Wall Street risk dinlemiyor: Taze para hisse, çip, Bitcoin ve çöp tahvillere akıyor
WS İran savaşı ve yüksek tahvil faizlerine rağmen rekor kırıyor. Para çip, Bitcoin ve yüksek getirili tahvillere akarken risk iştahı zirveye yaklaşıyor.
8 Ağustos 2026

Wall Street’in endişe listesi giderek uzuyor: Fed Başkanı Kevin Warsh’ın iletişim politikası, yaklaşık 20 yılın zirvelerine yaklaşan uzun vadeli tahvil faizleri, YZ şirketlerinin artan borçlanması ve beşinci ayına giren İran savaşı. Ancak yatırımcıların cevabı şimdilik şaşırtıcı derecede net: Daha fazla risk almak. Yüksek getirili tahvil fonlarına iki yılın en güçlü para girişi yaşanırken, Bitcoin ETF’leri yeniden sermaye çekiyor ve yatırımcılar teknoloji hisselerindeki sert satışları alım fırsatı olarak kullanıyor. S&P 500 ise yeni rekorlara ulaştı.
Finans dünyasında kötümser olmak için gerekçe bulmak zor değil.
Ağustos ayında yatırımcıların önünde giderek büyüyen bir risk listesi bulunuyor.
Fed Başkanı Kevin Warsh’ın gelecekteki faiz politikasına ilişkin açık yönlendirme vermekten kaçınması tahvil piyasasında belirsizlik yaratıyor.
YZ yatırımlarını finanse etmek isteyen teknoloji şirketleri tahvil piyasasına giderek daha fazla başvuruyor.
ABD-İran savaşı beşinci ayına girerken, bugüne kadar barış yönünde atılan hemen her adımı yeni bir gerilim dalgası izledi.
Buna rağmen finansal piyasalar bütün bu riskleri büyük ölçüde görmezden geliyor.
Çünkü piyasaya sürekli yeni para giriyor.
Bireysel yatırımcılardan büyük kurumsal fonlara kadar geniş bir yatırımcı kitlesi hisse senetleri, yüksek getirili tahviller, Bitcoin ve özellikle yarıiletken hisselerinde risk almaya devam ediyor.
Çöp tahvillere iki yılın en büyük para girişi Son fon akımı verileri yatırımcıların risk iştahının ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyuyor.
Yüksek getirili tahvil fonlarına yalnızca bir haftada yaklaşık 4 milyar dolar giriş gerçekleşti.
Bu, son iki yılın en güçlü haftalık para girişi.
Yüksek getirili veya piyasalarda yaygın kullanılan ifadeyle “çöp” tahviller, kredi notu düşük şirketler tarafından ihraç edildiği için güvenli devlet tahvillerinden çok daha yüksek risk taşıyor.
Dolayısıyla bu fonlara güçlü para girişi yatırımcıların ekonomik görünüm ve şirketlerin borç ödeme kapasitesi konusunda ciddi bir endişe taşımadığına işaret ediyor.
Benzer eğilim kripto varlıklarda da görülüyor.
Bitcoin aylardır nispeten dar bir bantta hareket etmesine rağmen Bitcoin ETF’lerine perşembe günü sona eren beş işlem gününde yaklaşık 500 milyon dolar yeni para girdi.
Çip hisselerinde düşüş alım fırsatına dönüştü En dikkat çekici para hareketi ise yarıiletken hisselerinde yaşandı.
Temmuz ayında teknoloji hisselerini sarsan sert satışlara rağmen yatırımcılar geçen hafta kaldıraçlı ve kaldıraçsız yarıiletken ETF’lerine 11 milyar doların üzerinde para yatırdı.
Başka bir ifadeyle yatırımcılar teknoloji satışından kaçmak yerine düşüşü alım fırsatı olarak kullandı.
Natixis Investment Managers Solutions portföy stratejisti Garrett Melson’a göre piyasalardaki endişeler abartılıyor ve riskli varlıkları destekleyen temel ekonomik zemin güçlü kalmaya devam ediyor.
Melson, ABD hisse senetlerinde ağırlığını yüksek tutuyor ve özellikle büyük teknoloji şirketlerini tercih ediyor.
Tahvillerde ise düşük ağırlığını korurken sınırlı biçimde uzun vadeye ve seçici şirket kredilerine yatırım yapıyor.
Melson’a göre temel gerekçe oldukça basit: “Günün sonunda büyüme gayet iyi durumda.”
Yatırımcı pozisyonlarının zaman zaman aşırı seviyelere çıktığını kabul eden Melson, bu fazlalığın sektörler arasındaki rotasyonlarla temizlendiğini ve böylece ana endekslerin desteklenmeye devam ettiğini düşünüyor.
S&P 500 yeniden rekorda Para girişleri geçen hafta riskli varlıklarda güçlü bir ralliye dönüştü.
S&P 500 yeni bir tarihi zirveye çıkarken Nasdaq 100 son iki ayın en güçlü yükselişini gerçekleştirdi.
Üstelik bu hareket, uzun vadeli ABD tahvil getirilerinin küresel finansal kriz döneminden bu yana görülen en yüksek seviyelere yaklaşmasına rağmen gerçekleşti.
Bitcoin son altı işlem gününün beşinde yükseldi.
Spekülatif kredi piyasasındaki risk primleri ise yeniden yılın en düşük seviyelerine yaklaştı.
Yani risk iştahı yalnızca teknoloji hisselerinde değil.
Hisse senetlerinden şirket tahvillerine ve kripto paralara kadar geniş bir varlık grubuna yayılıyor.
BofA göstergesi 2021’den beri en yüksek seviyede Ancak bu güçlü risk iştahı aynı zamanda yeni bir uyarı sinyali üretiyor.
Bank of America’nın yatırımcı duyarlılığını ölçen Bull & Bear göstergesi 2021’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı.
Michael Hartnett liderliğindeki BofA stratejistleri, yükselişin teknoloji hisselerinin dışına yayılmasını, yüksek getirili tahvillere güçlü para girişlerini ve kredi risk primlerinin daralmasını yatırımcı iyimserliğinin başlıca göstergeleri olarak değerlendiriyor.
Bu tablo piyasadaki rallinin giderek daha geniş tabanlı hale geldiğini gösteriyor.
Ancak aynı zamanda yatırımcı pozisyonlarının aşırı iyimser seviyelere yaklaşmış olabileceği anlamına da geliyor.
YZ fonundaki kriz bile yatırımcıyı korkutmadı Yatırımcıların kötü haberlere karşı ne kadar duyarsız hale geldiğinin en çarpıcı örneklerinden biri Leopold Aschenbrenner’ın YZ odaklı hedge fonu Situational Awareness çevresinde yaşanan çalkantı oldu.
Fonun yaşadığı sorunlar bir noktada Philadelphia Yarıiletken Endeksi’nin haziran zirvesinden %29 düşmesine katkıda bulundu.
Normal şartlarda böylesine sert bir hareket yatırımcıların sektörden kaçmasına yol açabilirdi.
Tam tersi oldu.
Yatırımcılar satış dalgasını dev bir alım fırsatı olarak değerlendirdi.
Direxion Daily Semiconductor Bull 3X ETF’ye yalnızca iki işlem gününde 2 milyar doların üzerinde para girdi.
Üç kat kaldıraçla yarıiletken hisselerindeki yükselişe oynayan fon, daha sonra yedi işlem gününde %50’den fazla yükseldi.
En büyük iki kaldıraçsız yarıiletken fonuna da iki günde toplam 7 milyar doların üzerinde para girdi.
Ardından her iki fon yaklaşık %16 yükseldi.
“Momentum alımlarında tsunami” JonesTrading baş piyasa stratejisti Michael O’Rourke’a göre Situational Awareness kaynaklı satış, YZ işlemlerinde orta vadeli bir dip oluşturdu.
Sonrasında ise piyasaya adeta “momentum alımlarından oluşan bir tsunami” geldi.
Ancak O’Rourke bir uyarıda bulunuyor.
Yatırımcıların giderek daha fazla ultra büyük şirketlere yönelmesi, endekslerin performansında Magnificent Seven hisselerinin hâlâ olağanüstü büyük ağırlığa sahip olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla rallinin genişlediğine ilişkin işaretlere rağmen Wall Street’in en büyük şirketlerine bağımlılığı tamamen ortadan kalkmış değil.
Moonshot şoku hızla unutuldu Sadece birkaç hafta önce tablo çok farklı görünüyordu.
Çinli YZ girişimi Moonshot’ın teknolojik atılımı ve IBM’in beklentileri karşılamayan bilançosu, teknoloji hisselerinde son bir yılın en sert satışlarından birini tetiklemişti.
Ancak piyasa bu şoku da hızla atlattı.
Çip hisselerindeki oynaklığı ölçen Cboe Semiconductor ETF Volatility Index geçen hafta yaklaşık 9 puan gerileyerek yılın en büyük haftalık düşüşünü kaydetti.
Piyasanın mesajı şimdilik şu: Teknoloji sektöründeki şoklar kalıcı bir ayı piyasasının başlangıcı olarak değil, yeni pozisyon açmak için fırsat olarak değerlendiriliyor.
YZ yatırım patlamasının yeni darboğazı: Elektrik Wealth Enhancement kıdemli yatırım stratejisti Ayako Yoshioka’ya göre yarıiletkenler YZ altyapı yatırım döngüsünün merkezinde kalmaya devam edecek.
Ancak yatırım dalgası ilerledikçe darboğazın yeri değişebilir.
Bir sonraki büyük sorun elektrik arzı olabilir.
Veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı, elektrik üretimi ve şebeke altyapısı üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturuyor.
Üstelik YZ şirketlerinin devasa altyapı yatırımlarını finanse etmek için tahvil piyasasına daha fazla başvurması, yüksek faizlerin sektör açısından önemini artırıyor.
Bu nedenle YZ yatırım hikâyesinin önündeki iki temel risk giderek belirginleşiyor: Elektrik arzının yetersizliği ve sermayenin maliyeti.
30 yıllık tahvil faizi alarm veriyor Riskli varlıklardaki yükselişi daha şaşırtıcı hale getiren faktör ise ABD tahvil piyasası.
30 yıllık Hazine tahvili getirileri son beş seansın dördünde gerilemesine rağmen yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyelerine yakın seyrediyor.
Normal şartlarda uzun vadeli faizlerde böylesine güçlü bir yükseliş, özellikle yüksek değerlemelerle işlem gören teknoloji şirketleri üzerinde ciddi baskı yaratabilir.
Çünkü gelecekte elde edilmesi beklenen kârların bugünkü değeri faiz yükseldikçe düşüyor.
Aynı zamanda şirketlerin YZ altyapısını tahvil ihraç ederek finanse etmeleri giderek daha pahalı hale geliyor.
Ancak hisse piyasası şimdilik bu riski de görmezden geliyor.
Zayıf istihdam Wall Street’e yaradı Cuma günü açıklanan ABD istihdam verileri ise piyasaya yeni bir destek sağladı.
ABD’de işverenler temmuz ayında beklenmedik biçimde istihdam azaltırken önceki iki aya ilişkin veriler de aşağı yönlü revize edildi.
Normal şartlarda zayıf istihdam ekonomiye ilişkin kötü haber.
Wall Street ise veriyi olumlu karşıladı.
Çünkü işgücü piyasasındaki soğuma, Fed’in yakın zamanda yeniden faiz artırmak zorunda kalma ihtimalini azaltıyor.
Verinin ardından hisse senetleri yükselirken tahvil faizleri geriledi.
Böylece piyasa yeniden klasik “kötü haber iyi haberdir” mekanizmasına döndü.
Warsh belirsizliği tahvilleri zorluyor Temmuz sonunda uzun vadeli tahvil faizlerinde görülen yükselişin nedenlerinden biri Fed Başkanı Kevin Warsh’ın iletişim tarzına ilişkin kaygılar.
Bazı analistler Warsh’ın gelecekteki faiz politikasına ilişkin açık yönlendirme vermekten kaçınmasının piyasadaki belirsizliği artırdığını düşünüyor.
Daha kötümser yorumlara göre tahvil piyasası, Fed’in enflasyonu kontrol altına almak için gereken kararlılığı göstermeyeceğinden endişe ediyor.
Ancak alternatif bir açıklama da var: Tahvil piyasası ABD ekonomisinin güçlü büyümeye devam edeceğine inanıyor olabilir.
Bu durumda yüksek uzun vadeli faizler bir kriz sinyalinden ziyade güçlü nominal büyümenin fiyatlanması anlamına gelebilir.
Goldman Sachs: Ekonomi güçlü Goldman Sachs Asset Management’dan Lindsay Rosner da ikinci görüşe daha yakın.
Rosner’a göre petrol fiyatlarının istikrar kazanması ve yeni ekonomik verilerin gelmesiyle ABD ekonomisinin gerçek durumu ve özellikle sermaye yatırımlarının getirisi daha net görülebilecek.
Ancak mevcut tabloya ilişkin değerlendirmesi olumlu: Ekonomi güçlü ve piyasa YZ yatırımlarının yarattığı yeni arzı sindirmeye başlıyor.
Bu değerlendirme Wall Street rallisinin arkasındaki temel düşünceyi özetliyor.
Yatırımcılar risklerin varlığını reddetmiyor.
Fakat ekonomik büyümenin ve şirket kârlarının bu riskleri telafi edecek kadar güçlü olduğunu düşünüyor.
“Daha iyi alternatif yok” Manulife Investment Management kıdemli portföy yöneticisi Nathan Thooft’a göre yatırımcı psikolojisini güçlendiren bir başka faktör daha var: Son yıllardaki hemen hemen her ciddi piyasa düzeltmesi kısa sürdü.
Risklerden korkarak piyasadan çıkan yatırımcılar ise çoğu zaman en güçlü toparlanma rallilerini kaçırdı.
Bu deneyim piyasalarda güçlü bir “düşüşü satın al” refleksi yarattı.
Thooft’un ifadesiyle: “Hâlâ ikna edici bir alternatif yok.”
Nakit güvenli görünebilir, ancak uzun vadede enflasyon ve şirket kârlarının büyümesi karşısında geride kalıyor.
Tahviller ise yüksek faizlere rağmen uzun vadeli vade primi açısından hâlâ yeterince cazip olmayabilir.
Son on yılda sürekli daha iyi bir giriş noktası bekleyen yatırımcıların büyük bölümü ise yükselen piyasaların gerisinde kaldı.
Wall Street’in yeni mottosu: Risk var, ama para daha fazla Bugünkü piyasanın en çarpıcı özelliği risklerin ortadan kalkmış olması değil.
Tam tersine risk listesi oldukça uzun.
İran savaşı devam ediyor.
Uzun vadeli ABD tahvil faizleri yaklaşık yirmi yılın zirvelerine yakın.
YZ şirketleri dev yatırım programlarını giderek daha fazla borçla finanse ediyor.
Fed’in gelecekteki faiz politikası belirsiz.
Teknoloji hisselerinin değerlemeleri yüksek.
Bank of America’nın yatırımcı iyimserliği göstergesi 2021’den bu yana en yüksek seviyede.
Ancak bütün bunların karşısında çok güçlü bir faktör bulunuyor: Likidite ve yatırımcıların risk alma isteği.
Yüksek getirili tahvillere, Bitcoin’e, yarıiletkenlere ve genel hisse piyasasına milyarlarca dolar yeni para akıyor.
Her düzeltmenin hızla satın alınması ise yatırımcıların risk algısını daha da azaltıyor.
Bu mekanizma kendi kendini besleyen bir döngü yaratıyor: Düşüş geliyor → yatırımcı satın alıyor → piyasa hızla toparlanıyor → bir sonraki düşüşte daha fazla yatırımcı alım yapıyor.
Şimdilik bu döngü Wall Street boğalarının lehine çalışıyor.
Ancak BofA’nın aşırı iyimserlik göstergesi ve yüksek uzun vadeli faizler bir uyarıyı da beraberinde getiriyor: Piyasanın en büyük riski artık yatırımcıların riskleri tamamen görmezden gelmeye başlaması olabilir.
Bloomberg
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



