Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Gelişmekte Olan Piyasalar

Warsh'ın yapay zekâ açıklamaları gelişmekte olan piyasalara moral verdi: Ancak borç riski büyüyor

Warsh'ın yapay zekâ açıklamaları gelişmekte olan piyasaları yükseltti. IMF ise artan tahvil faizleri ve küresel borç yükü konusunda uyardı.

18 Ekim 2026

Warsh'ın yapay zekâ açıklamaları gelişmekte olan piyasalara moral verdi: Ancak borç riski büyüyor

Fed Başkanı Kevin Warsh'ın yapay zekânın uzun vadeli büyüme ve verimliliğe katkı sağlayacağı yönündeki açıklamaları, gelişmekte olan ülke borsalarında yükselişi destekledi. MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi yaklaşık yüzde 1 değer kazanırken, teknoloji hisselerinde toparlanma görüldü. Ancak IMF, yükselen tahvil faizleri ve ağırlaşan borç servis yükünün gelişmekte olan ekonomiler için ciddi riskler oluşturduğu uyarısında bulundu.

Gelişmekte olan piyasalarda yapay zekâ iyimserliği

Gelişmekte olan ülke hisse senetleri, cuma günü ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh'ın yapay zekânın ekonomik büyüme üzerindeki etkilerine ilişkin olumlu değerlendirmelerinin ardından yükseldi.

MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi yaklaşık yüzde 1 artarak son dönemdeki kayıplarının bir bölümünü telafi etti.

Asya borsalarında da toparlanma yaşanırken, özellikle teknoloji ve yarı iletken şirketlerinin hisseleri yükselişe öncülük etti.

Son haftalarda küresel teknoloji hisseleri, yapay zekâ yatırımlarının giderek artan maliyeti, şirketlerin borçlanarak büyümesi ve bu yatırımların yeterli getiri sağlayıp sağlamayacağına ilişkin endişeler nedeniyle satış baskısı altında kalmıştı.

Warsh'ın açıklamaları, yatırımcıların sektörün uzun vadeli büyüme potansiyeline yeniden odaklanmasına yardımcı oldu.

Warsh: Yapay zekâ küresel ekonomiyi dönüştürecek

Bangkok'ta düzenlenen Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası yıllık toplantılarında konuşan Warsh, yapay zekâyı ABD ve dünya ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu en önemli yapısal değişimlerden biri olarak nitelendirdi.

Warsh, teknolojinin zaman içerisinde üretkenliği artırabileceğini, ekonomik büyümeyi destekleyebileceğini ve yeni servet yaratma olanakları sağlayabileceğini belirtti.

Ancak bu dönüşümün sorunsuz gerçekleşmeyeceğini de kabul etti.

Yapay zekâ alanındaki yatırımlar, özellikle yarı iletken üreticileri, veri merkezi ekipmanı sağlayıcıları ve teknoloji altyapısı şirketlerine önemli miktarda sermaye çekiyor.

Buna karşılık yatırımcılar, hızla büyüyen sermaye harcamalarının şirket kârlılığına ne ölçüde yansıyacağını sorgulamaya devam ediyor.

Yapay zekâ kısa vadede enflasyonu artırabilir

Warsh'ın açıklamalarındaki önemli noktalardan biri, yapay zekâ yatırımlarının kısa ve uzun vadeli ekonomik etkileri arasındaki farklılık oldu.

Fed Başkanı'na göre yapay zekâ yatırımları şimdiden toplam talebi destekliyor. Ancak teknolojinin verimlilik ve üretim kapasitesi üzerindeki olumlu etkilerinin ortaya çıkması daha uzun zaman alacak.

Bu nedenle yapay zekâya yönelik yüksek yatırım harcamaları, kısa vadede enflasyonist baskıları artırabilir.

Böyle bir gelişme, Fed'in para politikasını daha karmaşık hale getirebilir.

Warsh, gelecek faiz kararlarına ilişkin kesin bir yönlendirmede bulunmadı ve para politikası toplantılarının sonuçlarını önceden değerlendirmeyeceğini yineledi.

Buna rağmen piyasalar, açıklamaların ardından yakın vadede faiz artırımı olasılığını daha düşük fiyatlamaya başladı.

ABD para politikasında daha az agresif bir sıkılaşma ihtimali, özellikle küresel likiditeye ve finansman maliyetlerine duyarlı gelişmekte olan ülke varlıklarını destekledi.

IMF uyardı: Yükselen tahvil faizleri gelişmekte olan ülkeleri zorluyor

Hisse senedi piyasalarındaki toparlanmaya karşın, gelişmekte olan ekonomilerin orta vadeli görünümünde önemli riskler bulunuyor.

IMF Başkanı Kristalina Georgieva, Bangkok'taki IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarında yaptığı açıklamada, gelişmiş ülkelerde yükselen tahvil faizlerinin gelişmekte olan ekonomilerin borç servis maliyetlerini artırdığını söyledi.

Georgieva, özellikle yüksek borç yükü taşıyan ülkelerin daha pahalı finansman koşullarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.

IMF Başkanı, gelişmekte olan ülkelerin aynı anda birden fazla baskıyla mücadele ettiğini vurguladı.

Bunlar arasında yükselen enerji ve gıda fiyatları, azalan kalkınma yardımları ve uluslararası yatırımcıların riskli varlıklara yönelik iştahındaki zayıflama bulunuyor.

Georgieva'ya göre bu koşullar, kırılgan ekonomilerin büyüme potansiyelini sınırlarken kamu maliyesi üzerindeki baskıyı da artırıyor.

Küresel kamu borcu 2030'dan önce dünya GSYH'sini aşabilir

IMF'nin son Mali İzleme Raporu'nda (Fiscal Monitor), küresel kamu borcunun tarihsel olarak yüksek seviyelerde bulunduğuna dikkat çekildi.

Rapora göre dünya genelindeki kamu borcunun 2030'dan önce küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 100'ünü aşması bekleniyor.

Bu durum, özellikle yüksek faiz ortamında borçlarını çevirmek zorunda kalan gelişmekte olan ülkeler açısından önemli bir risk oluşturuyor.

IMF Mali İşler Departmanı Başkan Yardımcısı Era Dabla-Norris, G7 ülkelerinin devlet tahvili faizlerinin şubat sonundan bu yana yaklaşık 120 baz puan yükseldiğini belirtti.

Dabla-Norris, gelişmiş ülkelerdeki tahvil getirilerinin artmasının küresel finansal koşulları sıkılaştırdığını ve bunun gelişmekte olan piyasalara da yansıyabileceğini söyledi.

Ancak gelişmekte olan ülkelerin tamamının aynı ölçüde kırılgan olmadığını vurguladı.

Güçlü para ve maliye politikası çerçevelerine, geniş yerli yatırımcı tabanına ve daha dengeli borç yapılarına sahip ülkeler, dış finansman şoklarına karşı daha dayanıklı kalabiliyor.

Buna karşılık yüksek kamu borcu, büyük refinansman ihtiyacı ve sınırlı mali alanı bulunan ekonomiler daha ağır baskıyla karşılaşabilir.

IMF'den büyüme ve bölgesel entegrasyon çağrısı

Georgieva, yüksek borç servis yüküyle mücadele eden gelişmekte olan ekonomilerin büyüme hızlarını artırmaya, makroekonomik istikrarı korumaya ve bölgesel ekonomik entegrasyonu güçlendirmeye odaklanması gerektiğini söyledi.

IMF Başkanı, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği'ni (ASEAN) örnek göstererek, üye ülkeler arasındaki ticaretin artırılmasının önemli fırsatlar yaratabileceğini belirtti.

Georgieva, ASEAN ülkelerinin kendi aralarındaki ticaretten çok dünyanın geri kalanıyla ticaret yaptıklarına dikkat çekti.

Bölgesel entegrasyonun güçlendirilmesi, gelişmekte olan ekonomilerin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırabilecek yapısal önlemler arasında gösteriliyor.

HSBC'nin 2027 için öne çıkardığı gelişmekte olan piyasalar

Küresel yatırım kuruluşları, gelişmekte olan piyasalarda ülkeler arasındaki farklılaşmanın önem kazanacağını düşünüyor.

HSBC gibi kurumların değerlendirmelerinde doğal kaynaklara erişim, yerli finansman kapasitesi ve uluslararası sermaye piyasalarıyla bağlantılar önemli kriterler arasında yer alıyor.

Bu çerçevede 2027'ye yaklaşırken öne çıkarılan piyasalar arasında şu ülkeler bulunuyor:

  • Tayvan

  • Çin

  • Brezilya

  • Güney Afrika

  • Türkiye

  • Macaristan

  • Birleşik Arap Emirlikleri

  • Kolombiya

Bu ekonomilerin ortak özelliği, farklı ölçülerde de olsa yerli finansman kaynaklarına, stratejik sektörlere veya uluslararası ticaret bağlantılarına sahip olmaları.

Ancak ülkelerin makroekonomik kırılganlıkları, enflasyon görünümü ve siyasi riskleri önemli ölçüde farklılaşıyor.

Yerel para cinsi tahviller yatırımcıların radarında

Gelişmekte olan ülkelerin yerel para cinsinden tahvilleri de uluslararası yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor.

Bu ülkelerde reel tahvil getirilerinin tarihsel olarak yüksek seviyelerde bulunması, sabit getirili varlıkların cazibesini artırıyor.

Fed'in veri odaklı ve esnek bir para politikası izlemesi, gelişmekte olan ülke para birimlerinde ani değer kaybı riskini azaltabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Böyle bir ortam, gelişmekte olan ülke merkez bankalarına faiz indirimleri için daha fazla hareket alanı sağlayabilir.

Ancak ABD tahvil getirilerinin yeniden yükselmesi veya doların güçlenmesi, yerel para cinsi tahvillere yönelik sermaye akımlarını olumsuz etkileyebilir.

Dolayısıyla yüksek reel faizler tek başına yeterli değil. Kur istikrarı, enflasyon beklentileri ve kamu borcunun sürdürülebilirliği de yatırım kararlarında belirleyici olmaya devam ediyor.

Gelişmekte olan ülke hisselerinde değerleme avantajı sürüyor

Gelişmekte olan ülke hisse senetleri, gelişmiş piyasalara kıyasla görece düşük değerleme çarpanlarından işlem görmeye devam ediyor.

Piyasa beklentileri, gelişmekte olan ülke şirketlerinin 2026 yılında yaklaşık yüzde 14-17 arasında kâr büyümesi sağlayabileceğine işaret ediyor.

Bu oran, gelişmiş ülke şirketleri için öngörülen kâr artışının üzerinde bulunuyor.

Yapay zekâ yatırımlarının desteklediği teknoloji ve yarı iletken şirketleri, özellikle Asya piyasalarında önemli bir büyüme kaynağı oluşturuyor.

Bununla birlikte yüksek finansman maliyetleri, artan kamu borçları ve küresel ticaretteki belirsizlikler, şirket kârlılıkları üzerinde baskı yaratabilecek riskler arasında.

Türkiye açısından fırsatlar ve riskler

Gelişmekte olan piyasalara yönelik küresel risk iştahının toparlanması, Türkiye'nin hisse senedi ve tahvil piyasaları açısından da önem taşıyor.

Özellikle Fed'in yakın vadede faiz artırımı konusunda daha temkinli davranması, uluslararası sermaye akımları için daha elverişli bir ortam yaratabilir.

Türkiye'nin yüksek nominal ve reel faizleri, yerel para cinsinden tahvillere yönelik yabancı yatırımcı ilgisini destekleyebilecek unsurlar arasında.

Ancak Türkiye'nin bu olumlu küresel ortamdan ne ölçüde yararlanacağı, iç ekonomik gelişmelere de bağlı.

Enflasyonun düşüş hızı, Merkez Bankası'nın faiz politikası, bütçe dengesi ve finansal piyasalara duyulan güven, yabancı yatırımcıların kararlarında belirleyici olmaya devam edecek.

Özellikle yatırım fonları etrafında yaşanan güven sorunları, küresel risk iştahındaki iyileşmenin Borsa İstanbul'a ne ölçüde yansıyacağı konusunda belirsizlik yaratıyor.

Sonuç: Yapay zekâ iyimserliği borç sorununu ortadan kaldırmıyor

Fed Başkanı Kevin Warsh'ın yapay zekâya ilişkin olumlu açıklamaları, gelişmekte olan ülke piyasalarında kısa vadeli bir toparlanmayı destekledi.

Ancak IMF'nin uyarıları, küresel ekonominin karşı karşıya bulunduğu temel sorunlardan birinin yüksek kamu borcu ve artan finansman maliyetleri olduğunu gösteriyor.

Gelişmekte olan ülkeler için önümüzdeki dönemde iki farklı eğilim belirleyici olacak: Yapay zekâ yatırımlarının ve verimlilik artışının desteklediği büyüme fırsatları ile yüksek tahvil faizlerinin yarattığı finansman baskısı.

Küresel risk iştahındaki iyileşme gelişmekte olan piyasalara destek sağlayabilir. Ancak yüksek borç yükü ve zayıf makroekonomik dengeler, ülkeler arasında performans farklılıklarının sürmesine neden olabilir.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

 Bize e-mail atın:  istanbulanalytics@gmail com

 Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş