Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Borsa İstanbul

GCM Yatırım: Borsa İstanbul’da 3. çeyrek bilançolarında şirket bazlı ayrışma öne çıkacak

GCM Yatırım, 3Ç26 bilançolarında geniş çaplı kâr toparlanması yerine şirket bazlı ayrışma bekliyor. BIST 100’de 245 dolar kritik destek.

2 Ekim 2026

GCM Yatırım: Borsa İstanbul’da 3. çeyrek bilançolarında şirket bazlı ayrışma öne çıkacak

GCM Yatırım, Borsa İstanbul’da 2026 üçüncü çeyrek bilanço sezonunda geniş tabanlı bir kârlılık toparlanmasından ziyade sektör ve şirket bazında güçlü ayrışmalar bekliyor. Yüksek finansman ve enerji maliyetleri bilançolar üzerinde baskı yaratırken, güçlü nakit akışı üreten, borçluluğunu kontrol altında tutan ve fiyatlama gücünü koruyan şirketlerin öne çıkabileceği belirtiliyor. BIST 100’de ise dolar bazında 245 seviyesi kritik destek olarak izleniyor.

Borsa İstanbul’da 2026 yılının üçüncü çeyrek bilanço sezonu yaklaşırken GCM Yatırım, yatırımcıların yalnızca şirketlerin satış ve net kâr büyümelerine değil, operasyonel marjlarına, nakit akışlarına ve borçluluklarına da odaklanması gerektiğini belirtti.

Kurumun değerlendirmesine göre dezenflasyon süreci devam etse de yüksek finansman maliyetleri, iç talebin seyri ve enerji fiyatlarındaki oynaklık şirketlerin üçüncü çeyrek performanslarını şekillendiren temel faktörler olacak.

Bu nedenle geniş tabanlı bir kârlılık toparlanması yerine, maliyet baskılarına karşı daha dayanıklı şirketlerin pozitif yönde ayrıştığı bir bilanço sezonu bekleniyor.

Yüksek borçlu şirketler için finansman baskısı sürecek

GCM Yatırım’a göre üçüncü çeyrekte yüksek finansman maliyetleri özellikle borçluluğu yüksek ve işletme sermayesi ihtiyacı fazla olan şirketlerin net kârlılıkları üzerinde baskı yaratmaya devam edecek.

Buna karşılık güçlü nakit pozisyonuna sahip, fiyatlama gücünü koruyabilen ve borçluluğunu etkin biçimde yöneten şirketlerin daha dayanıklı sonuçlar açıklaması mümkün.

Finansman giderlerinin yanı sıra faiz gelirleri ve enflasyon muhasebesine tabi şirketlerde parasal kazanç veya kayıp kalemleri de net kâr rakamları üzerinde belirleyici olacak.

Bu nedenle yatırımcıların operasyonel performanstaki değişimin net kâra ne ölçüde yansıdığını ayrıca değerlendirmesi gerekecek.

Bankalarda güçlü toparlanmadan çok ayrışma bekleniyor

Bankacılık sektöründe ana gündem maddesi fonlama maliyetleri ile kredi getirileri arasındaki denge olacak.

TCMB’nin ağustos ayında bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlamasının ardından oluşan fonlama koşulları, mevduat maliyetleri ve kredi fiyatlamaları bankalar arasında farklı sonuçlar yaratabilir.

TÜFE’ye endeksli menkul kıymet gelirleri, komisyon gelirleri, aktif kalitesi ve kredi karşılıkları da sektörün kârlılık görünümünü belirleyecek.

GCM Yatırım, üçüncü çeyrek boyunca yüksek kalan fonlama maliyetleri nedeniyle bankacılık sektörünün genelinde güçlü bir kârlılık toparlanmasından ziyade net faiz marjı, karşılık giderleri ve özkaynak kârlılığı açısından banka bazlı ayrışma bekliyor.

Sanayide cirodan çok marjlar izlenecek

Sanayi şirketlerinde iç ve dış talebin yanı sıra üretim maliyetleri ve döviz kuru hareketlerinin faaliyet marjları üzerindeki etkileri öne çıkacak.

İmalat sanayinde kapasite kullanımı, satış hacimleri ve girdi maliyetleri operasyonel performansı belirlerken, ağırlıklı olarak iç pazara çalışan şirketlerde zayıf talep ve yüksek finansman maliyetleri kârlılığı sınırlayabilir.

İhracat ağırlığı yüksek şirketlerde ise dış talep, döviz gelirleri ve üretim maliyetleri arasındaki denge önem taşıyor.

Ana metal ve madencilik şirketlerinde emtia fiyatlarının satış gelirlerine katkısının yanı sıra hammadde ve enerji maliyetleri de bilançolarda belirleyici olacak.

GCM Yatırım bu nedenle sanayi şirketlerinde ciro büyümesinden çok faaliyet marjlarının korunmasına ve nakit akışına odaklanılması gerektiğini düşünüyor.

Petrolün etkisi enerji şirketlerinde farklılaşacak

Enerji ve petrokimya şirketlerinde yüksek petrol fiyatlarının etkisinin faaliyet alanına göre değişmesi bekleniyor.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş üretici şirketlerin gelirlerini destekleyebilir.

Rafineriler açısından ürün marjları ve stok etkileri öne çıkarken, petrokimya şirketlerinde hammadde maliyetleri ile nihai ürün fiyatları arasındaki fark kritik olacak.

Küresel rafineri ürün marjlarının son dönemde güçlü seyretmesi rafineri faaliyetlerini desteklerken, yüksek ham petrol maliyetleri işletme sermayesi ihtiyacını artırabilir.

Dolayısıyla yüksek petrol fiyatlarının enerji sektöründeki bütün şirketlere aynı ölçüde olumlu yansıması beklenmiyor.

Havacılığa turizm desteği, yakıt maliyeti baskısı

Ulaştırma sektöründe havacılık şirketleri üçüncü çeyreğin mevsimsel avantajından yararlanıyor.

Yaz aylarında turizm hareketliliğinin artması yolcu trafiği ve doluluk oranlarını destekledi.

Buna karşılık yüksek yakıt fiyatları ve jeopolitik gelişmeler kârlılık açısından önemli riskler oluşturuyor.

Bu nedenle yolcu sayısının yanı sıra birim yolcu gelirleri, doluluk oranları ve yakıt maliyetleri birlikte değerlendirilmeli.

Şirketlerin artan maliyetleri bilet fiyatlarına ne ölçüde yansıtabildiği de havacılık şirketleri arasındaki performans farkını belirleyecek.

Otomotivde üretim ve satışlar düşüyor

Otomotiv sektörünün öncü göstergeleri üçüncü çeyrek bilançoları açısından iç ve dış talebin zayıflığına işaret ediyor.

Otomotiv Sanayii Derneği verilerine göre ocak-ağustos döneminde toplam üretim yıllık bazda yüzde 7, adet bazında ihracat yüzde 12 geriledi.

Toplam otomotiv pazarı da yüzde 12 daraldı.

Buna karşılık ihracat gelirlerinin dolar bazında yüzde 2 artması, satış hacimleri ile gelir performansı arasında önemli bir ayrışma olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle bilanço değerlendirmelerinde yalnızca satış adetleri değil, ürün kompozisyonu, ihracat gelirleri, fiyatlama gücü ve faaliyet marjları da dikkate alınmalı.

Dayanıklı tüketimde ihracat alarmı

Dayanıklı tüketim sektöründe dış pazarlardaki zayıflık daha belirgin.

TÜRKBESD verilerine göre ocak-temmuz döneminde yurtiçi satışlar yıllık yüzde 6 azalırken, ihracattaki gerileme yüzde 19’a ulaştı.

Temmuz ayında iç satışlarda yıllık artış görülmesine rağmen ihracat pazarlarındaki zayıflık devam etti.

Özellikle Avrupa’daki talep koşulları, üretim maliyetleri ve döviz kuru hareketlerinin faaliyet marjlarına etkisi üçüncü çeyrek bilançolarında yakından takip edilecek.

İç pazarda olası toparlanmanın sektörün toplam kârlılığına ne kadar katkı sağlayacağı ise ihracat performansı ve maliyet yönetimine bağlı olacak.

Gayrimenkulde yüksek faiz baskısı

İnşaat ve gayrimenkul sektörlerinde yüksek finansman maliyetleri temel sorun olmaya devam ediyor.

Ağustos ayında Türkiye genelinde konut satışları yıllık yüzde 14,7 gerilerken, ipotekli satışlar yüzde 7,2 arttı.

GCM Yatırım’a göre yeni proje satışları, teslimatlar, nakit tahsilatları, finansman giderleri ve işletme sermayesi ihtiyacı şirket bilançolarında yakından takip edilmeli.

Gayrimenkul geliştiricileri ile düzenli kira geliri elde eden şirketlerin farklı iş modellerine sahip olması nedeniyle bu sektörde de genel bir eğilimden ziyade şirket bazlı ayrışma bekleniyor.

Güçlü kâr artışı tek başına yeterli olmayacak

Üçüncü çeyrek bilançolarını değerlendirirken geçen yılın aynı döneminden kaynaklanan baz etkisinin de dikkate alınması gerekiyor.

Yıllık bazda yüksek kâr büyümesi açıklayan şirketlerde artışın ne kadarının gerçek operasyonel iyileşmeden, ne kadarının düşük baz veya finansal kalemlerden kaynaklandığı ayrıştırılmalı.

GCM Yatırım bu nedenle yatırımcıların satış gelirleri ve net kârın yanında FAVÖK marjı, faaliyetlerden yaratılan nakit akışı, işletme sermayesi ihtiyacı ve net borçluluk göstergelerini de değerlendirmesini öneriyor.

Genel beklenti, 3Ç26 döneminde geniş tabanlı bir kârlılık toparlanması görülmesinden ziyade finansman ve girdi maliyetlerine karşı dayanıklı şirketlerin öne çıkması yönünde.

BIST 100’de kritik seviye 245 dolar

GCM Yatırım teknik görünüm açısından BIST 100’de dolar bazında kritik seviyelere de dikkat çekti.

2025 ortalarından bu yana devam eden yükselen trendini aşağı yönlü kıran endeks, son dönemde geri çekilme eğilimini sürdürüyor.

Teknik açıdan 245 dolar seviyesi kritik destek olarak izleniyor.

Bu seviyenin altında kalıcı fiyatlamalar oluşması halinde satışların derinleşerek endeksi 228 dolar seviyesine doğru taşıma riski bulunuyor.

Buna karşılık 245 dolar üzerinde tutunma sağlanması tepki alımlarını güçlendirebilir.

Yukarı yönlü hareketlerde ilk önemli direnç 266 dolar seviyesinde.

Bu direncin aşılması halinde 144 ve 52 haftalık hareketli ortalamaların bulunduğu 276-288 dolar bölgesi yeniden gündeme gelebilir.

Bu ortalamaların aşılması, orta ve uzun vadeli trend dönüşümünün teyidi açısından önem taşıyor.

TCMB ve fon piyasası Borsa’nın yönünü belirleyecek

GCM Yatırım’a göre önümüzdeki dönemde BIST 100’de olası toparlanmanın zamanlaması ve gücü açısından iki başlık özellikle kritik olacak:

TCMB’nin para politikası patikası ve fon piyasasında devam eden likidite koşulları.

Üçüncü çeyrek bilanço sezonu ise yüksek faiz ve maliyet ortamında hangi şirketlerin operasyonel dayanıklılığını koruyabildiğini ortaya çıkaracak.

Bu nedenle bilanço sezonunda yalnızca yüksek kâr artışı açıklayan şirketlerin değil, marjlarını koruyan, güçlü nakit yaratan ve borçluluğunu etkin yöneten şirketlerin pozitif ayrışması bekleniyor.

Ekim Strateji Raporu'dan alıntıdır

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş