beri finansal piyasalarda yaşanan rezaleti seyrediyorum. AKP, dövizi düşürmeyi kafaya koydu. Eyvallah, seçmen zaten tedirgin, sandık da artık göz mesafesi, yapacaktır. Ama bunun bir harbi yolu var, o da faiz artırmak, ya da TCMB’nin döviz satması.  Bizde  öyle olmaz, koçum. Gider swap piyasasını kitlersin, Türkiye’den çıkmak isteyen yabancı esir kalır. Bankalara gözdağı verirsin, TL swap yapmazlar, dolar/TL swap faizleri %300’e fırlar. CDS fiyatları fırlar, bono-tahvilde işlem geçmez.

 

Sonuçta, halen Londra ve NYC’de şu veya bu sebepten TL cinsi varlıklardan çıkmak isteyen herkes küfrediyor ve tövbe ediyor.  Bir ay önce “bize aşık olan” yatırımcılara hayatlarının kazığını attık. Bunları unutmazlar. Bu ülkeye önce IMF girmeden tek kuruş sıcak para girmez artık. Daha da kötüsü var, eğer seçimden sorna ortam normalleşir de bankalara yapılan baskılar  durur, türev piyasaların işlev görmesini engelleyen mevzuat yürürlükten kalkarsa, yabancı öyle bir satacak ki, kapı-pencere kırılacak.  Özal’ın sermaye hesabını açmasından bu yana kurulan ve adına “piyasa şeffaflığı” denilen  40 yıllık güven duygusunu lağım çukuru olarak kullandık.

 

Ondan önce de devlet bankalarını kirli hesaplarmıza alet ettik, kuru frenlemek için gizli gizli döviz sattılar. TCMB hala niye F/X rezervlerinin iki haftada 5.3 milyar dolar düştüğünün hesabını veremedi. Veremez de, çünkü muhtemelen kamu bankalarına verdi, onlar da dövizi düşük tutmak için sattılar ve para uçup gitti. Siz bunlara FÖŞ’ün yalanları diyebilirsiniz, ama  Bloomberg, Financial Times ve Reuters hergün şakır şakır yazıyor kamu bankalarının gizli döviz müdahelesi yaptığını.  Bana beş banker söyledi Londra ve NYC’de. Ben şimdi nasıl güveneyim TCMB, kamu bankası bilançosuna?  Gençler hatırlamaz, kamu bankalarını Hazine ve iktidarın uzantısı gibi kullanmak bizi 2001 krizine götüren yolda en keskin virajdı, aştık, oyun koptu.

 

“Müjdeli haberler” bitmiyor. Artık perakende zincirleri de Tanzim Satış yapacakmış. Bunu duyan küçük perakendeciler haklı olarak ayaklanmış. Onlar da “bize de, bize de” diyor. Ne oluyor biliyor musunuz?  Süpermarketten tarlaya tüm gıda zincirine el koyuyor devlet.  Tarımın devlet güdümüyle yapıldığı her ülkede vatandaş aç kalmış, ithalat artmıştır.

 

Ondan önce de konkordatoları önlemek için kamu ve parti araya girdi, bankaların kulağı çekildi, firmalara “Konkordato ilan etme, git şu bankaya, senin kredini yeniden yapılandıracaklar” dendi. İnanmayan, beni mahkemeye versin, Financial Times’da çıkan makaleyi dayayayım Yüce Mahkeme’nin önüne.  Kamu bankaları ve baskıya dayanamayan bir çok yerli  banka zararına kredi veriyor artık. NYC’de bir fon yöneticisi ile konuşuyorum, şunları dedi:  “Bir aracı kurum buraya bir dizi banka yöneticisi getirdi, hepsi ezberletilmiş gibi aynı cümleleri tekrarladı”. “Berat Albayrak her hafta bankalarla toplantı yapıyormuş, niye biliyor musun?”   Nerden bileyim, hal-hatır soruyordur herhalde, kurtarılacak şirketlerin listesini vermek için değil, eminim.

 

Ondan önce de Sevgili Ticaret Bakanım Canım Ruhsar Pekcan Ablam bu zulme alet oldu, “fahiş fiyat” ve “gıda terörüyle” mücadelede savcı, polis ve hakim görevi üstlendi. Binlerce masum tüccar ve esnaf mağdur edildi. Hepsi zarar ediyor, hepi AKP’ye ver yansın ediyor. O da yetmedi, şimdi Rekabet Kurulu da oyuna dahil edildi. Hallerde kartel varmış onu soruşturuyor, gel de gülme.  Enflasyonla mücadeleyi enflasyondan hasta düşenlerin kafasına kurşun sıkma yoluyla yürüttük. Yine yazayım, seçimden sonra bu baskı kalksın, talebi gören herkes çift haneli zam yapacak.

 

Dostlarım, çoğunuz “ithal ikamesi” dönemini yaşamadınız. Don lastiğinde yurtdışına giden Deutsche Mark’lar, gizli gizli yapılan döviz alışverişleri, Doğubank’ta satılan kaçak müzik aletleri, Kilis’e saat almaya gidenler, gümrük kapılarında yabancı araba için “permi” kovalayanlar.  Ve evet,  margarin yağından gaz yağına kadar (o zaman gaz sobası yakardık) kuyruk ve kıtlık vardı.  Çünkü serbest piyasa değil, kumanda ekonomisindeydik.

İşin en acıklısı de ne biliyor musunuz?  Whatsapp’de bankacılık camiasından arkadaşlarla sohbet ediyoruz, vatandaş harıl harıl döviz alıyor. Bugün PI-AR, SONAR anket KONDA’da görüş açıkladı.  Bunca yıkım, bunca algı operasyonu, bunca mağdur…Sonuç değişmedi. AKP-MHP anketlerde iki ay önce neredeyse, şimdi de orada….

 

3 ayda 40 yıl geri gittiğimizi görmek beni dehşete düşürecekti ama şimdi güzel bir domuz  kaburga ve bir kasa bira ısmarladım, Trump’la Kongre’nin it dalaşını seyredeceğim.  Sonra da Saturday Night Live komedi şovunda Trump taklitlerini.

 

FÖŞ’ün websitesini ziyaret edin, oldukça ilginç analizler bulacaksınız

 

FÖŞ video:  Dövizde alevlenme  başladı

 

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları