Trump’ın Savaş Kumarı: Cumhuriyetçiler Kongre’yi Kaybetmenin Eşiğinde
ABD Başkanı Trump’ın İran savaşı ve gümrük vergileri odaklı dış politikası, yükselen yaşam maliyetleri yüzünden halkın tepkisini çekerek Cumhuriyetçilerin 2026 ara seçimlerindeki Kongre hakimiyetini ciddi şekilde riske atıyor. Oy kaygısıyla yakıt fiyatlarını düşürmek için Rusya'ya yaptırımları gevşetmek zorunda kalan Beyaz Saray, seçim öncesinde artan ekonomik hoşnutsuzluğu dizginlemeye çalışıyor.
24 Ekim 2026

ABD Başkanı Donald Trump'ın dış politikası, 3 Kasım'daki Kongre ara seçimleri yaklaşırken, artan yaşam maliyetleri ve seçmenlerin İran savaşı ile gümrük vergilerini emtia ve yakıt fiyatlarıyla giderek daha fazla ilişkilendirmesinin gölgesinde, Cumhuriyetçi Partisi için ekonomik ve siyasi bir yüke dönüşüyor.
Reuters'ın analizine göre, dış politikanın hanehalkının ekonomik durumuna olan yansımaları nedeniyle, bu mesele artık seçmenlerin hesaplarında ikincil bir konu olmaktan çıktı. Bu durum, Trump'ı ve Cumhuriyetçileri, Kongre'deki hakimiyetlerini tehdit edebilecek bir seçim sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.
Reuters ve Ipsos işbirliğiyle Ekim ayında yapılan bir anket, Amerikalıların yaklaşık %78'inin gelir artışını aşan fiyat artışlarından Trump'ın politikalarını sorumlu tuttuğunu gösterdi. Analiz, Trump'ın uluslararası krizleri ele alış biçiminin siyasi etkisinin, Irak savaşının büyük bir reddedilişle karşılaştığı George W. Bush döneminde Cumhuriyetçilerin Kongre'nin her iki kanadını da kaybettiği 2006 seçimlerinden bu yana en büyük etki olabileceğine işaret ediyor.
Washington'daki Stimson Araştırma Merkezi'nde kıdemli araştırmacı olan Christopher Preble, "İşin özü şu ki insanlar Trump'ın savaşının ve diğer politikalarının etkisinden muzdarip. Şimdi seçmenler, onun tüm bunlarla başa çıkma biçiminden duydukları memnuniyetsizliği ifade etme şansına sahipler" dedi.
Dış Politikayı Yeniden Şekillendiren Seçim Hesapları
Trump'ın onay oranlarının düşmesiyle birlikte analiz, Beyaz Saray'ın dış kararlar ile yaşam maliyetleri arasındaki bağlantının daha fazla farkına vardığını ve bunun seçimler öncesindeki bir dizi ABD hamlesine yansıdığını öne sürüyor. Bu adımların en belirgin olanlarından biri, yakıt fiyatlarını düşürmek amacıyla Rus dizel ihracatı üzerindeki yaptırımların kaldırılmasıdır. Aralarında Cumhuriyetçilerin de bulunduğu eleştirmenler, bu kararın Trump'ın Ukrayna savaşında Moskova'ya meyilli olduğu izlenimini güçlendirebileceğini söylüyor.
ABD yönetimi ayrıca, yurt içindeki benzin fiyatlarındaki artışın yansımalarını hafifletmek amacıyla Kiev'e Rus rafinerilerini hedef alan saldırıları durdurması için baskı yaptı. Uzmanlar, enerji maliyetlerindeki keskin artışı ABD ve İsrail'in yaklaşık 8 ay önce İran'a karşı başlattığı savaşa bağlıyor. Aynı zamanda Trump, ABD ve İsrail'in seçimlerden sonra büyük bir askeri tırmanışa hazırlandığına dair raporlara rağmen, seçimlerden önce İran'a yeni saldırı emri vermeme sözü verdi.
Reuters'a göre anketler, Amerikalıların çoğunluğunun savaşa karşı olduğunu gösterirken, Trump başkanlığa gelmeden önceki seçim kampanyasını yeni dış müdahalelerden kaçınma üzerine kurmuştu. ABD Başkanı,yönetiminin İran'ın nükleer silah geliştirmesini engelleyebilmesi için vatandaşların benzin fiyatlarındaki artışa geçici olarak katlanmalarında ısrar ediyor. Buna karşılık Tahran, nükleer programının sivil amaçlara yönelik olduğunu vurgularken, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ve ABD istihbarat teşkilatları İran'ın nükleer silah geliştirme programını 2003 yılında durdurduğu sonucuna vardı.
Buna paralel olarak bazı Cumhuriyetçi adaylar, Ortadoğu'daki çatışma, Kanada ile ticaret savaşı ve Ukrayna üzerindeki baskılar gibi konularda Trump'ın tutumlarından uzaklaşmaya başladı. Reuters'a konuşan üst düzey İranlı yetkililere göre Tahran, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemileri hedef alarak ve diplomatik çıkmazı kasıtlı olarak uzatarak petrol fiyatlarını yüksek tutmaya ve seçimlerde Trump'a zarar vermeye çalışıyor.
Ancak Beyaz Saray, Başkan'ın yaklaşımını savundu. Sözcü Matt Middleton, "Başkan Trump, İran'daki çatışma nedeniyle piyasalarda yaşanan geçici dalgalanmalar konusunda her zaman nettir, ancak Başkan Trump'ın ekonomik sicili ile Demokratların sunduğu yıkıcı alternatif arasındaki fark açıktır" dedi.
"Aptal, Sorun Ekonomi"
Tarihsel olarak ara seçimler genellikle başkanın performansına yönelik bir referanduma dönüşür ve ekonomik koşullar geniş seçmen kitlelerinin tercihlerini belirlemede en önemli faktör olmaya devam eder. Mevcut gelişmeler, Bill Clinton'ın seçim kampanyasıyla özdeşleşen "Aptal, sorun ekonomi" sözünü yeniden gündeme getiriyor.
Anketlere göre dış politika, seçmenlerin öncelikleri arasında nispeten arka sıralarda yer alıyor; ancak pek çok Amerikalı, Trump'ın uluslararası kararlarının, özellikle de İran savaşı ve gümrük vergilerinin, yaşam maliyeti yükünü artırdığına inanıyor. Chicago Küresel İlişkiler Konseyi, gerçekleştirdiği son ulusal anketin,çoğu Amerikalının Trump yönetiminin dış eylemlerinin ABD'nin uluslararası konumuna zarar verdiğine, iç ekonomiyi ve hanehalkı geçimini olumsuz etkilediğine inandığını bildirdi.
Analistler, Trump'ın geçen yıl Beyaz Saray'a dönüşüne, Washington'un İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulmasına yardımcı olduğu kurallara dayalı uluslararası düzende yaşanan değişimlerin yanı sıra bir dizi müttefikle ilişkilerin bozulmasının ve ABD gücünün sınırlarına ilişkin soruların artmasının eşlik ettiğine inanıyor.
Kongre'nin Kontrolü Dengede
Analizdeki tahminler, Demokratların Temsilciler Meclisi'nin kontrolünü yeniden ele geçirmeye çalıştığını, Senato yarışının ise daha rekabetçi hale geldiğini gösteriyor.Cumhuriyetçilerin meclislerden birini veya her ikisini kaybetmesi, Trump'ın ikinci döneminin son iki yılındaki ajandasını uygulamasını zorlaştırabilir. Yine de Kongre'deki güç dengesinin değişmesi yasa yapıcılara Başkan'ın dış politikadaki yetkilerini kısıtlama konusunda tam bir güç vermeyecektir.
Seçimlerden sonraki asıl soru, Trump'ın yeniden aday olamayacağı "topal ördek" dönemi olarak bilinen görev süresinin son aşamasına girerken, uluslararası arenada daha büyük siyasi kısıtlamalarla mı karşılaşacağı yoksa daha özgürce mi hareket edeceği olacaktır. Washington'daki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden Jon Alterman: "İçeride siyasi olarak kısıtlandığını hisseden pek çok başkan için dış politika, nispeten özgürce hareket edebilecekleri bir alandır" dedi.
Analiz, Trump'ın İran, Rusya, Çin ve Küba'ya yönelik politikasının yanı sıra müttefiklerle ilişkilerinin gidişatının, siyasi hesaplamalar veya seçimler sonrasında önceliklerinin değişmesi nedeniyle birden fazla olasılığa açık kalacağı sonucuna varıyor.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




